Yorulmuşlar!..

A+A-
Rauf DENKTAŞ

ABD’nin Dışişleri Bakanı Sn. Hillary Clinton’ın “Dış Rumlar” toplantısına gönderdiği mesaj çok ilginç. Clinton mesajında “Uluslararası unsur, Kıbrıs sorununun çözümü için harcamakta olduğu sonu gelmez çabalardan duyulan yorgunluğa” dikkat çektikten sonra “Fiili durum fazla uzadı” diyerek Rum tarafını “Liderlerin sonbaharda çözüm için almaları gerekecek katı kararı” desteklemeye çağırmış.
Rum basını Clinton’ın bu açıklamasına kızmış. “Clinton geçmişi unutmuş, Türk istilasından, işgal kuvvetlerinin insan haklarını ihlalinden bahsetmiyor; 36 yılın hatırlattığı tek şey fiili durumun fazla uzatıldığıdır” diyerek saldırıyorlar.
Halbuki, Sn. Clinton’ın bu müdahalesine kızmak hakkı bizde. Kıbrıs Türk Halkının Bn. Clinton’a söyleyeceği çok şey vardır:
1) Kıbrıs meselesinin halli 47. yıla girmişse ve bir sonuç alınamıyorsa bunda ABD’nin suçu en başta gelmektedir. Yunan lobisini memnun etmek için 1964’de, konu BM Güvenlik Konseyi’ne geldiğinde, ABD, “Kıbrıs meselesine” teşhis koymaksızın terör lideri Makarios’u, yasaya-anayasaya-1960 antlaşmalarına-Kıbrıs’ta Makarios’un gizlice silahlandırdığı canilerin yaptıklarına bakmaksızın Rumlardan oluşan bir idareyi meşru hükümet olarak tanımak suretiyle “Enosisi tahakkuk ettirmek için Kıbrıs’ın hükümeti-halkı-sahibi” olmak için ortaklık devletini yıkmış olan bu eli kanlı adamı, meşru Cumhurbaşkanı ve hükümeti olarak tanımış ve tanıtmıştır.
2) Böylelikle Kıbrıs Türklerine, insanlığa yakışmayan bir adaletsizliği bu güne kadar, hiç çekinmeden devam ettirmek suretiyle Kıbrıs Rum idaresine yeni bir ortaklık kurmaları için herhangi bir neden bırakmamıştır.
Sn. Clinton Kıbrıs’ta kalıcı ve adil bir uzlaşma istiyorsa, 1964’den bu yana ABD hükümetlerinin Rum’dan yana siyasetini iyice incelemeli ve bu siyasetin temelini teşkil eden “Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesi, Türkiye’nin gücendirilmemesi” kararına dayalı Acheson planına bir bakmalıdır. Rum-Yunan ikilisi bu planı Türkiye’ye Kıbrıs üzerinde hak tanıdığı için ret etmişti. Annan Planını da bu nedenle ret ettiler. Şimdi Clinton’ın “katı kararlar” tekerlemesinde bildiğiniz gibi ne KKTC, ne de Türkiye’ye hak tanıyan Garanti Anlaşması vardır.
Sn.Clinton 1963’den 1974 Barış Harekâtına kadar “meşru hükümet” olarak Makarios idaresinin Türklere yaptıklarından haberdar değilmiş gibi davranmaktadır. Türk tarafının bunları unutup “katı kararlar” çerçevesinde, Türkiye’nin uzaktan bakacağı bir ortamda, “meşru hükümet” addedilen Rum idaresine monte edilmeye boyun eğmesi beklenmektedir. Sn. Clinton, Hristofyas’ın “Makarios’un izindeyim; EOKA’dan ilham alıyorum; EOKA bize yön gösteriyor” sözlerini hiç işitmemiş ve bu sözlerin Türklere verdiği mesajın ne olduğunu değerlendirmek zahmetine katlanmamış gibi davranıyor ve sene sonuna liderlerin katı kararlar almak zorunda kalacaklarının kabul edilmesini istiyor. Annan Planının yapımcılarından olan ABD’nin Dışişleri Bakanı’nın bir bildiği olmalı ki herkesi “katı kararları” desteklemeye çağırıyor. O halde Sn. Bakan’ın 47 yıllık haksızlığa devam kararlılığı içinde olduğunu tahmin edebiliriz. Rumların lehine tadil edilmiş yeni bir plan hazırlanmaktadır diyebiliriz, hem de içinde KKTC’nin, egemenliğimizin, ikinci eşit ve kendi kaderini tayin hakkı olan bir halk oluşumuzun bulunmayacağı bir plan; Garantilerden yoksun bir kâğıt parçası!
Şimdiden böyle bir oyuna gelmeyeceğimizi, nedenleri ile dünyaya duyurmaya başlamamız gerekmektedir. Dünya kırmızı çizgilerimizi görmeli ve Kıbrıs meselesine tarafsız kişiler olarak gerçekçi bir teşhis koymalıdır.
Sn. Clinton’ın ve garantör İngiltere ile Rusya’nın, Çin’in ve AB’nin bu güne kadar, 47 yıldır, görmek ve duymak istemedikleri gerçekleri en yalın şekilde dünyaya yaymak zamanı şimdidir.

Yazarın Diğer Yazıları