Abdullah Karacan neden öldürüldü?

Abdullah Karacan neden öldürüldü?
Lastik-İş Genel Balkanı Abdullah Karacan dün silahlı saldırıda öldürüldü. Katili tutuklandı. Peki Abdullah Karacan neden öldürüldü? Abdullah Karacan kimdir?

Türkiye Abdullah Karacan'ın ölüm haberiyle sarsıldı. Peki Abdullah Karacan neden öldürüldü. Dün öğlen saatlerinde Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan silahlı saldırıya uğramıştı. Abdullah Karacan ile tartışan S.U., başkanın silahıyla Karacan’ı öldürerek yanındaki iki kişiyi yaralamıştı. Polis ekiplerince gözaltına alınan S.U., isimli emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. İfadesi alınan şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

ABDULLAH KARACAN KİMDİR?

Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayii İşçileri Sendikasının Lastik İş Genel Başkanı Abdullah Karacan 1960 yılında İzmit'te doğdu. Gençliği İzmit Baç mevkiinde geçti. Goodyear'da üretim işçisi olarak çalışma hayatında sendilacıklıkla tanıştı. Sendikacılığın her kademisini gördü ve 2002 yılında yanş 42 yaşında Türkiye'nin en önemli sendikalarından birinde genel başkan oldu

KATİLİN İFADESİ ORTAYA ÇIKTI

İfadesinde önceki sendikanın bir önceki yönetim döneminden kalan işçilerin, yeni yönetim tarafından zorlanacağı işlere gönderildiğini iddia eden S.U., “Bu fabrikaya bir önceki Lastik İş Sendikası başkanı döneminde girdim. Bu başkanla genel başkanın arasının bilmediğim bir nedenle bozuk olduğunu biliyorum. Önceki şube başkanının fabrikaya kabullerin yaptığı, işe aldığı kişilerin çalışmayacakları, zorlanacakları birimlere yönlendirildiler. Bu şekilde mobbing uygulayarak bu işçilerin işten çıkarılmaları sağlandı. Biz de bu durumu anlamak için sendikayla görüştük. Sendika yaşananların kendileriyle ilgili olmadığını bizlere söyledi. Kısım amirlerine dile getirdim. Yaşananların arkasında sendikanın olduğunu ve sendikanın talepleri fabrika müdürüne ileterek gerçekleştirdiğini anladım. Bu sürede benim de yerimin değiştirileceğini duydum. Benim bağırsaklarımda sağlık problemim vardı. Bu yüzden beni gönderdikleri bölümde iyi bir performans göstermem mümkün değildi. Bu performans eksikliği de beni zorlayacak belki de işten ayrılmama neden olacaktı. Bu yüzden ben de geçen hafta sendika genel başkanını aradım, görüşmek istediğimi söyledim. O da bana 'Yurt dışındayım, bakarız' dedi. Kısım amirim bana kendilerinin benden memnun olduklarını ve beni göndermek istediklerini gerekirse sendikayla yüzleşebileceğini söyledi” dedi. 
“Silahın ağzına mermiyi verdi ve bana gel lan dedi” 
Görüşmek istediği genel başkanın kendisine silah doğrulttuğunu iddia eden S.U., “Olay günü sendikaya 11.20 sıralarında kapıdan uğradım. Sendika temsilcisine kısım amirimin kendileriyle görüşeceğini benim kendi bölümümde kalma fikrinde olduğumu söyledim. O arada sendika binasında tüm görevliler vardı ancak ben genel başkanı görmemiştim. Biz toplantı yapıyoruz geleceğiz dediler ben de işime döndüm. Bu görüşme gayet normal gerçekleşti. Ben çalışırken sendikanın temsilcisi bana çabuk gel genel başkan seni çağırıyor dedi. 5-10 dakika sonra peşinden şubeye gittim. Genel başkan bu sırada arkasında birden çok fotoğrafın olduğu bilgisayarın olduğu masada oturuyordu. Temsilcilikte birçok isim ve genel başkan bulunuyordu. 'Merhaba genel başkanım' dedim. Henüz 1-2 adım atmıştım ki genel başkan, belinden silahı çıkararak silahın ağzına mermiyi verdi ve bana 'Gel lan' dedi. Kendisi oturur haldeydi. Silahı bana doğrultmadı elleri masanın üzerindeydi ve silahta elindeydi. Ben silahı görünce korktum benim dışarıya çıkmam lazım dedim ve dışarıya çıktım. Koşar adım güvenlik bölümüne doğru ilerlemeye başladım. Bu sırada peşinden Osman Bayraktar geldi ve 'Sakin bir tavırla konuşacağız' dedi. Ben de beni eninde sonunda yakalarlar diye düşündükten sonra tekrar geri döndüm. Genel başkan yine bir önceki şekilde masada oturuyor ve elinde silahı tutuyordu. Sonra ayağa kalktı elinde hala silah vardı, bana doğrultulmuş değildi bana doğru yürümeye başladı 'Tutun bu pezevengi bu kayıt yapar telefonu elinden alın' dedi. Bunun üzerine elimde olan telefonu aldılar, bu sırada yanındakiler bana yumruk attılar. Ayrıca kollarımdan tutuyorlardı. Ben de kendimi kurtarmaya çalışıyordum ve başımı sallıyordum” diye konuştu. 
“Hesap mı soruyorsan dedi ve bana doğru kafa attı” 
Sendika üyeleri tarafından tehdit edilerek darp edildiğini söyleyen S.U., “Genel başkan iyice yanıma yaklaştı. Bu sırada biz genel başkanın oturduğu tam iç kısmındaydık. 'Sen bu işi neden karıştırıyorsun ' dedi. Ben de 'Bu iş ekmek meselesi' dedim. Bu defa bana 'Senin ekmeğini ben veriyorum pezevenk, bana mı dikiliyorsun. Ben yaptım hesap mı soruyorsun' dedi ve bana doğru kafa attı. Ben başımı çevirdim sağ gözümün altına kafası geldi. Hatta şu anda darp izi de gözükmektedir. Bunun üzerine ben de kendimi kurtarmak için manevra yapmaya çalışıyordum. Bu sırada hepsi birden bana doğru saldırdı. Ben de can havliyle kendimi dışarıya atabildim. Kaçmaya çalışıyordum bu sırada peşimden geldiler. Kıyafetlerimi üzerimden çıkardılar ve beni içeri soktular. Daha önce ismini verdiğim herkes bu eylemlere katıldı. Beni dövmeye devam ediyorlardı. Biri bana 'Başkanın elini öp sen başkana nasıl diklenirsin, nasıl konuşursun' dedi. Genel başkan bana yaklaştı, 'Öp lan elimi' dedi. Silah hala elindeydi. Ben de 'Kimseye biat etmem' dedim. Bunu üzerine silahı bana doğru kaldırmaya başladı ve 'Seni öldürürüm' dedi. Karşılıklı bir haldeydik” şeklinde konuştu. 
“3-4 kez pat pat diye ses geldi silah benim elimde kaldı” 
Darp edildiği sırada silahın namlusunu tuttuğunu belirten S.U., “Ben can havliyle silahın namlusunu tuttum. Benim her iki elimden tuttular diğerleri de beni çekiştiriyorlardı. Bu şekilde masanın arka tarafına doğru hep birlikte birbirimizi sürükleyerek gittim. Benim elim hala silahın namlusundaydı. Silahın kabzasını hala genel başkan tutuyordu. Ben silahı çekiştirmeye çalışıyordum. Hatta namluyu ters tarafa çevirebilmiştim. Namlu sürekli dönüyordu ama bana dönük değildi. Ben spor yaptığım için güçlü bir bünyeye sahiptim. Bu yüzden silahın namlusunu kendimden uzaklaştırabilmiştim. Bu sırada silah patladı. 3-4 kez pat pat diye ses geldi silah benim elimde kaldı başkan yere düştü. Ben de silahla birlikte temsilcilikten yere doğru kaçtım" ifadelerini kullandı. 
"Doğrudan ateş etme eylemi gerçekleştirmedim" 
Kendisini yakalamak isteyenlere doğru ateş ederek kaçtığını anlatan S.U., "Fabrika çıkışına doğu kaçmaya başladım. Güvenlik noktasında taksi vardı bindim kaçtım. Emniyete gitmek üzere yola çıktım arkamdan polis geldi beni aldı silahımı teslim ettim. Doğrudan ateş etme eylemi gerçekleştirmedim. Kimseyi hedef almadım. Ayrılırken genel başkanın yere düştüğünü gördüm. Vücudumdaki tüm yaralanmalar bu olay sırasında meydana gelmiştir" diyerek kendisini savundu. 
Son olarak 1 yıl önce Karacan'la baş başa görüştüğünü söyleyen S.U. şu ifadeleri kullandı: "Bundan 1 yıl önce kadar sendika üyeleri bana bende şube başkanı potansiyeli olduğunu bunu ima edip söylüyorlardı. İzmit'teki tesis bürosuna gittim genel başkanla baş başa görüştük. Bürosuna gittiğimde daha önceki sendika başkanının işe soktuğu kişilerin duvarda listesi vardı. Bu listede benimde adım vardı. Görüşme sırasında 'Ben mafyayım bu işler bildiğiniz gibi değil ben MİT'im benim kardeşim adam öldürdü Adapazarı'na gelir kaldırırım benim böyle bir potansiyelim var' dedi."

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş