Çıkmaz sokak mı?..

A+A-
Ahmet TAKAN

Meclis Başkanlığı seçiminde CHP ile MHP arasında cereyan eden örtülü trafik hakkında, adayların ortaya çıkması aşamasından 3’üncü tur oylamaya anlar kala yaşananları, oldukça titiz ve dikkatli bir üslupla dün sizlere aktarmıştık. YENİÇAĞ’ın manşetten “Perde Arkasındaki Kaset Tartışması” başlığı ile  verdiği haber büyük ses getirdi.
Açıkça belirtmeliyim ki; önceki gün klavyenin başına geçtiğimde alacağımız olası tepkileri hemen hemen tahmin ediyordum. Gazeteciler ile siyasetçiler arasında çok hassas ve ince çizgiler vardır. Bunlar işin doğası gereği zaman zaman kırılmalara uğrar. Yorumlarımızda hürüz, ama haberleri doğru yazmak boynumuzun borcu ve mesleğimizin de olmazsa olmazıdır. Yakaladığım haberleri -dün de belirttiğim gibi- sağlamasını aşırı bir titizlikle yaptıktan sonra, sevdiklerim ve sevmediklerim, şu-bu taraf diye hislerimi asla ve kat’a işin içine katmadan kamuoyunun bilgisine sunarım. Okurlarımızı en doğru şekilde bilgilendirme ilkesinde katiyen geri adım atmam.
Büyük yankı uyandıran haberimiz üzerine dün sabah erken saatlerde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu telefonla aradı. Kılıçdaroğlu,  “Bugünkü haber ile ilgili aradım. (Bahçeliyi kastederek) Böyle bir görüşme hiç olmadı” dedi. CHP liderine yazımdaki “özel mesaj hattını”  hatırlatınca şu cevabı aldım; 
“Hiç olmadı. Bahçeli ile ne dolaylı ne de direkt bir görüşme olmadı yani, Başkanlık konusunda.” 
Sözlerini şöyle tamamladı Kılıçdaroğlu; “Onun dışında aracı olan bazıları oldu ama gidip gelen koalisyonla ilgili... Ama ne Sayın Bahçeli’den, ne de benden herhangi bir şey olmadı. Bilginize sunayım diye aradım.” 
Bu telefon görüşmesinin ardından Deniz Baykal ile Kemal Kılıçdaroğlu görüşmesi gerçekleşti. Görüşme basına “teşekkür ziyareti” olarak açıklandı.
Konuyla ilgili bölüme, Baykal’ın Salı günkü son tur seçimlere Meclis kürsüsüne, yazılı hazırladığı fakat yapamadığı “teşekkür” konuşmasıyla geldiği bilgisini de ekleyeyim.
Neyse!..
7 Haziran’dan bu yana koalisyon ve Meclis Başkanlığı seçimleri ile ilgili yazdıklarımızın neredeyse noktası, virgülüne kadar gerçek çıktığına dikkat çekip, Recep Erdoğan-Deniz Baykal görüşmesi ile ilgili bir yazımda  “Baykal, siyaset sahnesini daha çok karıştıracak”  ifademi de hatırlatıp dün bıraktığım yerden devam ediyorum.
Erdoğan’ın “Koçbaşı” Baykal...
7 Haziran seçimlerinden tek başına AKP iktidarı çıkmaması ve başkanlık macerası suya düşmesi üzerine Recep Erdoğan ustaca tezgâh kurdu. MHP ve HDP’nin dışında yapısı en esnek olan CHP’nin genleriyle oynamak için Deniz Baykal’ı görüşmeye  davet etti. O seçim meydanlarında sürekli “kaset” hatırlatması yaptığı Baykal ise, siyasi hayatının son döneminde “ateşe koşan kelebek” misali soluğu Erdoğan’ın yanında aldı.
Baykal, genel başkanlığı bıraktığından beri kenarda bekleyen bir isimdi. İlk defa Erdoğan görüşmesiyle sahalara dönmeyi başardı. Küllerinden yeniden doğacaktı!.. Oysa, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, her şeye rağmen Baykal’a vefa gösterip, onu Meclis’e taşıyan isimdi. Ona yaptığı bir emrivakiyle Erdoğan ile görüşmeye gitti. Görüşmede Baykal, gönlünden geçen Meclis Başkanlığı için Erdoğan’ın göz kırpmasını bekledi. Erdoğan ise, 2002’den bu yana çok yakından tanıdığı ezeli rakibinin siyasi hırsını iyi etüt etmişti. Kendisine “Meclis Başkanlığı da olur, Başbakanlık da”  şeklinde bir hava estirdi. Bu durum Baykal’a yetti.
Erdoğan, görüşmesinden sonra Baykal’ın diretmesiyle CHP lideri Kılıçdaroğlu kendisini Meclis Başkanı adayı gösterdi. Oysa -her iki taraftaki ortak hava ve beklenti- CHP ve MHP’nin ortak adayı daha önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Ekmeleddin İhsanoğlu olacaktı. Erdoğan’ın balı çalıp siyasi arenaya sürdüğü Baykal, ’Koçbaşı’olarak önce Meclis Başkanlığı seçimlerinde AKP’nin ilk golü atmasını sağladı. 
Deniz Baykal’ın saray tarafından kullanıldığını da nereden çıkarıyorsun demeyin. YENİÇAĞ’ın sıkı takipçileri iyi bilir; 7 Haziran’ın hemen ardından sarayın “tekrar seçim” senaryolarını çok net yansıtmıştık. O zaman ibreli koalisyon formülleri yazan gazeteci ve siyasetçiler, şimdilerde bundan bahsetmeye başladılar!..
Kameraları tekrar saraya çevirelim. Beştepe kaynaklarından ulaştığımız son kulisleri aktarmaya devam edelim; 
Erdoğan’a yakın kaynaklar, siyasi kulislere Ahmet Davutoğlu’nun hükümeti kuramaması halinde “görevi Meclis’in en akili olan Deniz Baykal’a vereceği” yönünde üfleme yapıyor. Baykal’ın yakın çevresi ise “Kılıçdaroğlu, Baykal’ın Meclis Başkanı seçilmesini istemedi, MHP ile anlaşsaydı Baykal, Meclis Başkanıydı, AKP’ye altın tepside sunduk” söylemine sarıldı.
Partileri bölme-kapatma-etkisizleştirme yönündeki en çirkin faaliyetleri her  seçimden önce yaşadık. Anlaşılan projeler devam ediyor. 
Ha, bu arada!..
AKP’nin şu meşhur SESİK birimi var ya; Son toplantısında, HDP’nin doğrudan Kandil’e bağlı 50 şahin vekil, geriye ise sosyalist/sol/liberal 30 güvercin vekili var olduğu ifade edilerek, partinin olağan durumlarda bölünmeye gidebileceği vurgulanmış. Rapor, sarayın masasında.
Satır araları çok önemli!..
Kurulmadan koalisyon yorgunu oldum. Filmin karelerini bir zahmet tamamlayıverin!..

Yazarın Diğer Yazıları