Darbenin Şifresi...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin bütün hatları ile ortaya çıkarılmayışının mutlaka "siyasi!" sebepleri var. Siyasi tarafının açığa çıkması belki de yıllar sürecek. Ancak hukuki olarak tüm gerçeklerin gün ışığına çıkıp asıl darbecilerin belirlenmesi için "Şifre" ortada. Şifreyi çözen haksız tutukluları sonlandırıp yıpranan, tartışılan, güveni sarsılan adaleti de yeniden tesis etmek için önemli adım atmış olur.

Son derece basit şifrelere geçmeden önce yurdun dört bir yanında binlercesi devam eden davalardaki itinasız hazırlanmış iddianamelere değinmekte fayda var. Soruşturmayı yürüten savcıların çoğunluğu TSK'nın yapısını, işleyişini, yazışma kurallarını bilmiyor. Bilmediği için de genel kanaatlerle somut delillere dayanmadan iddianame yazıyor. Duruşmaların bazılarını günlerce izledim. Heyeti oluşturan hakimler de askerlik kurallarından haberdar değil. Öyle ki sanıklara ve avukatlara hangi rütbenin hangi birliğe komuta ettiğini soruyorlar. Sivil hakim ve savcıların bu şifreleri çözebilecek tecrübesi yok. Belki de askeri yargının kaldırılma sebeplerinden biri de bu darbenin şifrelerinin çözülmesini engellemekti. Oysa daha soruşturma safhasında savcılar, polis ifadeleri yerine oluşturulan heyete darbeye karşı direnen tecrübeli subayları yanlarına alıp, bir nevi bilirkişi heyeti oluşturduktan sonra, o subayların değerlendirmelerini göz önüne almış olsa fahiş hatalar olmaz, kurunun yanında yaşlar yanmazdı. İddianameler sapır sapır dökülmez, masumiyet karinesi zarar görmezdi.

Gelelim şifrenin çözümüne...

15 Temmuz gecesi yayınlanan emirler mercek altına alınmalı. Hangi saatte hangi komutanın imzası ile kaç emir yayınlanmış? Yayınlanan yazılı emirler, TSK'nın yüzlerce yıllık geleneğine, yazışma kurallarına uyuyor mu? Her şeyden önce Harb Okulu birinci sınıfta "Askeri Yazışma" dersinin bulunduğunun altını çizmeliyim. Bu ders sadece Harb Okulunda değil, sınıf okullarında ve kurmaylık için akademide de devam eder. TSK'nın "tekammül kursları"nda hatırlatılır.

Kalkışmanın başarısız oluşunun en önemli nedenlerinden biri de darbecilerin bu askeri  yazışmada yaptıkları büyük hatadır. Genelkurmay Karargahında önce "görevlendirme" mesajı yayınlandı ardından "sıkıyönetim bildirisi"... Her iki emrin altında Tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün imzası var. Partigöç'ün görevi Per.Pl. ve Ynt.D. Başkanı. Aralarında Orgeneral, Korgenerallerin bulunduğu yüksek rütbedeki personelin yeni görevlendirme emrinin altında imzasının bulunması eşyanın tabiatına aykırı. Nitekim söz konusu emrin ulaştığı ordu, kolordu, tümen gibi karargahlarda gelir-gelmez şüphe ile karşılanıyor. Darbeciler işte burada çuvallıyor. Bu tip acil emirlerin altında ıslak imza olmaz. Şifreli hattan elektronik ortamda geçer. Darbecilerin ilk anda böylesi fahiş hatayı niçin yaptığı araştırılmalı. Oysa Partigöç o emrin altına Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ya da ikinci Başkan Yaşar Güler'in ismini yazabilirdi. Niçin yazmadığı da sorulmalı elbette... Akar'ın ismini yazmayan Partigöç, acil durumlarda böylesi emirlerin altına İkinci Başkanın adını da açabilirdi. Diyelim ki her ikisi de derdest edildiği için yazılmadı. Emir-Komuta zincirinde görevlendirme emrinin altında Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu'nun ismi yazılsa belki de bu denli şüphe çekmeyecekti. Nitekim atama emrini alan Nöbetçi Amirleri şüpheleniyor ve teammül gereği birinci derecedeki komutan yerine, kurmay başkanını arayıp bilgilendiriyorlar. Kurmay Başkanı da Komutanı arayıp vaziyeti soruyor. Lojistik Komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç, kurmay başkanına "emrin altında kimin imzası var?" diye soruyor. "Tuğgeneral Mehmet Partigöç" cevabını alınca, "S..... et gitsin. Ben karargaha geliyorum. Personele haber verin. Bu işin içinde bir şey var" diye uyarıyor. Ve emrin geçersiz olduğunu vurguluyor. Aynı şekilde 3 ncü Ordu Komutanı İsmail Serdar Savaş, 7 nci Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz, Jandarma Asayiş Komutanı İsmail Metin Temel gibi isimler bu emrin geçersiz olduğunu ilan ediyorlar. 2'nci Ordu Komutanı Adem Hududi de biraz geç anlıyor. O anda karar veremediği için sıkıntı yaşıyor.

Partigöç'ün yayınladığı görevlendirme listesinde adı bulunan, dahası terfi edenlerin bir bölümü "Olmaz öyle şey!" diyerek bir fırıldağın çevrildiğinin farkına varıyorlar. Bir kısmı tenzili rütbe ile görevlendirilmiş. Tuğgeneral, Albayın yardımcısı konumuna girmiş. "Hadi Oradan!" diye uyanmışlar. Ve darbeye karşı çıkmışlar.

Soruşturma esnasında bazı kriterler var. Ancak sadece görevlendirme listesinde adı var diye tutuklu olanlar için ayrıntılı araştırma yapılmamış. Dahası görevlendirmede ismi olduğu halde halen görevde, terfi eden personel de var. Mahkemeler bu şifreyi çözebilmek ve bir an önce adaleti tesis edebilmek için derhal "bilirkişi heyeti" oluşturmalı. Genelkurmay'da bu konuda Cumhurbaşkanlığı nezninde girişimde bulunarak tasfiyenin, hukuki katliamın önüne geçmelidir.

Yarın şifrelere devam edeceğiz...

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları