Fakirleştir, yardım et, oy topla!

Ak Parti iktidarının politikası, insanları fakir bırakmak, insanları kendisine muhtaç ettirmek.

İnsanların aç kaldığı, evine ekmek dahi götüremediği biline biline fakir bırakıldılar.

Niye fakir bırakıldılar? Kendilerine muhtaç ettirmek için. İçimden öyle ağır sözler geçiyor ki... Neyse diyorum, yutkunuyorum.

Devlet halkını aç bırakır mı?!

Ülkeyi yönetenler halkına bakarak kendilerine hiza vermeliler. İnsanlarımız karınlarını doyurana kadar masrafları kısmalılar. Mutfaklarında kaynattıkları tencere üçse bire indirmeliler. Yatarken yedikleri kestane balını, hiç olmazsa, tahinli pekmeze dönüştürmeliler. Ve alışverişlerini, mahallenin kasabından, sebzelerini halk pazarından yapmalılar.

Görüyoruz ki iftar sofraları düzenleniyor. Baktım, “başımızdaki” bir evde iftar sofrasında. Orta halli bir sofra. Daha önce ramazanlarda, yer sofrasında iftar ediliyordu. Odanın bir tarafında da masayı görüyordunuz. Bu yılki iftarda ise masada orta halli sofra kurulmuş.

Bu görüntünün de bir manası var. 31 Mart’ta mahallî seçimler yapılacak. Çok az kaldı. Mutlaka belli şehirleri, özellikle kendileri için var oluş sebebi gördüğü İstanbul’u almak istiyorlar Reis Bey’imiz.

Böyle bir sofranın anlamı, işte eskiden fakirdik, şimdi yine en fakirin evindeyiz ama fakir denirse! Sofra düzenini görüyorsunuz. Türkiye’nin yüzyılındayız, demek istiyorlar.

O ev sahiplerini tenzih ederim. Onların kapıları çalınmış, bir sofra kumuşlar, söyleyecek sözümüz yok. Ama biz tercihlerden bahsediyoruz.

(Bir şüphemi söyleyeceğim... İktidardakiler büyük badireler atlattılar; bir kanlı darbeye maruz kaldık. “FETÖ’cü” dediklerini toplaya toplaya bitiremediler. Yüzbinler şimdi damgalı. Binlercesi içeride yatıyor, binlercesi kaçak görünüyor. İftar için bir eve girerken, mutlaka o ev inceden inceye araştırılmış ve hatta yemekler hazır getirilmiş veya mutfakta bir gözetici bulundurulmuştur.)

***

Açlığa, sürünmeye, dilenmeye mahkûm edilen emekliler seslerini yükselttikçe, tepedekiler kendilerince formüller arıyorlardır. Son çıkan haberlere göre buldukları formül, fakire sen fakirsin fakir kal demeye geliyor.

Habere göre; Ak Parti yönetimi emekliler için çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyormuş.

Emeklilere sosyal yardım sağlanacakmış. Hane geliri asgarî ücretin altında kalan emeklilere nakdî olarak yakıt, doğal gaz, elektrik, su ve gıda yardımı yapılacakmış.

Yeni Şafak’ta yer alan habere göre, yardımdan faydalanmak isteyen emekliler, ek gelirlerinin olmadığını ve kirada oturduklarını belgeledikleri takdirde nakdî destek ödeneğinden yararlanmaya hak kazanacaklarmış.

Yeni düzenlemeyle emekli, dul ve yetim aylığı alan hanelerin de toplam gelirleri 17 bin 2 lira seviyesine yükseltilecekmiş.

Açık açık söylesinler... Biz emeklilere, dullara, yetimlere sadaka vereceğiz, razı olan gelsin kapımızı çalsın.

5 Mayıs 2023’te, ta 1992’de, ANAP’ın iktidarda olduğu, enflasyonun fırladığı, paranın değerinin çöktüğü dönemde bir başka gazetede çıkan “Emekli olmaya gör...” başlıklı yazımı vermiştim. Yazı “Bir gün telefonda, ‘Biz emekliyiz, karnımızı do­yuramıyoruz... Yazın bunları... yazın...’ diyor ve arkasını getiremiyordu. Hıçkırıklarını duyuyordum.” diye başlıyordu.

Geçmişten ibret alınmadığını göstermek için bu yazıyı hatırlatmıştım. Ne demiştim:

“Türkiye'de bütün insanların mutlu olmaya hakları vardır ama yaşlı insanlar daha çok mutlu olmayı hak etmişlerdir. Yeni nesli onlar yetiştirmişler, devletine, milletine onlar hizmetlerini itmam etmişlerdir. (…)

Türkiye'de olmayacak, olmaması gereken şeylerin kavgası veriliyor. Kavgasının yapılması gereken şeyler göz ardı ediliyor. ‘Politika’ dediğimiz zaman kaygan bir zemin, ‘politikacı’ dediğimiz zaman ‘kaypak’ insan anlaşılıyorsa, bunları halkımızın kafasından silmek zordur. Ancak imkânsız değildir.

İnsanlar geçinememenin kıskacı içinde bunalıyor. İnsanlar çaresiz... Başvuracak merci bulamıyor. İnsanlar ağlıyor. Evet, Türk insanı bu noktaya getirildi. Çarenin hiçbir zaman tükenmeyeceğini söyleyenler, çareyi mutsuzlukta mı arıyorlar?”

Ak Parti’nin iktidarı hakikatin çareyi mutsuzlukta arıyorlar.

Biliyorsunuz o dönemde ANAP iktidardaydı. Yazının devamında, “ANAP yerine Ak Parti'yi, Turgut Özal yerine Recep Tayyip Erdoğan'ı, hayalî ihracat yerine ihaleleri koyun... Eski paradan beş sıfırı atın... Değişen bir şey yok. Yalnız bir fark var: Yazımızın çıktığı tarihte 1 dolar 7 lira idi. Bugün ise 1 dolar 20 lira.” diyorum.

5 Mayıs 2023’te 1 dolar 20 lira, 9 ay sonra 1 dolar 33 lira!

Olacak şey mi?

Nereye gidiyoruz?!

Yazarın Diğer Yazıları