Gazetecilik mi dediniz?..

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Demokrattan geçilmiyor memlekette. Hoşgörü, özgürlük, insan hakları derken casusluk, ajanlık gibi faaliyetlerini bile fikir özgürlüğü kapsamına dahil ediyorlar. Türk ordusunun planlarını çalıp Yunan genelkurmayına vermek bile gazetecilik mesleğinin icraatı öyle mi? Kimse kusura bakmasın ama gerçek anlamda askeri casusluğu masum gösterme çabaları arkasında iyi niyet aramadığım gibi  “cürüm oluşturma”  bir başka deyimle suç ortaklığı izlerini arar ve bulurum. Lafı uzatmayalım Bavul dolusu sahte belgeler ile Türk Ordusunu hedef alan çalışmalar bazıları tarafından fikir çerçevesinde değerlendirmiş ve Bavulcu’nun tutuklu yargılanmasına karşı çıkılmış. Ne zamandan beri gizli askeri belgelerin ifşası gazetecilik oldu bilmem ama gazetecilik ve meslek dayanışması adına bavuluyla ünlenen kişiyi masum gösterme girişimlerini affetmek, onun yaptıklarını gazetecilik mesleği ile bağdaşdırmayı asla kabul edemem. 
Türk Ordusunun birikimlerini muhtelif tehlikeli durumlarda Meriç Nehrini aşarak düşmanı bertaraf etme planlarının Yunan devletinin eline geçmesi ciddi bir casusluk faaliyeti sayılmaz mı? O Yunan ordusunun generalleri ele geçen planı gördüklerinde dudakları uçuklamıştır. Türk Ordusunun kendi topraklarını kendilerinden iyi tanıyışı savaş ihtimalinde ciddi mukavemetle karşılaşmadan ülkenin içlerine kadar ilerleyişine akıl sır erdirememişlerdir. Planın ele geçmesiyle karşı harekat için yeni planlarını devreye sokmak zorunda kalmışlar bu yüzden askeri birliklerin yerlerini değiştirmiş, hesapta olmayan askeri harcamalar yüzünden sıkıntı yaşamışlardır.  “Ergenekon ve Balyoz davaları olmasaydı Ege adaları üzerindeki hakimiyetimizi perçinleyemez, 16 yeni adayı işgal edemezdik” diyen Yunan kurmaylarıdır. O kurmaylara servis yapanlar ise gazeteci kılığına girenlerdir. 
“Fatih Camisi’ni bombalayacaklardı, kendi uçaklarımızı düşürüp, stadyumlarda on binlerce kişiyi gözaltına alıp tutuklayacaklardı” haberlerine ne yazık ki bu ülkenin yüzde 70’e yakını inandı o zamanlar. Bugün o tablo tersine dönmüş yüzde 70’ten fazlası kumpas dese de bazı konularda iş işten geçmiştir. Türk Ordusunun 20 yıllık komuta kademesi değiştirilmiştir. Türk Ordusu’nun uğradığı tahribatı tamir edebilmek için 20 yıldan fazla zamana ihtiyaç vardır. 
Bavulcu’yu savunma adına  “Bırakın dünkü çocukları. Bir derdiniz varsa bana sorun o haberleri manşetlere ben taşıdım. Bugün yine taşırım sorusu olan hâkim, savcı bana sorsun” nidalarıyla Ahmet Altan şimdi kahramanlığa soyunuyor. Hâkimlere, savcılara, HSYK, Yargıtay, Adalet Bakanlığı, hükümet ve hatta Cumhurbaşkanlığı’na meydan okuyan Ahmet Altan’ın özelliği nedir. Aldatmak adlı romanıyla aldatmanın tadına varıp, teşvik eden Altan’ın bu süreçteki görevi nedir? Altan, Taraf projesi ile kimlere hizmet etmiştir? Taraf’ın kağıt giderlerini kimler karşılamıştır, baskıları hangi matbaalarda yapılmıştır? Taraf’ı desteklemek için devlet bütçesinden neler çıkmıştır? Hangi konulardan yönlenmiştir? Muhabir ve gazete yöneticileri maaşlarını alamazken Ahmet Altan ve Bavulcu nerelere seyahat etmiştir? Perdeyi biraz aralayalım bakalım neler dökülecek.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları