'Ne Paralel'i ya!'

A+A-
Arslan TEKİN

Kıvırmayın... A. Öcalan'a zamanında övgüde yarışa girenler, şimdi "Dolmabahçe Mutabakatı yoktu." diyorlar.

Kimi inandırabilirsiniz?!

Herhâlde "Çalıyorlar ama çalışıyorlar." diyenler, "Mutabakat imzalıyorlar ama PKK'yla mücadele de ediyorlar" diyorlardır!

AKP, bir kere bazılarının kanına girmiş, gerçekleri görürler ama yine de vazgeçmezler.

Suç muhalefet partilerinin! En çok muhalefet etmesi gereken MHP'nin mevcut yönetimi aklını koltuğa takıp Saray'dan medet umar "Görmedim, duymadım, bilmiyorum..." der, misyonunu toprağa gömerse, AKP'liler de istedikleri gibi topaç çevirirler. Şu sıralar arada çıkarılan ses ise, R. T. Erdoğan'a "rica"dan öteye geçmemektedir.

Allah'tan korkun! Dolmabahçe'de açık açık Damat Ferit görüntüsüne girdiniz! Bir Mustafa Sabri eksikti. (M. Görmez, onların adamı; çağırsalardı koşa koşa gelirdi.)

O meş'ûm gün: 28 Şubat 2015. (Yakın tarihimizde iki 28 Şubat var: Birinci 28 Şubat 1997 Örtülü Darbe günü; ikinci 28 Şubat 2015 Türkiye'nin dilimlendiği Dolmabahçe Mutabakatı günü!)

PKK ile mutabakatın tarihinde yanılmayayım diye girdim, "Dolmabahçe Mutabakatı ile ilgili görseller" başlığı karşıma çıktı. İkinci Sevr Antlaşması'nın okunduğu "tarihî gün"ün fotoğrafları dizi dizi. Dikkatle inceledim, Türk bayrağı var ama PKK'nın çaputu yok! Olmadı şimdi! Mutabakat sağlandığına göre ikinci merhalede PKK'nın çaputu da Türk bayrağının yanına konacaktı muhakkak! ("Türk bayrağı" diyorum ama AKP'nin has adamlarının derûnunda o "Türk bayrağı" değil; "devlet bayrağı"dır. AKP'nin gözde gazetecisi Hilâl Kaplan, HDP/PKK'nın eş başı Selahattin'den mülhem, "Adı 'devlet bayrağı' olsun." demişti. Sanırım, AKP yönetimi de, tabiî ki Saray'dakiler de farklı düşünmüyordur. Bunda bari müraî olmayın, asıl fikrinizi söyleyin!)

Mutabakat odasının duvarında M. Kemal Atatürk'ün fotoğrafı asılıydı. Hâlbuki Habur rezaleti sırasında, PKK militanlarının ayağına gidilip sözüm ona mahkeme kurulduğunda, PKK'lıları gücendirmemek için, Türk bayrağı konulmamasına ve Atatürk fotoğrafı asılmamasına özen gösterilmişti. Dolmabahçe Sarayı'nda PKK'ya ayıp edilmiş! Mutabakat metnini imzalayacak delege sayısı da eşit değildi! Dördü Ak Parti Hükûmeti tarafı, üçü PKK/HDP tarafı. PKK/HDP eksik gelmiş. Sanırım, metni hazırlayan A. Öcalan olduğu için, ruhaniyeti aramızda, diye düşünmüşlerdir!

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan hemen yanında, diğer üç hükûmet temsilcisi Yalçın'ın sağ yanında, Filmci Sırrı'nın aksanlı okuduğu İkinci Sevr Antlaşması'nı âdeta huşu içinde dinliyorlardı.

PKK ile müzakereleri bizzat yöneten, mutabakat odasında oturma düzenini bile bizzat ayarlayan Reis'in, metnin kendi iradesi dışında okunduğunu düşünebilir miyiz? Bir hata edilmiş ve hemen farkına varılmış, masaya tekme vurulmuştur Elbette tarih bugünleri didik didik edecek ve "Baş müzakereci"nin neden masaya tekme attığını yazacaktır. Biz görür müyüz? Sanmıyorum. Gelecek nesiller gerçekleri öğrenmelidir.

Neden icap ettiyse, Reis, mesele nisyana terk edilmişken, birden çıkıp "Ne mutabakatı ya!" dedi. Tartışma alevlendi. Bence dili sürçtü. "Ne Paralel'i ya!" diyecekti. Ağızından "Ne mutabakatı ya!" sözü çıkınca geri dönemedi!

  • Yorumlar 12
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları