Saraya boyun eğmedi bedelini canıyla ödedi

İlahiyatçı yazar Sadık Güner, yeni romanı "Bedel"de İmam-ı Azam Ebû Hanife''nin ölümle noktalanan kutlu mücadelesini okuyucuyla buluşturuyor.

İmam-ı Azam''ın iki amansız düşmanı vardı: Sultanlar ve âlimler.

Haksız uygulamaları ve halka yaptıkları zulüm nedeniyle kendilerine savaş açtığı için sultanların hedefindeydi. Onlar, ya diğerleri gibi sarayın emrine girip ısmarlama fetvalarla işlerini kolaylaştırmasını veya bunu kabul etmezse halk nezdinde ve ders halkalarında, eleştirmek yerine icraatlarını destekleyici konuşmalar yapmasını istiyorlardı. O ise canını, Allah için hakkı ayakta tutma uğruna adamıştı; ne emîrlerin maaşlı fetvacısı olup haksızlıklarına ve masum canlara kıymalarına meşruiyet kazandırabilir ne de halkı canından bezdiren zulümlerine sessiz kalabilirdi. Haksız işlerini hem öğrencileri hem de halk arasında şiddetle yeriyor, hem yönetimi hem de hukuksuzluklara fetva veren saray ulemasını itibarsızlaştırıyordu.

Böylece otoritesini zayıflattığı sultanların yanında bir de saray ulemasının saldırılarına maruz kalıyordu. Sultanlar, çok büyük baskılar ve eziyetler ettiler. Fetva vermesini yasakladılar, hücrelere attılar, işkence ettiler ve nihayet öldürdüler. Ama onların savaşı, hepsinin kendi dönemi ile sınırlı kaldı. Darbenin büyüğü ise âlimlerden geldi. Onların saldırıları asırlara yayılarak Müslümanın zihnini bulandırmaya devam etti, kıyamete kadar da devam edecek. Çünkü onların dedikodu ve iftiraları, kendisinin de ifade ettiği gibi arkalarında iz bıraktı. İslamî ilim çevrelerinde halen büyük itibar gören âlimler, fakihler, hadisçiler; ona, ağıza alınmayacak büyük iftiralarla saldırdılar. Bunların arasında ne yazık ki elinden beslenen öğrencileri, halen "Hazret" sıfatıyla anılan devrin kadıları ve mezhep imamları dahi bulunmaktadır.

KDY Yayıncılık Tel: (0212) 519 87 20

***

Sanat ve edebiyat sığlaşıp çölleşirken...

Emperyalist kültürün en son ve en çürümüş biçimi olan postmodernizmin ulusal kültürümüzde yarattığı büyük yıkımın doğrudan ve dolaylı sonuçlarını araştırmacı yazar Mehmet Ulusoy, "Asya Çağında Kültür ve Sanat" adlı çalışmasıyla gündeme taşıyor. Ulusoy, konuyu, sadece pasif-gerçekçi bir perspektifle düz bir ayna tutup incelemiyor. Sorun, eleştirel, tartışan ve seçenekler öneren ya da seçeneklere ilişkin bir perspektif sunmaya çalışan yaklaşımla derinlemesine ele alınıyor. Kitap, kültür ve sanat alanında, emperyalizme ve Orta Çağ gericiliğine karşı mücadelenin önemli bir ögesini oluşturuyor. Bu alanda var olan boşluğu doldurma çabasına anlamlı bir katkı sunan kitapta cevabı aranan sorulardan bazıları şöyle:

*Çağımızda sanat ve edebiyatta yaşanan sığlaşma, bayağılaşma ve çölleşmenin nedenleri, kaynakları nelerdir? *Sanatta estetik nitelik, anlam, yücelik, gerçeklik duygusu değerini yitirdi mi? *Estetikte her şey biçimden mi ibaret, içeriğin önemi kalmadı mı? *Sıradan ve bayağı olanla nitelikli olan arasındaki ayrım ortadan kalktı mı? *Her şey sanat, herkes sanatçı olunca sanatın bir anlamı kalır mı? *Bilgi ile cehaletin, bilgelik ile hödüklüğün farkı kalmadı mı? *Etik, estetik ve bilim birbirinden tamamen bağımsız disiplinler midir? *Yoksa aralarında toplumsal, insani idealler ve amaçlarla birbirlerini koşullayan, zorunlu kılan bir bütünlük, tamamlayıcılık yok mu? *Etiksiz bir estetikten söz edilebilir mi, ya da alçaklığın, pornonun, çürümenin estetiği olabilir mi? *150 yıllık aydınlanmacı, toplumcu ve ulusal sanat-edebiyat birikimimiz ve değerlerimiz son elli yıllık küreselci, postmodern yıkım ve ihanetle nasıl yok edildi? *Bu büyük yıkıma, kirlenme ve çürümeye Türkiye''nin aydını ve sanatçısı neden yeterince direnemedi? *Ya da belli bir direniş olsa da neden fazla etkili olmadı? *İçine girdiğimiz kamucu ve paylaşmacı Asya çağında aydınlanmacı, ulusal ve toplumsal bir kültür ve sanattan ne anlamalıyız? *Batı merkezli kültür ve sanat anlayışına karşı maddi ve manevi potansiyel gelişme olanakları nelerdir? *Doğu merkezli evrensel bir kültür ve sanat atılımının dinamiklerini nasıl tanımlamak gerekir; bu enerji, yeni bir çağ ve kültür oluşumunda neden tayin edici önemdedir?

Berfin Yayınları Tel:(0212) 513 79 00

***

HAFTANIN KİTABI

Değerlerimizi sahiplenelim

Prof. Dr. İsmail Yakıt, "Türklüğü Tartışılan Meşhurlar" kitabında Türk kültürünün en önemli şahsiyetlerinden Farabi''nin, İbnî Sina''nın, Birunî''nin, Selahattin Eyyubi''nin, Sühreverdi''nin, Mevlana''nın, Mimar Sinan''ın ve Mehmet Akif Ersoy''un hem yaşadıkları dönemlerin hem de günümüzün önemli yerli ve yabancı kaynakları ışığında "Türklüklerini" ortaya koyuyor. Bir millet yetiştirdiği büyük adamlara sahip çıkmasını bilmeli ve onlara gereken önemi göstermelidir. Onları ideal birer şahsiyet olarak hem kendi nesline hem de beşeriyete sunmasını bilmelidir. Büyük adamlar veya tarihe mal olmuş önemli kişiler, mutlaka birileri tarafından ilgili olsun olmasın bir şekilde sahiplenilmişlerdir. Bugün Türkiye, gerek Türk dış işlerinde ve gerekse kültür politikasında, geçmiş Türk büyüklerine sahip çıkma gibi bir geleneği olmadığından meydanı boş bulan herkes, bu değerlerimize kolayca el uzatabilmektedir. Türkiye''nin böyle giderse gelecek nesillere, atalarından yadigar olarak aktaracağı, gurur duymalarını sağlayacağı kültürel ve manevi mirası kalmayacaktır.

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

***

Baba-oğulun dayanışması

Otizmli çocuğunu hayata kazandırmak için her türlü fedakarlığı üstlenmiş bir baba olan Korhan Berktaş, bu serüvenini "Sen Benimsin Ben Senim" adıyla kitaplaştırdı. Otizmle ilgili farkındalık yaratmak, yaşadıklarını paylaşmak suretiyle, aynı durumla ilk kez karşı karşıya gelen ailelere rehber olabilmesi amacıyla böyle bir kitabı kaleme aldığını belirten Korhan Berktaş, "10 yıldır engel tanımadan sivil toplum kuruluşlarında mücadele ettim. Bu kitabı, oğlum Emircan ile birlikte yürüttüğümüz mücadelenin bir parçası olarak sizlere sunuyorum" diyor.

Göl Kitap Tel:(0216) 346 46 31

***

KÜTÜPHANEMDEN:

Farklı pencereden İstanbul''a bakış

Gezi yazarı ve hikayeci kimliğinin yanı sıra çevre bilimci, hayvan ve çevre hakları savunucusu bir isim olarak da öne çıkan Buket Uzuner''in dikkat çeken eserlerinden biri olan "İstanbullular" 2007''de okurla buluşmuş. Everest Yayınları''nın bastığı romanını Buket Uzuner, okurlarına şöyle takdim ediyor:

İstanbullular romanı, Atatürk Havalimanı dış hatlar terminalinde, sevse de sevmese de hepsinin İstanbul''la gönül, iş, ekmek, yurt ve/veya kimlik bağları olan, 15 kişinin hayatla, kendileriyle, hiç beklenmedik büyük bir tehditle ve İstanbul''un kendisiyle yüzleşmelerinin hikâyesini anlatıyor.

Yaz 2005... Yalnızlıklar ve imkânsız aşklar şehri İstanbul. Atatürk Havalimanı. Belgin, Ayhan ve diğerleri... Sonunda artık hiçbirinin eskisi gibi olmayacağı 4 saatlik serüven. İstanbul''un kendisinin de bir anlatıcı karakter olduğu roman, modernitenin ve şehrin sınırında; genetik bilimciden-gurbetçi işçiye, taksi şoföründen-ünlü bir heykeltıraşa, tuvalet temizlikçisinden-mimarlar odası eski başkanına kadar İstanbullu 15 kişinin yollarının kesiştiği bir ortamda, yüzyılımızın göçlerle genişlemiş İstanbul''undan, dolayısıyla Türkiye''sinden bir kesit sunuyor. Bir İstanbul romanının en olmazsa olmazı aşksa elbette baş köşede yer alıyor!

Bütün bunları seyrederek bizlere aktaransa, imparatorluklar şehri; Pagan, Hristiyan ve Müslüman kültürüyle yoğrulmuş, görmüş geçirmiş, soylu, dünyanın 2700 yıldır menopoza girmemiş tek dişisi, güzeller güzeli, şehirler ecesi İstanbul''un kendisidir. (Ahmet Yabuloğlu)

----------------

VİTRİNDEKİLER

Yanlış Adım

Maria Adolfsson

Çınar Yayınları

Tel:(0212) 243 17 04

------------

Hatemü''l Enbiya

Celal Nuri İleri

Elips Kitap

Tel:(0312) 475 40 33

-----------

Delice Coşkun

Elin Cullhed

Kırmızı Kedi Yayınevi

Tel:(0212) 244 89 82

--------

Kam Ana''dan Masallar

Hilal Koçyiğit

Ötüken Neşriyat

Tel:(0212) 251 03 50

Yazarın Diğer Yazıları