Selçuk Özdağ bana anlattı (1)

A+A-
Arslan TEKİN

Selçuk Özdağ beni aradı.

Doç. Dr. Selçuk Özdağ Ak Parti'den Manisa milletvekili. AK Parti'nin Genel Başkan Yardımcılığını yaptı. Ülkücü Hareket'ten gelmedir. 12 Eylül öncesinde Manisa Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı. Yedi yıl hapis yattı.

Selçuk Özdağ, TBMM Darbe Komisyonu Başkan Vekili idi. Bank Asya'dan kredi çektiğini söylemişti:

"Ben milletvekili olduğum zaman 120 bin lira kredi çekecektim. Milletvekillerine en ucuz 0,9'la Bank Asya veriyordu, Bank Asya'dan çektim. Dört yıl sonra ödedim. Eğer ben profesör olsaydım üniversitede, şimdi atılmış olacaktım, kriter buysa. Lütfen hassasiyet gösterelim."

"Adalet tecelli eder mi?" başlığı altında 12 Mart 2017 günü, FETÖ mağdurlarına dair şunları yazmıştım:

"Gelin, bir ölçü koyun. Ölçü Ak Partililer olsun... Fethullah'la fotoğraf çektirenler (12 AKP milletvekili gibi), Fethullah meczubunu yere göğe koyamayanlar (Bekir Bozdağ gibi), mekteplerinde okuyanlar (Berat Albayrak gibi), bankalarından kredi çekenler (AKP milletvekili Selçuk Özdağ gibi) ölçü alınsın. Ne dersiniz?"

"Çiğ yemedim ki karnım ağrısın." tam burada söylenecek deyim. Kendilerinden korkanlar, bağlantıları olanlar, "yandaş taifesi" gibi hakka, hukuka, hakikate, mağduriyete sırt çevirenler, ileride sürekli kanayacak derin yarayı görmek istemedikleri gibi bir de tuz basıyorlar.

Düşünüyorum da, oldum olası mağdurlar için yazmışım. Ta lise yıllarından beri... 28 Şubat mağdurları için kalemimi sivrilttim. R. T. Erdoğan şiir okudu diye hapsedilince haksızlığı haykırdım. 2003'te, eğer darbe olursa, kıyasıya tenkit ettiğim R.T. Erdoğan'ın yanında olacağımı açık açık yazdım. Ergenekon, Balyoz ve mütemmim cüzü davalarda yine haksızlığın üzerine gittim.

F. Gülen'in tuzağına düşürdüklerinin mağduriyetini yazan da biziz.

Ak Parti'den "Çiğ yemedim ki karnım ağrısın." diyebilen bir kişi çıkabildi: Selçuk Özdağ.

Selçuk Bey, yazımda adı geçtiği için aradı. Bekir Bozdağ hemşehrimin de, gazeteci ağabeyimiz Sadık Albayrak'ın oğlu Berat'ın da bizi aramasını beklerdik.

Selçuk Özdağ ile konuşmamız tarihe düşülen bir not mesabesindedir. Muhaveremizi aynen veriyorum:

- Geçen gün bir yazınızı okudum. Bir atıfta bulunmuşsunuz.

- Bir sözünüze dayanarak...

-Tabiî, tabiî... O sözü söyledim ama ötekilerden ben farklıyım efendim. Bahsettiğiniz örnekler. Bu lafı komisyonda söyledim. Niçin söyledim? Bakın, kriter bu olmasın, kriter hukuk olsun. Ötekilerin hangi saikle teşrik-i mesaileri var bilemem. Benim burayla iltisakım, sadece ve sadece o gün ucuz krediyi burası verdiği için kredi çektim. Gönül bağım olduğu için çekmedim.

-Benim de söylemek istediğim o zaten.

- Ama onlarla beraber yan yana gelince sanki Selçuk Özdağ da bunlarla birlikte, iltisakı var...

-Hayır, hayır... O mantıkla yazmadım. Normal hayatta birtakım ilişkiler olacaktır. Bu ilişkilerde, gönül bağı olsa da yapanlar vardır, gönül bağı olmasa da yapanlar vardır. Çünkü banka açık, önünden geçiyor, ya şu faturamı şurada ödeyeyim diyenler giriyor içeri ama o adamlar o ödemeyi yaptıkları için işten atılıyorlar. (Devamı yarın.)

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları