Bilim kurgu filmleri, izleyicilere hayal gücünün sınırlarını zorlayan senaryolar sunar. Bunlardan en dikkat çekici ve popüler olanı ise "zamanda yolculuk" kavramı.
"Back to the Future" (Geleceğe Dönüş), "The Terminator" (Terminatör) ve "Avengers: Endgame" gibi yapımlar, zamanda yolculuğu sadece bir kurgu olarak değil, aksiyon dolu hikayelerin merkezine yerleştiriyor. Ancak bu kavramın, bilim dünyasında da tartışılan ve zaman zaman gerçek olabilme potansiyeli taşıyan bir konu olduğunu biliyor muydunuz? İşte tüm detaylar...
ZAMANDA YOLCULUK: FİZİKSEL OLARAK MÜMKÜN MÜ?
Zamanda yolculuk fikri, bilim insanları tarafından çok uzun yıllardır inceleniyor. Ancak, bu konuda yapılan araştırmaların çoğu, teorik fizik alanıyla sınırlı.
Dr. Kip Thorne, Nobel ödüllü fizikçi ve zaman yolculuğu üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir isim.
Thorne, "Eğer zaman yolculuğu mümkünse, bunun, Einstein’ın görelilik teorisine dayalı olarak mümkün olabileceğini düşünüyoruz" diyor. Görelilik teorisi, zamanın ve uzayın birbirine bağlı olduğunu ve büyük kütlelerin ya da hızların zaman üzerinde etkiler yaratabileceğini öngörür. Bu da demektir ki, uzay-zamanın bükülmesiyle bir tür "zaman kapısı" açılabilir.
Thorne'un öne sürdüğü "solucan delikleri" teorisi, zaman yolculuğunun temelini atmaktadır. Solucan delikleri, uzay-zamanın içinde bir tür tünel olarak işlev görebilir ve teorik olarak bir noktanın zaman içinde başka bir noktasına ulaşmak için kullanılabilir. Ancak, bu tünellerin varlığı henüz gözlemlenmemiştir ve onları kullanmak için gereken enerji düzeyleri, mevcut teknolojiyle imkansızdır.
ZAMANIN DOĞASI VE GÖRELİLİK
Albert Einstein’ın görelilik teorisi, zaman ve uzayın birbirine bağlı olduğunu öne sürer. Bu teori, zamanın sabit bir hızla aktığına dair klasik anlayışı yıkmıştır. Dr. Albert Einstein’ın 1905'te ortaya koyduğu özel görelilik teorisine göre, ışık hızına yaklaşan bir nesne, zamanın daha yavaş geçtiğini deneyimler. Bu da demek oluyor ki, ışık hızına yakın hızlarla hareket eden bir uzay aracı, zamanın akışını yavaşlatabilir ve bu şekilde "geleceğe" yolculuk yapılabilir. Ancak, bunun için gereken hızlara ulaşmak şu anki teknolojiyle mümkün değil.
Dr. Brian Greene, ünlü fizikçi ve zamanın doğasına dair birçok yazı yazan bir başka uzman.
Greene, zamanın "gerçekten" nasıl işlediğini anlamanın, modern fiziğin en büyük gizemlerinden biri olduğunu belirtiyor. "Zaman yolculuğunun fiziksel sınırlarını anlamak, evrenin temel doğasını kavrayabilmek için oldukça önemlidir" diyen Dr. Greene, zamanın aslında bir "dönüşüm" değil, bir "ilgi alanı" olduğunu savunuyor. Yani, zamanın bükülmesi, fiziksel bir fenomenin sonucu olarak gerçekleşebilir.
ZAMANDA YOLCULUK VE KUANTUM MEKANİĞİ
Zamanda yolculuğu anlamak için yalnızca görelilik teorisi değil, aynı zamanda kuantum mekaniği de önemli. Kuantum mekaniği, atom altı parçacıkların davranışlarını anlamaya çalışan bir teori.
Kuantum düzeyde, parçacıklar bir anda farklı durumlarda bulunabilirler. Bu tür belirsizlikler, bazı bilim insanlarının zaman yolculuğuna dair daha farklı perspektifler geliştirmelerine yol açtı.
Dr. Michio Kaku, teorik fizikçi ve kuantum mekaniği üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bir diğer uzman, "Zamanda yolculuk, kuantum mekaniğinin belirsizlik ve paralel evrenler üzerine kurulu fikirlerinden faydalanabilir" diyor.
Kaku, kuantum düzeyde zamanın birden fazla paralel evrende var olabileceğini ve bu evrenler arasında geçiş yapmanın teorik olarak mümkün olabileceğini öne sürüyor. Bu tür bir "çoklu evren" teorisi, bilim kurgu filmlerinde sıkça yer alan paralel dünyalar ve zaman yolculuğu fikrini bilimsel bir temele oturtuyor.
ZAMANDA YOLCULUK FİLMLERİ VE GERÇEKLİK ARASINDAKİ FARKLAR
Bilim kurgu filmleri, izleyicilere zamanda yolculuğun getirdiği aksiyon ve dramayı gösterirken, gerçek dünyada zaman yolculuğunun fiziksel yasaları çok daha karmaşık.
Teorik fizikçi ve zamanın doğası üzerine yazılar yazan bir başka uzman Dr. Sean Carroll, "Zaman yolculuğu, film senaryolarında karşımıza çıkan şekilde değil, çok daha karmaşık ve sınırlı bir şekilde olabilir. Bugün, zamanda yolculuk yapabilmek için gereken fiziksel koşulları sağlamamız mümkün değil" diyerek, bu tür senaryoların bilimsel sınırlarını vurguladı.