CHP'de sizden başka "süpermen" yok mu?

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Belediye başkan adayları belirleniyor...

Aday toto meselesine hiç girmedim, yazmak da kolay değil... Çünkü siyasette 24 saat çok uzun bir süre...

Ancak zaman daraldıkça gözlerin çevrili olduğu CHP'de dedikodular da tavan yapıyor...

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, daha önceki seçimde hiçbir parti yapmazken kendisi ön seçim için ısrar etmiş ve süreci "az yara bere ile" atlatabilmişti.

Şimdi ise MYK ve PM'nin katkıları görünse de, Kılıçdaroğlu tek belirleyici konumda... Bu durum üzerindeki baskıyı olağanüstü artırıyor...

Kemal Bey, başta Büyükşehirler olmak üzere her il ve ilçede doğru tercihleri yapmak zorunda...

Tek seçici olmak; başarının da başarısızlığın da odağı olmak anlamına geliyor.

**

Örgütün önüne sandık konulmayınca, il ve ilçelerde kimlerin en iyi aday olabileceği ile ilgili bilgi, bazı heyetlerin sorumluluğuna verildi. Bu heyetler illere dağılıp raporlama yaptılar... Adayları belirlemede anketlerden de yardım alındı...

Bazı il ve ilçeler için en doğru karar verilirken, bazıları için ciddi memnuniyetsizlikler dile getiriliyor.

Şimdi, başta İzmir olmak üzere İstanbul'un ilçeleri ve netleşmeyen diğer bölgelerdeki adaylar için nefesler tutulmuş durumda...

İzmir'de kıyamet kopuyor... Dedikodu ve iddiaların arkası gelmiyor...

Kılıçdaroğlu'nun "baskı altında" zorunlu bir tercih yapmaya itildiği iddiası konuşuluyor... Bir insanın zorunlu tercih yapması için açığı olması gerekir.

CHP Liderinin böyle bir açığı olmadığına göre, neden zorunlu tercih yapsın?

**

Bir önceki yerel seçimi hatırlıyorum...

Kemal Kılıçdaroğlu "milletvekillerinden belediye başkanı yapmayacağım" demişti...

O dönemde, tam bir şark kurnazı olan ve belediye başkanlığı isteyerek medyada büyümeyi hedefleyen bir milletvekiline Kılıçdaroğlu izin vermemişti...

Bu günümüz Zübük'ü her fırsatta Kemal Bey'i zorlamış, kapısında yatmış, o dönemde yalanları ile herkesi kandırarak destek alabilmişken, Kılıçdaroğlu'nu aldatamamıştı...

Kemal Bey, geçmiş yerel seçimde de "milletvekillerinden belediye başkanı yapmayacağım" demişti ve şimdi de aynısını söylüyor...

Hakikaten, CHP'de bu vekillerden başka "süpermen" yok mu?

Neden her görevde, her alanda bu isimler hak iddia ediyor?

Sizden başka belediye başkanlığını hak eden CHP'li mi yok?

Partiye hizmet etmiş, kimi eski vekil, kimi il-ilçe yöneticisi, kimi yönetimde zor görevler sırtlamış çok değerli ve kamuoyunun sevdiği isimler var.

Partinin bazı milletvekilleri, neden belediye başkanlığı koltuğunda da ısrar eder?

**

Aslında demokrasilerde olması gereken seçmenin önüne sandık koymaktır...

Benim hayalim şöyle bir seçim yöntemi;

* Yerel seçimlerde ilgili il ve ilçelerde partiye kayıtlı seçmenin önüne sandık koyulur...

* Bu sandıktan çıkan ilk üç isim farklı kriterlerle değerlendirilir.

* "Dost işi, para karşılığı " şirketlere değil, objektif şirketlere kamuoyu araştırması yaptırılır.

* Kanaat önderlerinin görüşü alınır... İllere bağımsız heyetler gönderilir, seçim bölgesinin ihtiyaçları belirlenir ve bu ihtiyaçlara en iyi kimin karşılık vereceği raporlanır...

Ve sonuçta sandıktan birinci çıkanın; bu saydığım diğer kriterlere göre de ciddi bir defosu yok ise adaylığı açıklanır. Sıkıntı var ise diğer adaylardan biri tercih edilir...

Genel Başkan'a ise elbette kendi ekibini özgürce belirleyebileceği sınırlı bir kontenjan da verilmelidir.

Demokrasi önce partilerde hayat bulmalıdır... Parti tüzüğü bu nedenle yönetimin demokrasi anlayışının da açık bir ifadesidir... CHP ilk fırsatta tüzüğünü yenilemelidir.

Türkiye Siyasi Futbol Ligi!

 

Çoğunu tenzih ederim, ama...

Ortalama zekanın altında davranan, memlekette ne olup bittiğine dair en küçük kaygı duymayan,

Hayatı yalnızca "lüks tüketimi ve eğlenceden" ibaret sayan,

Uluslararası alanda tek bir başarısı olmayan futbolcuların top koşturduğu ligimizde, bu topçulara milyon Eurolar saçan beceriksiz kulüp başkanlarının hatalarının bedelini, neden başı kabak ayağı çıplak Türk Milleti ödesin?!

Açlık sınırının altında yaşamaya çalışan asgari ücretliden yüzde 15 gelir vergisi! alınan bir ülkedeyiz... Ama bu ülkenin futbolu Avrupa'da "vergi cenneti" olarak konuşuluyor!

Ziraat Bankası futbol kulüplerinin borçlarını yapılandıracakmış...

Bu kulüpler bize mi sorup borç yaptılar?

Hem Ziraat Bankası'na ne oluyor? Kuruluş amacı çitçiyi desteklemek, üretimi finanse ederek ülkenin katma değer yaratmasına, çiftçinin tarlasını ekmesine destek olmak olan Ziraat Bankası'nın bu ligde işi ne?

2 milyon kayıtlı çiftçimiz var ve ürettiklerini zararına satmak zorunda kaldıkları için banka borçlarını ödeyemiyorlar. Ziraat Bankası'nın madem kaynağı var bu durumda evine, tarlasına, traktörüne haciz gelen çiftçilerin borcunu yapılandırsın.

Ama mesele başka... Türkiye'de futbol sadece futbol değildir... 90 dakikalık bir maçın incir çekirdeği doldurmayacak yorumu 3 saat sürüyor ve bu programlar ciddi şekilde izleniyor.

Transferden, federasyondaki kadrolaşmaya kadar, futbol kulüplerinin yönetimine ve hatta futbol yorumcularının tercihine kadar AKP'ye angaje olmuş bir "Siyasi Futbol Ligimiz" var...

Bu lige de yakışan; Fado - Futbol - Siesta'dır...

 

  • Yorumlar 8
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları