Devrimcinin çocuğu olmaz!

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

İstanbul'daki selin açtığı maddi ve manevi yaralar tartışılmaya devam ediyor.

En önemli tartışma, büyük iddialarla gelen Ekrem İmamoğlu'nun bu sırada tatilde olması.

Daha doğrusu, nerede olursa olsun "ses vermemesi" idi.

Dün açıklamasını okuduk, iki gün ailesiyle Hacıbektaş'ta imiş.

Homurtular hayra alamet değil

İmamoğlu'nu eleştirmemek için -en başından itibaren- kendimi tutuyorum.

Ya da eleştiri hakkımı "saklı" tutuyorum.

Hatta kendimi dağlara vurmak istiyorum ve "Hulki sus" diyorum.

AKP'lilerin pusuda beklediği doğrudur ama şunu açıkça söyleyelim, kendisini destekleyen iki partinin yönetim kademelerinde de halkta da homurdanmalar başlamıştır.

İstanbul ve Türkiye ayağa kalktığı anlarda ne kendisinden ne de basın danışmanlarından ses vardı.

(Bu yazıyı yazarken kendimi nasıl tuttuğumu bir bilseniz.)

Homurtular hayra alamet değil dedim, şöyle de diyebiliriz, çok alametler beliriyor!

Kısaca uyarıp geçeyim.

"Devrimcinin çocuğu olmaz" sözü çok önemlidir.

Bu şu demek: Büyük görevlere soyunanlar eşini, çocuğunu ve tatili unutacaktır.

Atatürk de buna güzel bir örnektir. Anadolu'ya giderken veda için gittiği annesi ağlayıp, "Oğlum başaramazsın" deyince, Atatürk şunu söylemişti:

"O zaman ölmüş olurum!"

Halk bir gün İsa'ları terk eder.

Son bir söz:

Romalılar İsa'yı çarmıha gererken İsa'nın "Tanrım tanrım beni niçin terk ettin" dediği söylenir.

Teşbihte hata olmaz, politikacıların tanrısı da onu yaratan halktır.

Halk bir gün -ve aniden- İsa'ları terk eder.

 

İmgeler! İmgeler! İmgeler!

Bu giriş, Jack London'ın (1876-1916) "Âdem'den Önce" adlı eserinin girişindeki sözdür.

İmgeler, zihnimizdeki temsillerdir.

Yani, olayların olguların ve nesnelerin zihnimizde bulduğu anlamlardır.

Semboller de diyebiliriz kısaca, hayaller de.

Sosyolojide "Sembolik Etkileşim" diye çok önemli bir akım/ekol/okul vardır.

Fenomenoloji de buna dâhildir.

Ben de bunun taraftarıyım diyebilirim.

Yaşamın tümü imgeler/simgeler/semboller ve hayallerden oluşur.

Bu, yaşarken de böyledir, yaşadığımız an'ı geride bıraktığımız her salisede de.

(Bu yazıyı okurken de zihninizde imgeler oluşmaktadır.)

***

Uzatmadan bitireyim.

Jack London adı geçen eserinin bir yerinde (s.106), "Önümüze bir nehir çıktı ama bunun bizim nehrimiz olduğunun farkına varamadık" diyordu.

Politikada da kitlelerin "zihnindeki temsiller" yıkmamak için gerekenler mutlaka yapılmalıdır.

Yoksa bu durum, büyük hırsları ile yok olacak kişilerden çok "temsil ettiği" kuruluş, düşünce yapıları ve kitlelere zarar verir.

Adı kalır, "Filanca ZİHNİYET!"

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları