Darbenin öğrettikleri

A+A-
Arslan TEKİN

Halk darbeye direndi. Darbenin önüne geçilmesinde R. T. Erdoğan hayatî rol oynamıştır.

Darbeyi akîm bırakan bir kesim de gazeteciler! Top gümlemeleri, mermi vızıltıları arasında olup bitenleri haber verdiler, ülkede halkın birliği için yayın yaptılar, bir bakıma direnişi örgütlediler. R. T. Erdoğan'ın "Sokağa inin!" çağrılarını bütün dünyaya duyurdular.

En kanlı darbe teşebbüsü bizi "Türk" kavramında birleştirdi.

"Türk milleti" demekten imtina edenler, "Türk milleti" sözünü sık telaffuz eder oldular. Zaman geçince, eskiye dönüş hamleleri olsa da, birilerinin bölücü-yıkıcılara hizmet için, yok hükmünde gördükleri, 36 dilim sıralamasına, ayıp olmasın diye soktukları "Türk"ün, millî birliğin adı olduğu şuuraltına yerleşti. Sokağa çıkanlar, Türk bayrağıyla tankların önüne yattılar, darbecilere "Türk Türk'e kurşun sıkar mı?!" dediler.

7 Ağustos'ta Yenikapı Meydanı'nda, millî birlik mitinginde, üç siyasî partinin genel başkanı konuştu. En çok alkışı, Devlet Bey'in, sözlerini bitirirken söylediği "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözü aldı; yer yerinden oynadı.

Bu iktidar, biliyorsunuz, "Türk"ün üzerine o kadar gelmişti ki, "Türk Adını Silme Planı" kitabını yazmak mecburiyetinde kaldım. Neden Türk'ü savundum? Kendisini inkâr eden tarihten silinir. "Türk"ün varlığı, Osmanlı'nın belli dönemi hariç, hiçbir zaman geriye itilmemiş, yok sayılmamış, bilakis "Türk"e vurgu yapılmıştır. Orhun Abideleri'ni, Alparslan'ı, Divanu Lügati't-Türk'ü, 15.-16. yüzyılda Firdevsî-i Rumî'yi ("Türk-Türkçü" Firdevsî'yi), 17. yüzyılda Vanî Mehmed Efendi'nin Arâisü'l-Kur'ân'ını sıralamayayım... 1815'te, Viyana Kongresi'nde Osmanlı'ya kefen biçilmesiyle birlikte, zamanımıza kadar, bütün engellemelere rağmen, süregelen öze dönüşe girmeyelim.

Darbe çok acı bir ders. 249 insanımız şehit. (Darbecilerden ölenlerin tam sayısını ise bilmiyoruz.). Yaralımız 2 binden fazla. Darbe kimin aklına gelirdi?! Bir kafayı yemişin ardından gidenler adamın iç yüzünü görünce, çok dövündüler. Ama ne çare? Çok insan onun yüzünden işinden atıldı. Çok insan hapse tıkıldı.  Darbe teşebbüsünün birinci yıldönümünde yine ihraç: 7 bin 563 aile daha şokta. Hakikaten bunlar darbeye karıştılar mı? Hakikaten bunlar suçlu mu?

İhraç listelerinin çıkarıldığı gecenin gündüzünde R. T. Erdoğan, şöyle demişti:

"Sordukları şu: İşte bu kadar kişi işinden edildi. Gitsinler özel sektörde çalışsınlar. Bize ne? Onu mu düşüneceğiz bir de. Devlet mi besleyecek bunları. Devlet besledi devlete ihanet etti bunlar."

Suçlu cezasını çeksin. Ya ülkemizde yüzlercesi bulunan tarikat-cemaatin mensupları gibi mensubuysa, kapısından geçmişse,  selâm vermişse... Bir kıstas konması gerekmez mi?

Referandumda "evet" için çalışmış, son KHK ile işinden atılmış biri yazıyor: "Niye atıldığımızı söyleyin bari. Hiçbir açıklama yok. Adalet mi var bu ülkede."

Özel sektörün iş verebileceğini düşünebiliyor musunuz? Korku dağları bekliyor.

Darbecilerin devleti yıkıma götürecek güce erişmesi için önlerini açan mevcut iktidar değil mi?

Ne söylesek boş. Herhâlde, "O zaman güçlendirdik. Cemaat'e yönelmeleri için insanların önlerini açtık. Şimdi açlığa mahkûm ediyoruz." diyorlardır.

Devlet insanları illegaliteye itemez; sonra başka arızalar çıkar.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları