İsrail'e tavizler ve millî kayıplar

A+A-
Ahmet GÜRSOY

                Esip gürlüyorlardı. Büyük Orta Doğu bağlamında Türkiye'yi uluslararası alanda yalnızlaştırırken, yaptıkları tek şey esip gürlemekti.

N'oldu?

Hepsi bitti...

Bitti ama nelere mal oldu?

İsrail'le "van münit" meselesini çıkarmışlardı Davos'ta...

İsrail katil devletti.

İsrail ilişkileri yazmaya kalkan her kim varsa din iman adına  "Yahudi yandaşı" ilan ediliyordu.

Eee, şimdi ne oldu?

ABD'nin desteği ile İsrail ilişkileri barışa doğru evrildi...

Peki, 6 yıl boyunca ortaya çıkan Türkiye'nin kayıplarını kim karşılayacak?

Bakın, Türkmen Dağı düştü, Suriye'de bir Kürt koridoru aldı başını gidiyor.

Osmanlı Osmanlı deyip duruyorlar ama Osmanlı'nın atası Süleyman Şah türbesini kendileri bir gecede getirip sınıra kondurdular.

Büyük Orta Doğu hesabına Türk silahlı kuvvetleri çökertildi... Ergenekon, Balyoz daha bilmem ne adına millî ordu hallaç pamuğu gibi atıldı...

Bunlar ne olacak?

Peki, Kaddafi kendi vatandaşları tarafından katledildi.

Mısır'da darbeler birbirini kovaladı...

Tunus'da yönetim el değiştirdi...

IŞİD diye bir örgüt yaratıldı.

Ve bütün bu hengâmede milyonlarca Müslüman öldürüldü...

Türkiye'nin içine yeni bir Suriye toplumu eklendi. Nüfus matematiği değişti...

Sen sadece İsrail'le kavgalıyım sanıyorsun öyle mi? Neler kayıp ettiğimizi bir listelesek... Sonra da alıp elimizin arasına başımızı derin derin bir düşünsek...

Evet İsrail ile barışıyorsun...

Peki verdiğin tavizler... Attığın imza ile kabullendiklerin...

Her şeyden önce Gazze'de İsrail ablukasını kabullendin... Başkası yapsa idi Yahudi uşağı, İslam düşmanı sayardın.

Çok daha önemlisi İsrail'e enerji koridoru açtın... Büyük Orta Doğu savaşlarının en temel sebeplerinden birini İsrail lehine yaptın... Yine de sen kahramansın öyle mi?..

Bakalım Rusya'ya ne tavizler vereceksiniz?.. Benim anlamadığım, başkalarına taviz veren hükümetimizin sıra kendi vatandaşına gelince neden ceberut kesildiği...

 

 

*

 

MHP kongresini 17/25 Aralık'a benzetmek...

Yazarın biri kendi yaptıklarını normal görüp başkalarını suçluyor...

Kendisine sormak lazım: "Erdem nedir? Senin için bir anlamı var mı" diye...

Bu adam bir zamanlar sarsılmaz Fethullahçıydı... Öyle ki cemaat adına konuştuğu söyleniyordu. Sonra birden bire dönüverdi. Saflığa yattı. "kandırılmışım, yanılmışım" dedi... Nedense bu camianın böyle bir özelliği var.

Dönmek kolay bunlarda. Hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak için "kandırılmışım" de yeter.

Neyse...

Şimdi bu arkadaş MHP'deki muhalefet meselesini 17-25 Aralık olayı ile eşleştirdikten sonra parti içi muhalefetin tamamını genelleyerek "algı operasyoncusu" ilan ediyor ve yine bu olayların "tek merkezden yönetildiğini" yazıyor...

Birincisi, bizi kendisi gibi "yanıldıkçılardan" sanıyor. İkincisi, 17-25 Aralık bütünüyle haksız ve temelsiz boş bir hareket değildi. Evet, Erdoğan hükümetini yerinden edecekti... Doğru, ama yolsuzluklar da üfürükten tayyare değildi. Bunu kendisi de biliyor. ABD'deki Zarrab da biliyor.

MHP'deki muhalefet tamamen Bahçeli ekibinin demokrasiyi kabullenmeyişinden kaynaklanıyor... Hesap verebilir olmamasından... Kendi camiasını terslemesinden kaynaklanıyor... Bunun gibilerin MHP ile ilgilenmesi ise, Erdoğan hegemonyasının sürdürülebilir olmasını sağlayıp, bir an önce başkanlık sistemine geçilerek milliyetçi Türkiye'nin tasfiye edilmesini sağlayamamak korkusundan kaynaklanıyor... 17-25 salt bir darbe değil, aynı zamanda turnusoldür... En büyük özelliği,  dönekleri şak diye ortaya çıkarmasıdır...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları