Mahalle mektebinin hocası

A+A-
Burhan AYERİ

Bazı ünlü markalarda "önce bindirim, sonra indirim" düzeni vardır. Mesela gömleğin fiyatı önce artırılır, sonra düşürülüp "ucuzluk" afişleriyle satılır. Bu durumu aynen "çok başlı hükümet"te görmeye başladık. TEOG'dan, üniversite sınavına kadar her kafadan ayrı ses çıkıyor. Bu karmaşa yönetiminin en çarpıcı örneğini ise MTV'de -Motorlu Taşıtlar Vergisi- yaşamaya başladık. Maliye Bakanı, Başbakan Yardımcıları ve Başbakan yüzde 40'lık zammı savundular. İçlerinde "Hazine tamtakır" demeye getirenler bile çıktı. Ne zaman ki Cumhurbaşkanı müdahale etti bu defa aynı bakanlar "artırım, makul seviyeye çekilecek" diye konuşmaya başladılar. Türkiye kesinlikle "mahalle mektepleri" düzeniyle yönetilmeye başlandı. Hani Hocanın üç farklı boyda değnek kullandığı yıllarda gibiyiz. Kafasına indirilecek talebenin yerine göre çubuk seçiyor.

Yeri geldi, bağlantılı bir konu üstünde de durmak istiyorum; Enflasyon Hesabı. İşçi, memur ve emekliye zamma gelince 11.20 diyenler, sırada vergi oldu mu "enflasyon zaten yüzde 15"i rahatlıkla telaffuz edebiliyorlar. Yahu vatandaş bu kadar mı balık hafızalı?

Amaçları "raconu ben keserim" demekse bıraksınlar bu konu Fatih Terim'le son bulsun.

Olayın diğer yanı bambaşka. "Önce büyük boy kazığı gösterip, sonra daha ufağına razı etmek". Bunu da kimse yutmaz. Amaç Cumhurbaşkanlığı makamını "Halk Kahramanı Gazman"a dönüştürmek ise bırakın Güldür Güldür'de kalsın. Kepçeyle alıp, çay kaşığıyla dağıtmanın savunması bu şekilde yapılamaz!

Diğer müdahaleler

Cumhurbaşkanının hemen her konuda devreye girdiğini bilenlerdenim. Son örnek Kenan Sofuoğlu olayı. Türkiye'nin yüz akı sporcumuz, bilindiği gibi Fransa'da yarış öncesi ağır bir kaza geçirdi. Özel ambulans uçakla alınıp İstanbul'a getirildi. Peki bunu Sağlık Bakanı mı yoksa Dışişleri Bakanı mı akıl etti? Hiç biri. Talimatı doğrudan Cumhurbaşkanı verdi. Ötekiler de sanki kendi akıllarına gelmiş gibi demeç patlattılar. Böylesi bir konuya dahi doğrudan Erdoğan müdahale ediyorsa, durumu hesaplayın. Kurban Bayramı tatilini kimin 10 güne çıkardığını unutmadık. Hemen her konu böyle. Aklınıza geleni listeye ekleyebilirsiniz. Gazeteci Mustafa Kartoğlu'nun sözleriyle bu bölümü noktalamak istiyorum; "Cumhurbaşkanı, Ak Parti'ye muhalefet ediyor". Bu da farklı ve esprili bir bakış açısı. Ama güzel.

***

Pişmiş kelleler

Şimdilerde pek gezemediğimden, bazı şeyleri göremiyorum. Hâlâ var mı bilemiyorum bazı işkembecilerde kuzu kelleleri sergilenirdi. Öncelikle belirtmeyim ki, bir hayvansever olarak bu görüntüye tahammül edemezdim. Yemeyi ise hiç düşünmedim. Oysa Cabir adlı bir arkadaşım, "yarım, tam" veya "beyinli, beyinsiz" diye sipariş verir yanı başımda mideye indirirdi. Siz "bu şimdi nereden çıktı" demeden açıklayayım. dün sabah Fox TV'de Çalar Saat'i izlerken "bu adamlar niye gülüyorlar" başlığına takıldım. İki kadın düşmanının fotoğrafını yan yana koyup bu başlığı atmışlardı. Bunlar toplu taşıma aracında hemşire kıza saldıranla, Ataşehir'de çarptığı kadına bir de yumruk atan Tıp öğrencisinin resimleriydi.

İsmail Küçükkaya'nın dediği gibi bu tiplere "hayvan" demek, dört ayaklılara hakaret. Başörtülü, pardösülü kadıncağızın yediği yumrukla yıkılışını kolay kolay unutamayacağım. Bu homongolosun polislerin arasında öyle bir sırıtışı vardı ki, pişmiş kelleleri hatırladım. Ceza Kanununun ilgili maddelerine baktım. Tam uygulanırsa müeyyideler yeterli. Yeter ki, mahkemelerimiz gerekli özeni göstersin. Bu psikopatların içlerinde birazcık insanlık kırıntısı kalmışsa ders almalarına yetecektir. Aksi halde yapacak bir şey yok. Sadece "Allah ıslah etsin" ile yetineceğiz.

***

Hafifletelim

Fransa'daki reklamlarda fotoşop yasaklandı. Bunun haberlere de uygulanması ciddi ciddi düşünülüyor. Magazinciler endişeli. Aynı şeyin bizde yürürlüğe sokulduğunu düşünebiliyor musunuz? Haydi gerçekleşti diyelim. İşte o zaman Sibel Can'ın dizide çekilmiş -yersen- fotoğraflarını göremeyeceğiz. Yine onun bu kez "Tsunamiye sebep olan resimleri" servis edilecek. Hülya Avşar'ın "zombim var benim" şarkısı eşliğindeki reklamları yayınlanamayacak. Erkeklerde sadece "göbek içeri, göğüs dışarı" pozlarıyla yetinmek zorunda kalacaklar.

***

Moral şart

Yüz Yüze Futbol'da Ömer Üründül-Erdoğan Arıkan ikilisi İzlanda maçı öncesi moral motivasyonu sağlamaya çalıştı. Gelen mesajlardan anlıyoruz ki eski tip Millî formalara dönme konusunda fikir birliği var. Hani şu göğüsten kuşaklı ve içinde ay-yıldız bulunanlar. Bu konuda ben de aynı görüşteyim.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları