Yeni Esad rejimi mi!..

A+A-
Ahmet GÜRSOY

Türkiye'de birileri ne zaman "biz Osmanlıyız" demeye başladı, eş zamanlı olarak ülkemiz bütün kazanımlarını tek tek kayıp etti.

Eğitim gitti.

Ordu büyük darbe aldı, en önemli subayları tasfiye edildi.

Kendi içinden darbe yapacak güçlere neredeyse teslim olacak hale getirildi.

Ne zaman Osmanlı Ocaklarını kurdular ve milleti, cumhuriyeti hedef tahtasına oturttular, eş zamanlı olarak millî davaların tamamını kayıp ettik.

Kerkük'ü kayıp ettik.

Devamı olan, Türkmen topraklarını kayıp ettik.

Yetmedi, bir benzerini Suriye'de yaşamaktayız.

Osmanlı Devletinin kurucuları olan Anadolu Selçuklularından Osmanlılara kalan ve oradan da bugüne gelen toprakların hemen tamamına yakınını AKP iktidarının saçma sapan politikaları sebebiyle yitirdik.

Öyle ki Suriye'deki son Türk toprağı olan Süleyman Şah'ı bir gecede korkarak terk ettik.

Ve "Osmanlıyız", dedikçe kayıp ettiklerimiz yetmiyormuş gibi şimdi de elimizdekileri tek tek almaya çabalıyorlar.

Osmanlı tarih sevgimizi kullanarak özgürlüklerimizi çalmak istiyorlar.

Biz de Osmanlıyız, ama hanedanlık olarak değil, tarihsel varlık olarak bir devletin devamı anlamında Osmanlıyız.

Onlar, tam tersine Osmanlılığı bir devlet yönetimi olarak görüp, ülkemizi kendi rızamızla "evet" dedirterek elimizden almak istiyorlar.

Ülkeyi teslim ettiğimizde, "evet dediğime pişmanım yeniden referandum yapalım" deme şansımız bir daha asla olmayacak.

Kırk kere "yanlış yapmışım, ben eskisinin en kötüsüne de razıyım" diye avazımız çıktığı kadar bağırıp çağırsak da dinleyen olmayacak.

Çünkü özgürlüklerimizi, kendi ellerimizle vereceğimiz oylarla kayıp etmeye başlayacağız. Özgürlüklerimiz elimizden alındıkça onurumuzu kayıp edeceğiz.

Ve tek kişinin sürüsüne dönüşmüş zombiler gibi olacağız.. Efendimiz istemezse hiçbir şey yapamayacağız. Çünkü en iyisini her zaman efendimiz biliyor olacak. Bizim onun üstünde ve ona rağmen bir şey bilmemiz asla mümkün olmayacak.

İleri demokrasiyi kayıp etmiş bir ülkenin çocukları olarak, sınıf yükselten bir Türkiye vatandaşı olmaktan çok, Arap şeyhlerinin emirliklerine benzer bir yönetimin yurttaşları olacağız..

Bilesiniz..

Asla yükselmeyeceğiz.

Aşağı ineceğiz..

Çünkü yükselmenin tek bir yolu var o da özgür birey, özgür toplum olmaktır.

Özgür birey ve özgür toplum olmak ise ancak demokrasi ile mümkündür. Eh, demokrasinin ölümüne "evet" dediğine göre, bekleyişin boşunadır.

16 Nisan bu sebeple dönüm noktasıdır.

Yeni bir Esad rejimi mi inşa edeceğiz, yoksa var olan parlamenter sistemi sürdürüp yolumuza devam mı edeceğiz?

Sorunlarımızı özgürlüklerle dolu demokrasi içinde mi çözeceğiz, yoksa tek kişinin baskıcı yönetiminde mi?

Nerede bir tek kişi yönetimi varsa orada ister istemez otoriter rejim vardır.

Bu sebeple Osmanlılık tarihsel geçmişin adıdır. Ve öyle kalmalıdır. Hanedanlığın veya benzer bir rejimin geri dönüşü olmamalıdır.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları