Abdülhamid'in sonunu 15 ay öncesinde gördü

Abdülhamid'in sonunu 15 ay öncesinde gördü
Yakın siyasi tarihimizin hakkında en fazla konuşulan şahsiyetlerinin başında gelen Sultan 2. Abdülhamid'in "Gök Sultan" mı? "Kızıl Sultan" mı? olduğu tartışmaları günümüzde de halen güncelliğini korumaktadır.

Cevabı bulunamayan bu soru sebebiyle 2. Abdülhamid ve dönemi merak konusu olmayı sürdürmektedir. Yandaşları kadar, karşıtlarının yazdığı eserler de büyük bir ilgi ile okunmaktadır. 2. Abdülhamid karşıtlığı üzerine yazılmış pek çok kitaba kaynaklık eden kitapların başında da Fransız gazeteci Paul Fesch'in kaleme aldığı "Abdülhamid'in Son Günlerinde İstanbul" gelmektedir.

Kitabın yazılması sırasında bir müddet İstanbul'da kaldığı ve önde gelen muhaliflerle de görüştüğü anlaşılan Paul Fesch'in, özellikle Abdülhamid'e olan muhalefetin sembol isimlerinden Prens Sabahattin'le yakın ilişkisi olduğu bilinmektedir. Fesch, bununla beraber Fransa'da bulunan Abdülhamid karşıtı diğer Jön Türkler hakkında da son derece ilginç bilgiler vermektedir. Gerek Sultan Hamid döneminde kaleme alınması gerek dönemin Türkiyesi'ne dair teferruatlı incelemeleri barındırması eserin önemini artırmaktadır. Fesch'in eserinin dikkate değer bir başka yönü de yazarın İstanbul Fransız Ticaret Odası'nın kaynaklarından yararlanarak Osmanlı İmparatorluğu'nun o dönemdeki ticari ve sınai durumunu il il ayrıntılı olarak incelemiş olmasıdır. Batılı kimliğiyle Fesch'in, Türklere ve Abdülhamid'e bakışının menfi olduğu su götürmezse de eserin telif edildiği dönemle ilgili son derece kıymetli bilgileri içerdiği de bir gerçektir.

"Abdülhamid Karşıtlığının İncili" yakıştırmasına layık görülecek kadar taraflı olarak kaleme alınıp 1907'de Paris'te basılan bu eser Erol Üyepazarcı tarafından notlandırılarak Türkçe'ye çevrildi. Eseri sadece tercüme etmekle kalmayıp, yazarın bir kısmı yenilir yutulur olmayan iftira kabîlindeki iddialarına, yerinde müdahalelerde bulunmak suretiyle kitabı dengeli ve okunabilir bir hâle getiren Erol Üyepazarcı, önemli bir ayrıntıya da şöyle dikkat çekiyor:

Paul Fesch (1858-1910) döneminde tanınmış bir gazetecidir. Çevirisini sunduğumuz 'Abdülhamid'in Son Günlerinde İstanbul' adlı eseri Paris'te 1907 Kasımı'nda basılmıştır. Kitap yayınlandığında Abdülhamid henüz tahttadır. Yazar kitabına "Abdülhamid'in Son Günleri" başlığını atarken hangi öngörüyle hareket etmiştir bilmiyoruz ama kitabı II. Meşrutiyet'in ilanından topu topu 8 ay, padişahın tahttan indirilmesinden de 15 ay önce yayınlandığını düşünürsek tesadüf bile olsa "Abdülhamid'in Son Günleri" derken doğru bir tahminde bulunduğu gerçektir."

Paul Fesch'in Abdülhamid karşıtlığının inanılmaz boyutlara varan bir saplantı olduğunun da altını çizen Erol Üyepazarcı şu değerlendirmede bulunuyor:

"Her türlü objektif değer hükümlerinin dışında ve inanılmaz indî hükümlerle oluşan bu Abdülhamid düşmanlığının kapsamı çevirmen olarak bizi isyan ettirecek boyutlardadır ve eseri okurken göreceğiniz gibi pek çok yerde konuya yabancı olabilecek okuyuculara bilgi vermek açısından dipnotlarıyla bilgi vermek gereğini duyduk. Fesch'in kitabı bugün olayları objektif inceleyecek olanlar için Abdülhamid'in bazı davranışlarının nedenlerini anlamakta yararlı ipuçları da verecektir. Paul Fesch'in kitabı kanımızca yine de Türk okurlarına kendi diliyle tanıtılmaya değer bir eserdir.

Her fâni gibi Abdülhamid'in de hataları vardır. Mesela deniz kuvvetlerini ihmal etmesi bunların en önemlilerinden biridir. Bunun sonucu Balkan Savaşı'nda Yunanlıların bir Averof zırhlısı Ege Denizi'ni tek başına Osmanlılara dar etmiş; Anadolu'dan kısa zamanda ve emniyetli bir şekilde takviye alınmasını engellemiştir.

Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu durumda Abdülhamid'in yapabileceklerinin sınırlı olacağını kabul etmek de gerekir. Padişah bu sınırlılık içinde yapabileceğinin en iyisini yapmış ve İmparatorluğun bekası için çalışmıştır. Onu tahttan indiren İttihatçıların vatanseverliklerinden şüphe etmesek bile deneyimsizliklerinden ülkeyi on yıl içinde nereye sürükledikleri ortadadır.

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

***

Sıfır Sorun diye çıkılan yol...

Prof. Dr. Ramazan Gözen, 20 yıla yaklaşan iktidarı süresince iktidarın izlediği dış siyaseti "AKParti Dış Politikası" adlı kapsamlı çalışmasıyla mercek altına alıyor.

"Sıfır Sorun'dan Suriye Savaşı'na Kaybolan Bir İdealizm" alt başlığıyla okura sunduğu çalışmasında "Türk dış politikasının son yirmi yılını nasıl değerlendirmek gerekir?" sorusunun da cevabını arayan Prof. Dr. Ramazan Gözen iki seçenek ortaya koyuyor:

* Baştan aşağı başarı hikâyesi mi, tam bir başarısızlık ve hayal kırıklığı örneği mi?

* Yoksa iyi notların yanında zayıfların da yer aldığı bir karne mi?

Hâlihazırda bölgede yaşanan gelişmeleri anlamak ve Türk dış politikasının yüzyıllık tecrübesi ışığında son yirmi yıla dair bir perspektif ortaya koymayı amaçlayan Prof. Dr. Ramazan Gözen, kitabı hakkında şu bilgiyi veriyor:

"2001 Ekonomik Krizi, 11 Eylül saldırıları, AKParti'nin iktidara gelmesi, 1 Mart 2003 tezkeresi, AB üyelik süreci, reformlar, Ergenekon ve Balyoz Davaları, 2010 Anayasa değişikliği referandumu… Arap Baharı… Suriye iç savaşı, Libya buhranı, Rusya ile gerilen ve düzelen ilişkiler, ABD ile gerilen ve düzelen ilişkiler, İran nükleer krizi, 15 Temmuz darbe girişimi, başkanlık sistemi tartışmaları... Ve bugün...

Yukarıdaki kelimeler aslında birkaç satırda, Türkiye'nin son yirmi yılında iç ve dış politikasında meydana gelen kritik gelişmelerden bazılarını özetliyor.

Başarılardan başarısızlıklara, barış ortamından savaşın eşiğine, büyük umutlardan hayal kırıklıklarına uzanan inişli çıkışlı bir Türkiye grafiği var karşımızda.

Bu kitap, Türk dış politikasının 2010 yılı sonunda başlayan Arap Baharı'na kadar, bir şekilde rayında giden, Komşularla Sıfır Sorun 'ideal'ini -sorunlu da olsa- uygulayıp statükocu geleneği aşmaya çalışan Türk dış politikasının, 2010 yılından sonra Orta Doğu'daki gelişmelerle birlikte bambaşka uçlara savrulduğunu ve statükonun kısır döngüsüne yeniden girdiğini savunuyor."

ELİPS Kitap Tel:(0312) 475 40 33

***

HAFTANIN KİTABI:

Dönemin tanığından

Her "adım" bir dönem, "her dönem" laik Türkiye Cumhuriyeti'nin temeline konulan bir dinamit oldu. Geçmişte ve günümüzde bu tehlikeye tanık olanların kimileri kahroldu, kimileri alkış tuttu. Bugüne gelindiğinde ise, yaşananlar sanki hiç yaşanmamış gibi... Bizi çağdaşlıktan uzaklaştıran bir "son"a götürecek bu sürece tanık olan, sürecin kahramanlarını yakından tanıyan gazeteci/bürokrat Mehmet Bican, "Adım Adım İrtica" adlı yeni kitabıyla hafızalarımızı tazeliyor. Kitapta cevabını bulacağınız sorulardan bazıları şöyle: *Dinin politik araç olarak kullanılması, Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile hangi siyasetçi döneminde yasaklandı? *Türk milleti, Atatürk, Latin harflerinin kullanılması mecburiyetini getirince, Arapça Harflerle yazılan tarih kitaplarını okuyamadığı için mi cahil kaldı? *Hangi siyasetçi İstanbul'u İslam Dünyasının İkinci Mekke'si, Eyüp Sultan'ı da İkinci Kâbe'si yapmak üzere kolları sıvadı? *Semra Özal, eşi Turgut Özal hakkında hangi yorumda bulundu?

*MGK Toplantısında komutanların görüşlerine karşı çıkan Bülent Ecevit, Fetullah Gülen hakkında neler söyledi? *Vizyonunu, "Laik T.C.'nin ve Atatürk sevgisinin nesilden nesile bayrak olarak aktarılması" cümlesiyle açıklayan Tansu Çiller döneminde neler yaşandı? *12 Eylül Darbesinin lideri Kenan Evren, anı defterine müfredata konulan din dersleri ile ilgili ne yazdı?

Galeati Yayıncılık Tel:(0539) 669 60 69

***

Dünyanın gizemleri

 

Tarih boyunca gizemleri henüz çözülememiş insan toplulukları, kavimler, şehirler ve yapılar her dönem insanoğlunun merak konusu olmuştur.

Araştırmacılar dünyanın birçok noktasında farklı şehir ve topluluğun yaşadığını iddia etmişlerdir.

Bunlardan en yaygın olanları Mu ve Atlantis'dir. Gerek yer altı gerekse deniz altında bulunan bazı kalıntılar bu iddiaları güçlendirmiştir. Ali Serdar Demirci "Mu ve Atlantis" isimli kitabında, geçmişten günümüze kadar Mu ile Atlantis üzerine yapılmış tüm araştırmaları, iddiaları, yapılan çalışmaları ve teorileri gerçekçi bir şekilde okurlarıyla buluşturuyor.

 

 

Eftelya Kitap Tel:(0212) 506 13 84

***

KÜTÜPHANEMDEN

Yakın siyasi tarihin önemli aktörleri

Türkiye'nin dününe bakmadan bugününü anlamak mümkün değil. Hele hele siyasetini ve siyasetteki gelişmeleri anlamak söz konusu ise düne bakmak kaçınılmaz. Çünkü bugünün şifreleri dünde yani çok da uzak olmayan yakın geçmişte saklı. İşte yakın siyasi tarihimizden günümüze uzanan bu şifreleri çözecek anahtar niteliğindeki kitaplardan biri de Prof. Dr. Sina Akşin'in ilk baskısı 1980'de yapılmış olan "Jön Türkler ve İttihat ve Terakki" adlı çalışması. Bilebildiğim kadarıyla daha sonra yeni baskıları da yapılmış kitaba şu sıralarda da biraz çaba gösterilerek ulaşılabileceğini düşünüyorum. Elimdeki 3. Baskı 2001 yılında İmge Kitabevi tarafından yayınlanmış.

Kitabın girişinde Osmanlı toplum yapısının üzerinde etraflıca duran Prof. Dr. Sina Akşin'in Jön-Türkler ve İttihatçılar üzerine yaptığı araştırma üç ana başlık altında toplanmış:

1889-1908 İttihat Terakki'nin kuruluşu,

1908-1913 Denetleme İktidarı

1913-1918 Tam İktidar Dönemi

Sonunda geniş bir kaynakçanın yer aldığı kitabıyla ilgili olarak Prof. Dr. Sina Akşin şunları söylüyor:

"Tarık Zafer Tunaya, 'II. Meşrutiyet, cumhuriyetimizin siyaset laboratuvarıdır' demişti. Cumhuriyeti anlamak için önce 1908-1918 dönemine bakmak gerekiyor. Bu çerçevede, Jön Türkler kimdi, neler yaptılar? İttihatçılar kimlerdir, neleri başardılar, neleri başaramadılar? Bu kitapta, Jön Türkler ile İttihat ve Terakki konusunda aradığınız temel bilgileri ve bu soruların yanıtlarını bulacaksınız."

Yakın tarihe meraklı ve yakın siyasi tarihi anlayıp günümüze etkilerini muhakeme etme ihtiyacı duyan herkesin mutlaka okuması gereken bu kitabın peşine düşmenizi hararetle tavsiye ediyorum. İyi okumalar...

                                                                                                                                                (Ahmet Yabuloğlu)

 

 

 

Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş