Corona ya da körü körüne siyaset!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Her Salı günleri siyasi partiler TBMM'de gurup toplantıları yapar. Bu toplantılarda genel başkanlar konuşur. Konuşmalar bittiğinde topluma ne bir umut verilir ne de ülkenin önünü açan görüş ortaya çıkar. Siyasi parti yöneticileri birbirlerini suçlar, itham eder ve hatta iftira ederler.

Toplantılar bittiğinde farklı parti mensupları birbirlerine karşı daha da öfkeli hale gelir, gerilir, ötekileşir, ayrışır ve kamplaşırlar.

Partisini ve kendi ürettiği doğmalarını savunmak adına ülkesinin geleceğini ıskalayan siyasetçiler, Corana'dan daha fazla milletin birliğine ve devletin diriliğine zarar vermektedir.

Son günlerde halk ve devlet haklı olarak Corana ile yatıp Corana ile kalkmaktadır. Ancak Türkiye'de asıl tehdit Corana'dan daha çok körü körüne yapılan siyasetten gelmektedir. Sonuçta Corana, bir gün tedavi edilecek, çaresi ve ilacı da bulunacaktır. Ancak kör siyasetin ne tedavisi ne de iyileşmesi söz konusu olmayacaktır.

Türkiye'deki siyasetin karakteristiği!

Türkiye'de her alandaki mücadele doğruyu yanlış gibi savunanlarla yanlışı doğru gibi savunanlar arasında geçmektedir. Yanlışı birinci sınıf yapan siyasetçiler bu bağlamda her zaman doğruyu birinci sınıf yapamayan siyasetçileri yenmektedir. Siyasi konuşmalardaki seviyesizliğin, üslupsuzluğun, kalitesizliğin nedeni de budur.

Bu gelişmeler kötülerin iyileri siyasetten kovmalarıyla sonuçlanmaktadır.

Türkiye'deki siyasetin bir başka çıkmazı da, kendisinin yanılmaz/vazgeçilmez olduğunu, elinde gerçeği, hakkı ve hakikatı tuttuğunu savunan siyasetçilerin kendi dışındaki herkesi batıl, hain ve sapkın olarak tanımlamasıdır.

Türkiye'de son zamanlarda alternatif fikir, proje ve düşünce üretemeyen siyasiler varlık gerekçelerini rakiplerinin yokluklarına, haklılıklarını da karşıtlarının haksızlıklarına indirgeyerek siyaset yapmaktadırlar.

İktidar partisi her şeye kadir bir biçimde ülkeyi yönetiyor. Suçu, başarısızlığı ve kötü sonucu muhalefete yüklüyor. Muhalefet ise iktidar partisinin gündemiyle toplumu meşgul ediyor.

İktidarı ve muhalefetiyle Türkiye'de siyasilerin yaptığı şey toplumu germe, kamplaştırma, ayrıştırma, ötekileştirme ve kutuplaştırma faaliyetidir.

Bu anlamda iktidarın muhalefeti, muhalefetin iktidarı tanımlamakta kullandıkları sözcükler ancak bir savaşta düşmana karşı kullanılabilir.

Siyasiler rakipleri olan parti mensuplarına uygun gördükleri kavramlardan bazıları şunlardır: 'Etki ajanı', 'hain', 'beşinci kol', 'casus', 'yabancı projelerin adamı', 'gayri milli',  'alçak', 'şerefsiz', 'Yunanlı', FETÖ'cü vb.

Rakibine 'hain' diyenler aslında kendilerine vatansever, muhatabına 'batıl' diyenler kendilerini 'hak', karşıtlarını gayri milli sıfatına uygun görenler de kendilerini "milli" diye ilan etmektedirler.

Diğer yandan Türkiye'de siyasetinde, partilerin cemaatlere, cemaatlerin de partilere dönüştüğünü göstermektedir. Böylece partiler hizmet etme aracı olmaktan çıkmış hak/batıl mücadelesi, mutlak haklıların mutlak haksızlara karşı yürüttüğü bir çeşit savaş haline gelmiştir.

Diğer yandan bir siyasi görüşteki marjinal bir kişilik ve onun marazi bir ifadesi esas alınarak kitlelerin oy verdiği partiler anında gayri milli, proje partisi, FETÖ'cü ya da hain ilan edilebilmektedir.

Sonuçta siyasi rakipler birbirleri için "yaşasın cehennem" kavramını öngörmektedirler.

Bu durum hem siyasete hem de inanca olan saygıyı ortadan kaldırmıştır.

Hâlbuki siyasi bir hareket, ideoloji, düşünce ya da inanç tarzı (extrem) aşırı uç unsurlarıyla tanımlanamaz. Hareketleri ancak mensuplarının normal, sağduyulu ve sade davranışları tanımlar. Sapmalar normalleştirmek doğru bir bakış tarzı değildir.

Bu durum siyasetin ne denli ülkenin sorunlarından, toplumun taleplerinden, üretimin sıkıntılarından uzak kaldığını göstermektedir. 

Tehlikeli olan Corana virüsü değil körü körüne yapılan siyasettir. Zira virüs öldürür ama eninde sonunda veba gibi çaresi ya da aşısı bulunarak insanlığı tehdit etmekten çıkar.

Peki, acaba körü körüne siyasetten ülkeyi kurtaracak bir aşı bulunabilecek midir? Asıl sorulması ve cevabı bulunması gereken soru budur!

 

dfs-004-001-011.jpg

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları