Görüşme olsaydı ne olurdu?

A+A-
Murat İDE

Cumhurbaşkanı açıkladı, "Görüşmedim" dedi..

Muharrem İnce açıkladı, "Görüşmedim" dedi..

Yazıyı yazan açıkladı, "Görüşmedim diyorlarsa doğrudur. Demek ki ben yanlış yapmışım" dedi.

Yazıyı yazanın haber kaynağı Talat Atilla açıkladı, "Kaynağım beni yanıltmış olabilir. Ama ölsem kaynağımı açıklamam" dedi.

**

Peki yazının kaynağı, bilginin kaynağı olarak nereyi gösterdi?

Cumhuriyet Halk Partisi'ni..

**

Şimdi tersten gidelim ve finalde hayati soruyu soralım.

Bu düzenekte, "Muharrem İnce'nin saraya giderek, CHP Genel Başkanlığı için destek sözü aldığı" iddiasının kaynağı olarak ortada kim kaldı?

CHP'li bir kaynak.

Peki bunca yıldır tanıdığım ve böyle bir haberi, bırakın başkasına üflemeyi, o dakika sitesinde paylaşacağından adım gibi emin olduğum Talat Atilla, Candaş Tolga olmadı Uğur Dündar, Uğur Dündar olmadı Rahmi Turan gibi niye kapı kapı dolaşır sizce?

O haber mutlaka yayınlanmalı, yazılmalıdır da ondan.

Peki, Talat'ın Ak Parti ile ilişkileri nasıl?

Eeee arşivleri açıp bakın, ekran ekran Ak Parti ve Cumhurbaşkanı'nı savunan yayınları göreceksiniz.

Şimdi kilit nokta şu;

Talat kendisine verilen bilgiyi, hayret ki kullanmayıp, birine üfledi. Sonra ortaya bir kaynak enflasyonu çıktı.

Matruşka gibi, her yeni kaynak bir başka kaynağın varlığından söz etti.

"Kaynağını açıkla" denilen, kaynağını açıkladıktan sonra, bu kez dönüp açıklanan kaynağa dendi ki, "Kaynağını açıkla"

Açıklana açıklana iş geldi nereye dayandı?

"CHP'li bir kaynağa"

Bu arada kimse şunu sormadı;

- Yahu bu işin asıl kaynağı CHP'liyse, CHP'ye yakın Sözcü Gazetesi'nde bir haber ya da yazı için neden araya Ak Parti güzellemeleri yapan bir gazeteci soksun?

İşi saraya bulaştırmak için mi?

Ama aynı kaynak, işi saraya değil, CHP'ye bulaştırdı.. N'olcak şimdi?

**

Bakın, medyada 40 kişiyiz, birbirimizi biliriz.

Ortada öyle garip işler dönüyor ki..

Rahmi Turan'a soruyorlar, "Bu bilgi gelince neden Muharrem İnce'yi aramadınız?" diyorlar..

"Telefonunu bulamadım" diyor..

İyi ama Rahmi abinin, 50 yıllık yol arkadaşı olan Sözcü'nün Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz'ın damadının, Muharrem İnce'nin en yakınlarından biri, hatta en yakını olduğunu bilmemesi mümkün mü?

Ey okur, bu son cümleyi atlar mısınız, üzerinde düşünür müsünüz bilmem, ama bence çok önemli.

**

Neyse dönelim başa ve  mevzunun can alıcı kısmına..

Cumhurbaşkanı "yok" dediğine göre,

Muharrem İnce "yok" dediğine göre,

Yazan "Kandırıldım", kaynak "Yanıltılmış olabilirim" dediğine göre;

İnanacağız ve böyle bir görüşmenin olmadığını kabulleneceğiz.

Devletin zirvesi de var, 40 yıllık siyasetçi de var, 60 yıllık gazeteci de var.

Bu kadar kıymetli isim yalan söylüyor olamaz..

**

Şimdiiiii, soru şu;

- Peki bu görüşme olsaydı neler olurdu?

**

Tekrar yazayım..

- Peki bu görüşme olsaydı, neler olurdu?

**

Lafı eveleyip gevelemeyeceğim;

-Aha da kabak gibi, şu anda olanlar olurdu..

Mevzu gelir, "Bu işin kaynağı CHP'li biri"ne dayanır, orada bırakılırdı..

Tanımadığınız için kavramakta zorlanabilirsiniz, yardımcı olayım;

"Derimi yüzseler o CHP'li kaynağı açıklamam" diyor ya Talat Atilla, icap etse, dakika beklerse adım Murat değil..

**

Kafanız karışıksa, bu soruya kendinize tekrar tekrar sorunuz efendim;

- Muharrem İnce ile Saray arasında, iddia edildiği gibi bir görüşme olsaydı, neler olurdu?

"Kime yarıyor?" diye mi soracaktık?

E soralım o zaman.

Cumhurbaşkanı'nın adı geçti. Oldu sana muhalefetin içini karıştırmaya çalışan kişi.. Demek ki onun işine yaramadı..

Rahmi Turan yazdı.. Oldu sana, aldatılan gazeteci.. Demek ki onun işine de yaramadı..

Kemal Kılıçdaroğlu, "Vallahi inanırım, yaparlar" kabilinden konuştu, ama "Doğru ve ismi de biliyorum" dedi diye yalanlar söyleyip onu da zora soktular.. (Ki bu noktaya dikkat.. Yayınlar sırasında iktidar borazanlarının telefonlarına aynı anda mesaj geldi. Tekrar tekrar izleyin programları ve aha da şuraya yazın)

Kurultay'a hazırlanan CHP'de bir çete var iddiası ortalığı kasıp kavuruyor.

Eeeee, görünen oraya da yaramamış..

Peki, bu soruyla nasıl bulacağız faili?

**

En iyisi;

-Ekranlara, gazete manşetlerine,

-Uzun süredir sesi soluğu çıkmayan bir siyasinin yeniden meşhurlaşmasına,

-Ve dahi "Mağdurlaştırılmasına" 

- CHP'nin bu denli seviyesiz bir işle birlikte anılmasından mutlu mu mutlu olan iktidara ve medyasına bakalım,

Yeter..

Bir fikrimiz olacaktır..

Muharrem bey, yakışık almadı

Bu toz duman arasında, arada kaynadı belki ama, Muharrem İnce'nin bir sözü var ki, incitici ve şık değil.

Dedi ki;

- 2018'de planı kurdular. Dediler ki; Meral Akşener ikinci, Muharrem İnce üçüncü olur. Plan buydu.. Ama tersine döndü her şey.."

Oldu mu şimdi? Bu söz yakıştı mı?

 Gerçi anketler de öyle gösteriyordu ama, tarih, haysiyetli olan herkese şu notu düşmeyi emrediyor;

- Gazete ve televizyonlara, 'Açın kapıları Muharrem İnce'ye' suflajı gitmeseydi..

-Ankara, İzmir ve İstanbul'da, iktidardaki bazı yakınlarınızın da(!) desteğiyle o büyük mitinglerden, muhafazakar seçmene "Eyvah, galiba CHP geliyor" endişesi enjekte edilmeseydi..

-İkinci tura kalsanız bile, tüm araştırma sonuçları, Tayyip Erdoğan'ın kazanacağını gösteriyor.. Ve aynı araştırmalar, ikinci tura Meral Akşener kaldığında, Recep Tayyip Erdoğan'ın kabusuna işaret ediyorken..

Bu tarif de nereden çıktı Muharrem bey..

**

Hiçbir şey değilse, "Beşeri münasebetler" engel olmalıydı bu sözlere.

Gerçi, yandaş medyanın gazıyla, onların kahramanı olmayı kabullenebilen ve kendi partisini çetecilikle suçlayabilen bir siyasi motiften beklediğim şeye bak..

"İlahi Murat, sen de pek safsın" dedim ve sustum..

 

  • Yorumlar 14
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları