Kahramanlık kimin hakkı?

A+A-
Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Kimi oğlunu yitirdi, kimi oğlu ile birlikte hayatını kaybetti!..

Kardeşinin, arkadaşının üzerine siper olanlar, babasının dizlerinde son nefesini verenler, henüz hiç yaşamamış kadar genç yaşta vurulup düşenler oldu...

15 Temmuz'da hain FETÖ örgütünün kurşunlarına hedef olan 249 şehidimiz ve binlerce yaralımız... hepsi bu memleketin insanları...

Ateş düştüğü yeri yakıyor olsa da, acıları tüm toplumu bir araya getirdi...

Üstelik darbe girişimini fırsata dönüştürmek isteyenlere rağmen, 15 Temmuz şehitlerinin ortak kederi ve demokrasi direnişi, hainler karşısında toplumu hala bir arada tutuyor.

***

Darbe girişimi ile ilgili bir yıl önce bu köşede sıcağı sıcağına özetle iki tespitte bulunmuştum:

* Darbenin asıl hedefi Türk Silahlı Kuvvetleri'dir

* AKP iktidarı bu darbe üzerinden giderek otoriterleşecek yönetimini inşa edecektir.

Geçen zaman içinde maalesef yaşananlar bizi haklı çıkardı. 20 Temmuz'da OHAL ile başlatılan ve Meclis'i devre dışı bırakan, denetimi ortadan kaldıran süreç ağırlaşarak devam ediyor.

"15 Temmuz kutlamaları" için bastırılan afişlerde TSK'nın nasıl aşağılandığını gördük. Oysa hepimiz biliyoruz; TSK kurumsal olarak bu darbeyi desteklemedi, orduya sızdırılan hain azınlık, yine TSK'nın müdahalesi, polis ve halkımızın direnişi ile bastırıldı.

Neyse ki, Cumhurbaşkanlığı dün yeni afişlerle kamuoyuna duyurularda bulundu. Bu afişlerde FETÖ'cü darbecilerle mücadelede şehit düşen TSK personelinin fotoğrafları vardı.

***

FETÖ ile mücadele etmek için, 15 Temmuz'a gelinen süreç geriye doğru objektif bir bakışla analiz edilmeli...

"15 Temmuz darbesinin fitili ne zaman ateşlendi?" diye kendime sorduğumda yanıtı " Balyoz, Ergenekon vb. kumpas davalarında..." buluyorum.

"FETÖ 40 yıldır örgütleniyor", "her siyasetçi bu örgüte destek verdi" gibi açıklamalar gerçeği yansıtmakla birlikte yeterli, hatta bazı kişiler açısından samimi değildir. Çünkü bu örgüt başta TSK ve yargı içindeki en büyük sızma operasyonlarını AKP iktidarı dönemindeki kumpas davaları sürecinde gerçekleştirdi.

FETÖ'nün alçak kumpaslarına alkış tutan gazeteciler tutuklandı, hakimler ve savcılar ile emniyet içindeki işbirlikçileri ya tutuklandı ya da kaçtı ama o süreçte bu davalara devlet desteği sağlayan siyasiler hala yerlerinde duruyor.

15 Temmuz'un yıldönümünde bu soruyu da sormamız gerekmez mi?

Darbe girişiminin zemini, altyapısı, darbeci askerlerin TSK'ya yerleştirilmesi ve Atatürkçü askerlerin tasfiye edilip hapse tıkılması sürecinde sorumluluğu olanlar, yani bir yıl önce yaşadığımız darbe girişiminin zeminini bilerek ya da bilmeden hazırlayan siyasetçilerin "kahramanlık" gösterileri yapmaya hakları var mı?

15 Temmuz'un kahramanları bellidir; TSK'nın büyük çoğunluğu darbeye destek vermek bir yana mücadele etmiştir. Dolayısı ile 15 Temmuz kahramanlarından biri kurumsal olarak TSK'dır... Diğer kahramanımız yine kurumsal anlamda Polistir, darbede şehitler veren Emniyet teşkilatımızdır... Ve en önemlisi de; o gece tankların karşısına çıkan, darbecileri paralize eden halkımızdır...

Kahramanlık onların hakkıdır... Siyasetçilere ise kahramanlık değil; 15 Temmuz darbe sürecine kadar TSK içinde ve devletin tüm organlarında bu hain örgütün önünü açtıkları için sıkılmak, özür dilemek düşer...

Gerçek hukuk devleti ve demokrasilerde ise; bir ülkeyi bu kadar büyük badirelere sürükleyen yönetimlere düşen ise hesap vermektir...

***

FETÖ ile mücadele, 1 yıl sonra nerede?

Emniyet teşkilatı ve yargı mensupları olağanüstü çaba harcıyor.

"FETÖ terör örgütünün her üyesi istihbarat örgütü elemanı gibi yaşıyor. Hedefimiz aydınlığa çıkmayan bir şey kalmasın..." diyor Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman...

15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde Başsavcı Kocaman çarpıcı rakamlar verdi. Ankara'da, darbeye teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütü yöneticisi ve üyesi olmak suçlarından 11 bin 325 dosya açıldığını, soruşturmalarda 9 bin 271 i tutuklu olmak üzere 57 bin 567 şüphelinin yer aldığını açıkladı...

Kocaman, darbeye karışan, karıştığı düşünülen tüm sanıklarla ilgili soruşturmalarımızı tamamladık dedi...

Başsavcı Kocaman; ülke tarihinin en sinsi, omurgasız ve en büyük ihanet çetesi olarak tanımlıyor FETÖ'yü... Tek bir üyesi ve yöneticisi kalmayıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söylüyor...

Başta gazeteciler olmak üzere siyasi etkilerle alındığı açıkça belli olan yargı kararlarını eleştirerek, bir hakkı teslim etmeliyiz. Emniyet ve yargı teşkilatı FETÖ ile mücadelede bu bir yılda olağanüstü çaba harcadı...

İktidarda gördüğümüz ise; FETÖ'yü kazımaktan daha çok, darbe girişimi üzerinden süreci siyasi fırsatçılığa dönüştürmüş olduğu...

  • Yorumlar 9
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları