Kılıçdaroğlu'na linç girişimi davasında gergin anlar

Kılıçdaroğlu'na linç girişimi davasında gergin anlar
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimi davasının 4. Duruşmasında ifadeler ortaya çıktı. Duruşmada gergin anların yaşandığı bildirildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimine ilişkin olarak Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen 68 sanıklı davanın dördüncü duruşması yapıldı.

ANKA''dan Tamer Arda Erşin''in haberine göre, daha önceki duruşmalara katılmayan sanıkların ifadesi alındı. Olay günü TBMM Başkanvekili olan CHP Ankara Milletvekili Levent Gök’e saldırdığı tespit edilen sanık Gülbeyaz Onbaşı, “Ben ifademi vermiştim. İfadem, aynı ifadem” dedi.Onbaşı’nın daha önceki ifadesinde “Şehitler ölmez vatan bölünmez’ diye bağırırken görüntüm alınmış. Ben kimseye vurmadım” dediğini hakim tutanaktan okudu. Onbaşı, bu ifadesini onaylayarak, “Benim ifadem aynı, başka söyleyecek bir şeyim yok” dedi.

“BENİM, TANIDIM KENDİMİ DE BEN VURMADIM”

Olay günü Gök’e vurduğu anın görüntüsü izletilen Onbaşı, “Benim, tanıdım kendimi de ben vurmadım” diye görüntüdeki kişinin kendisi olduğunu onayladı. Gök’e vurduğu anın fotoğrafı da gösterilen Onbaşı, “Benim o da ben vurmadım. ‘Şahitler ölmez, vatan bölünmez’ diye bağırıyordum. Ben tanımam bile onu” diyerek, Gök’e varmadığını savundu. CHP Avukatı Celal Çelik, Onbaşı’nın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu belirterek, “Kendisinin Levent Gök’e vurduğu sabittir. Cezalandırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

“GÖK KÜFÜR EDİNCE VURDUM”

Sanık Ömer Faruk Sarıgün, “Orada millet bir kalabalığa girmiş. Levent Gök küfredince ben de kaldırdım, vurdum. ‘Vurmayın anasını, avradını s…’ dedi. Levent Gök’ün milletvekili olduğunu bilmiyordum. Kalabalıkta bayanlar vuruyordu. Bayanlara küfretti” diye Gök’e vurduğunu kabul etti.

Hakimin “Neresine vurdun?” sorusuna Sarıgün, “Neresine değdiğini bilmiyorum. O an salladım. Değip, değmediğini de bilmiyorum” dedi. Hakimin, “Gök’e 2 defa vurduğun tespit edilmiş” sözüne Sarıgün, “Hatırlamıyorum kaç defa vurduğumu. Olabilir” diye Gök’e birden çok vurduğunu kabul etti.

“DÜŞÜNDÜKÇE İNSANIN AKLINA GELİYOR”

Kolluktaki ifadesinde Gök’ün ettiğini ileri sürdüğü küfürden bahsetmediği hatırlatılan Sarıgün, “O an aklıma gelmemişti. Düşündükçe insanın aklına geliyor” diye Gök’ün küfrettiği yönündeki iddiasını sürdürdü.

“LEZBİYEN Mİ BUNLAR?”

CHP Avukatı Çelik, Gök’ün TBMM Başkanvekilliği yaptığını, sanığın yalan söylediğini belirterek, “Müvekkilimin gerek kişiliği gerek hukukçu kimliği dikkate alındığında bir bayana s…. demesi mümkün değildir. Bir kadının avradı kimdir? Lezbiyen mi bunlar” dedi.

Duruşma sırasında sanıkların laf atması üzerine CHP avukatları da karşılık verdi. Sanıklardan Mehmet Arif Arslan ve Koray Demirel, CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve CHP avukatlarına yönelik sözlü müdahalede bulundu. Sanıklar Mehmet Arif Arslan, Koray Demirel ile CHP Avukatı Çağlar Çağlayan arasındaki karşılıklı atışma duruşma tutacağına geçildi.

“ARAÇTAN İNDİĞİMİZ ZAMAN PROVAKASYON OLDU”

CHP Ankara Milletvekili avukat Levent Gök, müşteki sıfatıyla, “Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki siyasetçiler olarak yurttaşlarımızı tanımaya anlamaya çalışırız. O gün Çubuk’taki hadiseyi görünce insanlığımızın nasıl bu aşamaya geldiğini anlayabilmiş değilim… Burada bulunan ve diğer sanıkların hayatlarında kaç tane şehit cenazesine gittiğini bilemem. Ama ben Ankara’daki bütün şehit cenazelerine katıldım. Ülkemiz için kahramanlık gösteren askerlerimize saygımızı her zaman ifade ederiz, ülkemizin bütünlüğü açısından gerekli buluruz” diye konuştu.

Gök cenazeye katılmadan önce yapılan organizasyonu anlatarak, olay yerine geldiklerinde yaşadıkları için, “Araçtan indiğimiz anda provokasyon oldu. Genel Başkanımız cenazenin olduğu yere gidere kadar büyük hakaretlerle karşılaştık” dedi.

“YERE DÜŞSEYDİM, ŞU AN ARANIZDA DEĞİLDİM”

Gök şehidin cenazesinin top arabasına konulduktan sonra aracın arkasından gittiklerini belirterek, şunları söyledi:

“Biz top arabasının arkasından giderken diğer devlet erkanı gitmediler. Ben anlayamıyorum. Biz arabanın arkasından giderken binlerce kişilik kalabalık bizi kuşatmaya başladı. Hakaret ve protestolar fiziki saldırıya dönüştü. Biz genel başkanımızı korumaya çalışıyoruz. O kalabalık içerisinde genel başkanın yanından savruldum. Bir el beni çekti, genel başkanımızın bulunduğu gruptan bir anda kendimi savrulmuş buldum. Kafama, ayaklarıma, sağıma, soluma onlarca darbe aldım. Ne yapacağınızı da bilemiyorsunuz, yapayalnız kalmıştım. Emniyet güçleri de yardımcı olmuyor. Yüzlerce kişinin arasında yapayalnız kaldım. Olay esnasında zannımca emniyet güçleri de çekindi ve müdahalede bulunmadılar. Gerçekten de o kadınlarımızın, mülayim gördüğümüz insanlarımızın böylesine gözleri dönmüş şekilde, bir insanı öldürme pahasına gözlerinin kararmış olmasını anlayabilmiş değilim. O esnada yere düşseydim, huzurunuzda değildim. Davanın seyri başka şekilde devam ediyordu.”

Sanık Sarıgün, küfür iddiasına ilişkin Gök, “Ağzımızı açacak halimiz mi vardı. Üzüldüğüm şey sanık özür dileyeceği yerde, bu şekilde savunmada bulunuyor. Verdiği ifade bende olayı yönlendirenlerden biri olduğu çağrışımını uyandırıyor” diye konuştu.

“BİZİ ÇIKARIN BURDAN”

Gök, darp edildikten sonra CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve kendisini bir grubun “Bu Levent Gök” diye işaret edildikten sonra kovaladığını belirterek, “İki tane jandarmaya ait aracı gördük. ‘Bizi çıkarın buradan’ dedik. Kıllarını dahi kıpırdatmadılar. Araçlarına dahi almadılar. ‘Niye almıyorsunuz bizi’ dedik. Artık yapacak başka çaremiz kalmadı. Olaydan 15 gün önce torunum olmuştu, o aklıma geldi. Buradan çıkamayacağız dedik. Biz yol ayrımındayken tanımadığımız bir araç durdu. Araçtaki kişi ‘Vekillerim araca binin’ diyerek, bizi uzaklaştırdı. Hayatımızı kurtaran kişi de o kişidir” diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

Kılıçdaroğlu, 21 Nisan 2019 tarihinde Er Yener Kırıkçı''nın Çubuk''taki cenaze törenine katılmıştı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ankara Valisi, Ankara İl Emniyet Müdürü, Ankara İl Jandarma Alay Komutanı ve Çubuk Kaymakamı’nın bulunduğu köyde linç girişimine uğrayan Kılıçdaroğlu ve yanındaki milletvekilleri önce bir eve sığınmış, daha sonra zırhlı araçla köyden çıkarılmıştı. İlk duruşması 30 Kasım 2020''de yapılan davada, 1 Mart 2021 ve 21 Haziran 2021’de sonraki duruşmalar yapıldı. Davada toplam 68 sanık yargılanıyor.

İlgili Haberler