Mersin'deki tezgâh...

A+A-
Burhan AYERİ

Bir yandan geceden aldığım notlara bakıyorum. Diğer taraftan kulağım TRT Müzik'te. Vedat Kaptan Yurdakul, "Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun"u söylüyor. Bir zamanlar Dünya gazetesinde birlikte çalıştığım büyük bestekâr Avni Anıl'ın bestesi.

"Tam yazıma uygun bir şaheser diyorum". Çünkü aklımda 31 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerin olası sonuçları var. Acabalar fazla. İlk anda hatırladıklarım, bir tarafta İYİ Parti Genel Başkanı'na saydıranların son anda onun uyarılarını yerine getirmeleri.

Cumhur İttifakı, Meral Akşener'in Iğdır'la ilgili ikazını yerine getirmekle kalmadı. Doğudan batıya pek çok ilde de uyguladı.

Kafama takılan ise Mersin'deki durum. Burhanettin Kocamaz için gerekli başvuru niçin yasal sürede yapılmadı? Yoksa, Muharrem Sarıkaya'nın işaret ettiği gibi ortada alicengiz oyunu mu var?

Falcılık mı?

İYİ Parti üst kademesinin bu sorunu, il başkanını görevden almakla temizleyeceğini sanmaları mümkün değil! Geçmişten bu tip bir örnek İstanbul'da yaşanmıştı. Adalet Partisi adayı Nuri Eroğan'ın yasal sürede Denizcilik Bankası'nın (o zaman devlete aitti) hukuk müşavirliğinden istifa etmemesi, kazanılan seçimi kaybetmesine yol açmıştı. CHP bunu tespit edip itiraz etti ve haklı bulundu. Yerine de bilindiği gibi Haşim İşcan geldi.

Bu defa ortada ihmal yok. Aleni kumpas var. MHP'nin Mersin başkan adayı Hamit Tuna kısa süre önce ne demişti:

"Göreceksiniz, Burhanettin Kocamaz aday bile olamayacak". Bence bu bir itiraf. Artık anlayın İYİ Parti il başkanı ile iş birliğini...

***

Son durum

Merak ettim araştırdım. İki partinin elinde bulunan belediye başkanlıklarından söz ediyorum. Tabii kayyumla yönetilenlerin sayısını da. Bunların 96'sı PKK ile bağlantılı olduğu için görevden alınmıştı. Geri kalan 8'i ise FETÖ'den yollandı.

MHP'nin bir önceki yerel seçimde elde ettiği 173 belediye başkanlığı sayısı 131'e düşmüş. Bu küçük araştırmayı da bilgi notu olarak kayda geçtim. Galiba en önemli sayımı 31 Mart Gecesi yapacağız.

Bir hoşgörü lütfen

Cumhuriyet Gazetesi Davası'nda yine başa dönüldü. Tahliye edilenler tekrar içeriye. Hangi basın organı olursa olsun, gazetecilerin hapse atılması beni üzüyor. Hele bunların arasında karikatürist varsa, üzüntüm katlanıyor. Musa Kart gibi bir ustanın durumuna kahroluyorum. Dünya çapında bir yetenek. Üstelik tam bir İstanbul beyefendisi.

Bazılarına hatırlatmak istiyorum. Bu ülkede ne karikatürler çizildi. Örneğin Demirel ve Erbakan'ın "Hayvanlar alemi" ve bikinili halleri. Ne merhumlar bu işin peşine düştü ne de savcılar...

Bugün ortada tuhaf bir durum olduğu kesin. Bakalım daha ne kadar sürecek?

//////////////////////////

***

Bir büyük insan

Gecikmeli de olsa, değerli bir insandan bahsetmek istiyorum; Prof. Dr. Hüsamettin Koçan. Kendi ifadesiyle Bayburt'un bir dağ köyünden çıkma bir akademisyen. Hocanın en önemli özelliği, alçakgönüllülüğü. Bitmez tükenmez azmi.

Hayatımın en güzel tesadüflerinden birini onunla yaşadım. Yetiştiği topraklarda gerçekleştirdiği Baksı (şaman demek) Müzesi'ni tamamlamadan önceydi. Bir çocuk dergisinin resim yarışmasında birlikte jüri üyeliği yaptık. Düşünün benim gibi resmi cetvelle çizen biri ve bir dâhi.

Prof. Dr. Koçan'a bu çalışmalarımız sırasında hayran oldum. Hocamı aldığı "Yılın İlham Veren İnsanı Ödülü" için yürekten tebrik ediyorum.

İnanın böylesi bir şerefi hak edecek çok az kişi tanıyorum.

***

Fener-Balat'a ihanet

Geçenlerde çöken bina, ilk gençliğimi yaşadığım semti aklıma getirdi. Bu konuda geçmişte yapılan hataları da anımsattı. Bir zamanlar semtin adını taşıyan "Güzelleştirme Derneği"nin başkanlığını yapan Hüseyin Movit'in açıklamasını buraya alacağım:

"UNESCO tarafından akredite edilmiş derneğin dışında oluşturulan konsorsiyumda UNESCO'nun kendisi, Hür Berlin Üniversitesi, Dünya Bankası, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Fatih Belediyesi vardı. Proje hibe şeklinde olacak restore edilecek 1400 evde semtin gençleri çalışacaktı. Sadettin Tantan'dan sonra göreve gelenler bu projeyi akamete uğrattılar. Parayı kendileri alıp, dağıtımın yine kendileri tarafından yapılmasını şart koştular. Neticede proje bir Yunan köyüne yönlendirildi."

GÜNÜN SÖZÜ

İsteklerini yeterince kontrol eden, yeterince zengindir. Voltaire

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları