Nazlı Ilıcak'ı serbest bırak, şehit annesini yargıla!

Bir ülkenin ileri ya da geri gittiğini görebilmek için yargı kurumuna bakın.

Hangi konular dava konusu oluyor, hangi konularda ceza veriliyor, inceleyin.

Gelişmiş ülke olarak konumlandırdığımız birçok devletin yargısında; görevini yapmayan kurumlar, görevini yapmayan personeller ve hak ihlalleri tartışılır.

Kimse adliyelerinde birbirine girmez, katiller için "ceza" istenmez.

Çünkü adalet konusu çözülmüş, yargı etiği oluşmuş, devlet sistemi oturmuştur.

Peki ya Türkiye?

Kameralar önünde öldürülseniz, göz göre göre gelen maden faciasında yitip gitseniz, "ölmek istemiyorum" diyerek hayatınız sonlandırılsa bile katiller bir şekilde "iyi hal" alıyor. Almasa bile çıkarılan aflar ve yapılan düzenlemelerle kısa sürede serbest kalabiliyor.

İşin bir de siyasi ayağı var.

Siyasi erklerin "kötü" veya "iyi" ilan ettikleri var.

Yurt dışında bunun örneğini göremezsiniz. Siyasete göre şekil alan hukuktan bahsedemezsiniz.

Ancak Türkiye'de bunun örneklerini çok acı bir şekilde yaşıyoruz ve anlaşılan o ki yaşamaya da devam edeceğiz.

Pakize Ana'ya açılan dava

Bu seferki dava konusu ise milyonların yüreğini acıttı.

Evladını PKK terörüne kurban veren Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba, CHP Kurultayı'nda yaptığı konuşmadan dolayı yargılandı.

Hem de "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatları şikayetçi olmuştu.

Üzerinden yıllar geçmesine rağmen bir şekilde Pakize Anne'yi susturmak istiyorlardı. Çünkü çözüm sürecine yönelik eleştirileri, terörle mücadeleye yönelik tepkileri onları rahatsız ediyordu.

Erdoğan'ın avukatlarının şikayetini emir olarak gören mahkeme hemen hareket geçti ve dava başladı.

Davanın ilk duruşması dün Ankara'da görüldü ve Pakize Ana beraat etti.

Çünkü planlarını bozan gelişmeler olmuştu.

Çünkü beklemedikleri bir tepki almışlardı.

Kamuoyu, sosyal medya ve birçok kesimden gelen tepkilerden sonra Erdoğan'ın avukatları şikayetini duruşmada geri çektiler.

Eğer bu büyük tepki oluşmasaydı, eğer insanlar şehit annesine sahip çıkmasaydı, çok büyük ihtimalle mahkumiyet kararı çıkacaktı.

Benzer örneklerini gördük.

"Kına yaksın" dediği için şehit babasına 11 ay hapis cezası verenler,

Hükümeti eleştirdikleri için şehit ailelerini Meclis'e aldırmayanlar,

Saray'da şehitler için yapılan iftar davetine "hükümet aleyhinde" konuşmayan aileleri özenle seçenler, Pakize Akbaba'ya da ceza vereceklerdi.

Toplumun tepkisi ve siyasi anlamda işlerine gelmeyeceğini anlayınca U dönüşü yaptılar.

***

Duruşma salonunun kapısında Pakize Anne'yi bekleyen İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de son derece önemli bir görevi yerine getirdi. Birçok siyasetçinin duymadığı, görmezden geldiği konuya sahip çıktı.

Pakize Ana'ya duruşma öncesi uzun uzun sarılması son derece anlamlıydı.

***

Mahkeme salonundaki bir detayı da paylaşayım.

Erdoğan'ın iki avukatı var. Birincisi salona geliyor ve hakim kendisine "şikayetçi misiniz" diye soruyor, avukat "evet şikayetçiyiz" diyor.

Sonra ikinci avukat gelip, diğer avukatla kulaktan kulağa konuşup "Şikayetimizi geri çekiyoruz" açıklaması yapıyorlar.

Duruşma bundan sonra boşa düşmüş oluyor, kamu davasına da dönüştürülmüyor ve Pakize Ana beraat ettiriliyor.

İşte Türkiye'de hukukun, adaletin, yargının geldiği nokta.

FETÖ'nün en kritik isimleri olan Ilıcak ve Altan'ları bırakanlar, şehit annesinin hapsini isteyebiliyor.

Pakize Ana'yı elinde bastonuyla İstanbul'dan Ankara'ya getirtenler tarihe kara bir leke olarak geçmiştir.

Yargıyı, bakkal dükkanı yönetir gibi yönetenler dün çok büyük bir ders aldılar ve Türk milletinin vicdanına şehit annesini sudan sebeplerle yargılayanlar olarak geçtiler.

 

Yazarın Diğer Yazıları