Orhan Uğuroğlu'na saldıranlar serbest bırakıldı. Adalet bir gün size de lazım olacak. Demirden korksaydık trene binmezdik

Orhan Uğuroğlu'na saldıranlar serbest bırakıldı. Adalet bir gün size de lazım olacak. Demirden korksaydık trene binmezdik
Yeniçağ Gazetesi yazarı ve Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’nun dün evinin önünde uğradığı saldırı, Türkiye’nin gazeteciliğin günden güne daha da tehlikeli bir hal aldığını bir defa gösterdi. Saldıranlar serbest kalırken, bu son saldırı da yine yapanın yaptığının yanına kar kalmasının bir sonucu olarak göze çarptı…

Fatih ERGİN -Yeniçağ- Analiz

Türkiye dün Ankara’da yaşanan iki saldırı ile sarsıldı.
Önce Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ evinin önünde silahlı ve sopalı saldırıya uğradı. Özdağ’dan kısa bir süre sonra ise, gazetemizin Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’na yine evinin önünde saldırıldı.
Uğuroğlu’na yapılan saldırı, gazetecilere yapılan önceki saldırıları akla getirdi.

Mayıs 2019’da gazeteci Sabahattin Önkibar ve Yeniçağ yazarı Yavuz Selim Demirağ saldırıya uğramıştı. Demirağ saldırıda yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştı.
Kasım 2019’da ise bir dönem Yeniçağ’da yazan Korkusuz yazarı Ahmet Takan saldırıya uğradı.
Yine aynı yılın Aralık ayında yine bir Yeniçağ yazarı, Murat İde saldırganların hedefi oldu. Murat İde, yumruklu ve sopalı saldırıdan, silahını çekip havaya ateş ederek kurtulmuştu.

Bu saldırıların ortak yönü gazetecileri hedef alması değildi sadece… 
Gazetecileri hedef seçen saldırganlar serbest kaldılar.
Eskiden karakolların arka kapısından salınırlardı, şimdilerde ise ön kapıdan bir “kahraman” edasıyla ellerine kollarını sallaya sallaya çıktılar.
 

Aradan geçen sürede ise saldırganlar hakkında hiçbir hukuki ilerleme kaydedilmezken, gazetecilere saldırılar silsilesine ise Orhan Uğuroğlu ile bir halka daha eklendi…
Bu tablonun ne manaya geldiğini Büyük gazeteci Çetin Emeç’in, “Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır.” sözü özetliyor.
Yapanın yaptığı yanına kar kalıyor ve bu durum başkalarını da özendiriyor.

Gazetecilere saldıranlar serbest bırakılıyor ve olaylar basit bir adi suç gibi değerlendiriliyor.
Cezasızlık nedeniyle de, gazetecilere yapılan saldırılar, daha da sistematik bir eyleme dönüşüyor…Saldırganların etkili bir şekilde soruşturulması, arkasındaki güçlerin açığa çıkarılmaması, gazetecilere fiziki saldırıda bulunmayı bu kişiler için adeta bir hak konuma sokuyor…

Oysa gazetecilere yönelik her saldırı aslında halkın haber alma hakkına yönelik bir saldırıdır.
Hukuk düzenine yönelik bir saldırıdır.
Bu açıdan bakıldığında gazetecilere yönelik saldırılar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır ki; kimse bir daha buna teşebbüs edemesin…

Gazetecilere saldırılar tahammülsüzlük kültürünün de  yaygınlaştığını gösteriyor. Kutuplaşma ve farklı düşünceler karşısında bir taassup iklimi, cezasızlıkla birleştiği için saldırılar yenileri ekleniyor ve eklenecek…

Çetin Emeç’in sözünü tekrar hatırlatarak noktalayalım; “Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır.”

 

 

 

 

Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş