Ortak sorun Afganistan

A+A-
Burhan AYERİ

ABD'nin Taliban'la görüşmeleri sonuçsuz kaldı. "Bize ne" demeyin. Bir ülke düşünün, Cumhurbaşkanlığı bahçesinde uyuşturucu yetiştirilmekte.

Havadan çekimler izlense, dünya için felaketin nereye geldiğini çok daha iyi anlarsınız. Afganistan'ın insanlarının geçim kaynağı "uyuşturucudan gelen para."

Bu işi teşvik edenlerin başında uluslararası baronlar gelmekte. Afganistan ilk durak. Rotada Türkiye de var. Tevziatın bir bölümü de bize. Ara istasyonları da artık ezberledik. Bugün Arnavutluk'tan İtalya'ya, Rusya'dan Fransa'ya hep Afgan haşhaşı tüketilmekte.

Eklenenler

Son yıllarda bu trafiğe ülkeden kaçmaya çalışan insanlar eklendi. Her yakalanan araçta, her batan teknede mutlaka Afganlara rastlıyoruz. İnsan kaçakçıları her geçen gün daha organize hale geldiler.

Anılarım

Ben Kabil'e gittiğimde iktidarda Dr. Babrak Karmal vardı. Onunla röportaj iznini zor almıştım. Esas sorun oraya ulaşmaktaydı.

Yüzölçümü ve insan sayısı olarak büyük bir ülke ancak ellerinde miadını çoktan doldurmuş Caravelle'ler vardı. Onların sayısı da dörttü. Önce Körfez'e, Doha'ya gittim. İki gün bekledikten sonra bu hurdalıklardan biri indi. Ben ve diğer Afganistan yolcuları bindik.

Sarsıla sarsıla uçuştan sonra bulutların arasından Kabil göründü. Bir ara Caravelle'den metal tozları atıldığını fark ettim. Sonradan öğrendim ki, bakır tozları imiş.

Tedbir

Başkent havaalanı öyle bir yerde ki, doğal bir çanağın ortasında. Bu metal tozlarının atılma sebebi, tepelere çıkmış mücahitlerin -o zaman öyleydi- omuzda taşınan uçaksavar füzelerin etkisini böyle önlediklerini anladık.

Hemen alındım

Yollanan araç ve koruma görevi verilen dört kişi anında beni buldular. Üçü Türkçe konuşabiliyordu. Belki de Özbek kökenlilerdi. Hiç ağzını açmayan, kesin Afganistan'da görevli bir Sovyet elemanıydı.

Moskova'nın adamı Dr. Babrak Karmal'la uzunca bir söyleşi yaptık. Bu yüzden az daha dönüş uçağını kaçırıyordum. Bereket alana telefon edildi. Yani ben kemerimi bağlayana kadar, beklendi.

Ters tepen proje

O gün bugündür bir daha Afganistan'a gitmedim. Ekranlardan izlediğim ve okuduğum kadarıyla Pentagon'un "Yeşil Kuşak Projesi" bugün tersine dönmüş halde.

O günlerde "Kahrolsun Moskova" diye bağırarak çarpışanların çocukları tam aksi yöne saptılar. Şimdi, "Amerika evine dön" diye sloganlar atıp silahlarını ateşliyorlar. Bombalarını patlatmayı unutmuyorlar.

Türk'lük önemli

Üzüldüğüm nokta, bizden birilerinin Uzbekler ve Taciklerin durumu. "Türk" deyince parlayan gözleri bugün aynı duygularla bakıyor mu?

Türk medyasında, Afganistan olgusunu işleyen tek isim kaldı; Mete Çubukçu. NTV'deki Pasaport programıyla inşallah bazı gözleri açmayı başarıyorlar.

Depremcik!

Bazı günlerde hep Ahmed Mithad Efendi'yi hatırlarım. Onun meşhur lafı kulaklara küpedir; "Bugün doğal afetler ancak İstanbul'da meydana gelirse, haber olur."

Dün sabah saat 11.01'de bu lafı yine hatırladım. 4.6'lık bir sallanma halkı sokaklara dökmeye yetti.

Ekranlar normal akışlarını kestiler. Maazallah 6.5'in üstünde bir depremle sarsılsaydık, meydana gelecek paniği tahmin zor değildi. Düşünün dünküne depremcik diyebiliyoruz.

Çanakkale Ayvacık aşağı yukarı aylardır sallanıyor. İlk başta bölgeye ekip yollayanlarda bugün tık yok. Anlayın işte vurdumduymazlığımızı...

Sizden gelenler

Yolladığınız mesajları okumadığımı zannetmeyin. Yer verme açısından şanslı değiliz. Dün sabah tomar haline gelmişlere göz attım. Gösterilen ilgi ve sevgiyi pekiştirdim.

Aralarından seçme yaparak, bir bölümünü aktaracağım:

Turgay Öztürk: Orman yakanlara Türkmenistan kadar ceza verilsin; en az 10 yıl.

Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı: Tıp doktoru. Ayrıca Gaziantep Baklava Müzesi'nin kurucusu. Sözünü ettiği emaneti gazete adresine Esat Atalay adına gönderebilir.

Ertuğrul Karaca: Yazılarınızı okumadan uyumuyorum. İnternete yüklendiği anı bekliyorum.

Umur Hazangil: Üstat, bu kez rekor kırdı. Ay içinde üç mesaj attı. Bunların arasında şu bölümle uçurmuş beni; "Yediveren gülü Burhan Ayeri. Mübarek, Çarşamba Pazarı. Ne ararsan var."

GÜNÜN SÖZÜ

Düşünüyorum. Öyleyse VAR'a gidelim! İ. Ormancı

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları