Suriye Tezkeresini Yeniden Okumak

Suriye Tezkeresini Yeniden Okumak

Serdar Sement yazdı: Suriye Tezkeresini Yeniden Okumak

TBMM 17.Ekim.2023’te, Anayasa 92. Maddesi kapsamında Suriye (Irak ile ortak) tezkeresini 30.Ekim2023’ten itibaren iki yıl süreyle uzattı. 30.Ekim.2025’e dek, Suriye’de TSK’nın kullanım yetkisi Cumhurbaşkanı uhdesinde. Tezkere metni ekteki linktedir.

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/10/20231019-2.pdf

TBMM, Cumhurbaşkanı’na, konumuz bakımından Suriye’de TSK kullanımına izin vermiş. Sorgulanan husus kısaca şu; TBMM-Suriye tezkeresi, Cumhurbaşkanı’na, Suriye’de ya da Suriye gelişmeleriyle bağlantılı işleyişte İsrail’e karşı silahlı kuvvet kullanım yetkisi tanımış mı?

Bu sorunun cevaplanması ek iki cihetten kritik. İlki; İsrail ile Mayıs.2010’da yaşanan kontrollü gerginlik ve dolaylı sınırlı çatışma dönemi, Suriye nedeniyle kontrollü ve sınırlı olsa da doğrudan çatışma formatı alabilecek mi? Diğeri, İsrail’e karşı kuvvet kullanımı TBMM Suriye tezkere iradesinin kapsamında mı? Değil mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı demeçlerinde özetle, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak için Suriye halkıyla birlikte Türk milletinin devrede olacağını açıkça ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’e yönelik demeçleri, giderek; dolaylı değil doğrudan, kuvvet kullanım alt mesajıyla birlikte verilir haldedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın demeçlerinde eksik olan, adeta, savaş ilanıdır.

İsrail'in artan saldırganlığının gerisinde Suriye'deki devrimi gölgelemek, Suriye halkının umutlarını boğmak olduğu anlaşılıyor. İsrail fırsatçılık yapsa da er ya da geç işgal ettiği topraklardan çekilecektir. Buna mecbur kalacaktır (24.Aralık). (Suriye’nin) toprak bütünlüğüne yönelik saldırılar karşısında da Türkiye olarak tavizsiz duruşumuzu muhafaza edeceğiz. Selden, özellikle, kütük kapma yarışında olan kim varsa, karşısında, Suriye halkıyla birlikte milletimizi bulacaktır (6.Ocak).

https://www.youtube.com/shorts/u35ZBkEwJSM

Cumhurbaşkanı Erdoğan söyleminden bağımsız, Suriye meselesine İsrail’in doğrudan müdahil olduğu açık. Bu müdahillik 1967’de fiilen başlamış, 1981’de İsrail, Golan tepelerini ilhak etmiştir. ABD-Trump, 2019’da başkanlık kararnamesiyle Golan’ı İsrail toprakları olarak tanımıştır. Aralık.2024’te İsrail, Golan tepelerinden daha içeri girerek birçok tepe ve düzlüğü işgal etmiş, Şam yakınlarına dek saha hâkimiyeti tesis etmiştir. İsrail’in Şam’a dek saha hâkimiyeti devrede kaldıkça, kurulacak merkezî Suriye hükümetinin bağımsız karar üretmesi, bu kararların Türkiye’nin hak ve menfaatlerine uygunluğu temin edilemeyecektir.

İsrail, Suriye’de, HTŞ’nin sadece hafif denebilecek silahlı güce sahipliğini kabullenmekte. Ağır, nitelikli saldırı ya da savunma silahlarının, radar ya da hava savunma sistemlerinin HTŞ eline geçmesine izin, vermemekte. İsrail Suriye’nin her yerinde, Türkiye sınırı (Kamışlı) dâhil, bu tür silahları vurmakta, depolarını sair imha etmekte. İsrail bunun için komando harekâtı da düzenlemekte (Masyaf). İsrail’in, Tartus’ta Türkiye tarafından temin hatta tesis edildiği iddia edilen radar sistemlerini de vurduğu iddia edilmekte. Bunun doğruluğundan bağımsız, İsrail, Suriye’de HTŞ-Colanî yönetimine Türkiye’ce verilebilecek radar, hava savunma sistemleri sairi de vuracak görünmekte.

Konu dışına taşarsak; İsrail, Suriye’nin İran tarafından İsrail’e saldırı için; yığınaklanma, silah, teçhizat, militan üretim ve barındırma, geçiş yeri, kısaca saldırı rampası olmasına müsaade etmemiştir. İsrail’in Suriye’yi kendisine karşı saldırı rampasına dönüştürülmemesi bakımından Türkiye karşısında da taviz vermeyeceği, işleyişten kolayca anlaşılabilirdir.

TBMM tezkeresinin İsrail’ e karşı kuvvet kullanımı bakımından herhangi sınır teşkil ettirmediği kesine yakındır: “Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik… her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak… gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi… bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması…”

Elde bu tür metin varken Cumhurbaşkanı’nın Suriye meselesinde İsrail’e karşı kuvvet kullanımı için ek yetkiye sahip olma gereği düşünülemez. Bu ayrıca, bugün için maalesef, hukukan olduğu gibi politik olarak da doğru ya da yerinde değil. İsrail’e karşı kuvvet kullanımı TBMM Suriye tezkere iradesinin kapsamında mı? Kesin cevap evettir. Yine de, Suriye (Irak’la birleşik) tezkeresinin İsrail’e karşı da kuvvet kullanımı bakımından modalitesine açıklık getirilmesi, Anayasa’nın savaş ilan yetkisini açıkça ve sadece TBMM’ye vermiş olması nedeniyle elzemdir.

30.Ekim2025’e dek buna gerek bulunmasa da, bu tarihe yakın yenilenecek tezkerede İsrail konusunda modaliteler netleştirilmeli. Daha önce Suriye müdahilliğimizde politik amaç nedir sair sorular tüketilmemişti. Bundan öte, İsrail karşısında aynı belirsizliklerle yürünemez. Çünkü Ekim.2025’ten itibaren TBMM ve Cumhurbaşkanı görev dönemi yaklaşık yarılanmış olacak, erken seçim zemini ve Anayasa değişikliği gibi meselelerde Suriye ve İsrail parametrelerinin ederlerinin sınırlanması şart. Cumhurbaşkanlık-Parlamento-Anayasal yetki düzeninde kurumlar arası etkileşimin siyasi düzen üzerinde baskısı izale edilmelidir. Acil durumlar? Bu tür durumlarda silahlı kuvvet kullanım yetkisi zaten Cumhurbaşkanı’ndadır (AY m.104).

Şu görülmeli; TBMM tezkereleri, açık İsrail (Suriye’ye) müdahilliği ve ABD resmî tanımasına rağmen öngörü ve düzenleme kalitesinden yoksun. En hayati konularda karar ve düzenlemeden yoksunluk, milletin vekâlet kapsam ve açık politik iradesine olduğu gibi Türk devlet aklı ve geleneğine zıt. Suriye’de İsrail’le (aslında ABD ile de) doğrudan çatışma riskinin müphemliği, müphemliğin TBMM tezkeresinde izale edilmemiş oluşu, 30.Ekim.2025’ten itibaren sürdürülemez, taşınamazdır. Türkiye, 2028 ya da öncesi seçim ya da Anayasa değişiklik zemininde maksadı ve modalitesi belirsiz İsrail eklemli Suriye riskleriyle siyasi düzenini muhafaza edemez.