Türkiye evriliyor... Vahîdettinler, Said-i Nursîler, Şeyh Saidler her yerde (1)

Bu sıralar Şeyh Said’den, Said-i Nursî’den geçilmiyor. Her ikisi de baş tacı oldu(!) Türkiye sathında büstlerini dikecekler desem, şimdi onlar heykeli günah saydıkları için, sadece isim vermekle, hatıralarını yaşatmak için sempozyumlar düzenlemekle, herkese onlardan alınma sözlerle fikir empoze etmekle yetiniyorlar.

Heykel deyince... Mustafa Kemal Atatürk’ün İslâmî çerçevede “heykel” izahını okumalı. Heykeli günah saysan ne olur günah saymasan ne olur. Heykel her zaman her yerde var. Kendilerini Cahiliye öncesine hapsetmiş Afgan Taliban bile geçmişte patlattığı tarihî heykellerin kalıntılarını turizme açmak için kolları sıvadı. Sen sadece, “heykel”i put görüp tapınma. İçin rahat etmek istiyorsa, namazında, karşında heykel duruyorsa, yer değiştirirsin. Hatta “suret” için de geçerli bu sözüm. Pek muteber fıkıhçımız/fetvacımız Prof. Dr. Hayrettin Karaman, bir tarihte suretler için, namaz kıldığınız odada olabilir, ama kıble tarafında olmasın, mealinde yazdığını hatırlıyorum.

Yakında yüz yıllık “reklam arası”na yeter, diyeceklerdir hiç şüpheniz olmasın. Sonra tutuklamalar, idamlar peş peşe gelecektir. Mustafa Kemal İstiklâl Mahkemeleri’ni kurmadı mı? Onlar da İnzibatiye Mahkemeleri kuracaklar. Zaten bu işareti veriyorlar.

(Niye İnzibatiye Mahkemesi? Kuvâ-yı Milliye’nin zıddına gidildiğine göre, ordunun da adını değiştirirler; İngilizlerin desteğiyle Halife Vahîdettin ve sadrazamı Damat Ferid’in Kuvâ-yı Milliye’ye karşı kurulması için öncülük ettikleri “Kuvâ-yı İnzibatiye” derler. Madem Vahîdettin ölümsüz, o örnek alınmalı. Örnek alınmazsa ruhu muazzeb olur, aman ha! Kendilerine ihanet ederler.)

Şimdi tarikatlar/cemaatler baş tacı. Bir cemaatin darbesinden anca kurtulduk. Bu darbe teşebbüsü yüzünden binlerce insan boşu boşuna hapisteler. Bu örnek bile Vahîdettincilerin ne yapacaklarını göstermeye yeter.

Osmanlı dönemine dönmek isteyenler, intikam için harekete geçtiklerinde bu defa hapsetmeyecekler, Darbeci Kenan Evren’den mülhem “Asmayıp da besleyelim mi?” diyecekler, hiç şüpheniz olmasın.

Bu işareti verdiler de... İsmail Ağa cemaatinin şeyhi/lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yeğeni Saadettin Ustaosmanoğlu, 7 Ekim 2023’te, Gazze’nin yönetimini elinde tutan HAMAS’ın silahlı güçlerinin Yahudilerin yaşadığı bölgelerde çok insanı öldürmesini örnek alarak: “HAMAS’ın Filistin’de yaptığını biz Türkiye’de yapmak zorundayız. Biz şu an itibarıyla eğer vakti zamanı iyi değerlendirebilirsek Türkiye’de bir devrimin olmaması için hiçbir sebep yok.” dememiş miydi?

Yoksa niye bu kadar Vahîdettin’i, Said-i Nursi’yi, Şeyh Said’i öne çıkarıyorlar?

Madem Saidlerden medet umuyorlar, Said Molla’yı da görmeleri gerekir. Görmezlerse kendilerine ihanet ederler!

Akıllarına gelmemiştir. Biz hatırlatalım:

Vikipedi’de “Sait Molla” başlığı altında kısaca şunlar yazlı:

Sait Molla (1880, İstanbul-14 Temmuz 1930, Atina), Osmanlı devlet adamı, Şûrâ-yı Devlet üyesi, Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve İngiliz ajanı.

Mütareke Dönemi’nde (1918-1922) Türk Kurtuluş Savaşı’na muhalefeti ve İngiliz taraftarlığıyla öne çıkmış bir isimdir. Atatürk’ün Nutuk adlı eserinde üzerinde önemle durulan şahsiyetlerden biridir. Yüzellilikler arasında yer alır. (...)Türkiye’nin İngiliz himayesi altına girmesi konusunda en faal çalışmış kişilerden birisi olan İngiliz ajanı Rahip Frew ile Sait Molla arasındaki yazışmalar ele geçmiş ve bu mektuplarda Frew'dan yüklü miktarlarda para aldığı ve bu paraları isyan çıkartmak amacıyla Anadolu'daki bazı şifreli isimlere gönderdiği anlaşılmıştır. Nutuk’ta belgeler bölümünde Rahip Frew'a yazdığı mektuplar verilmiştir. Ajan Frew'a yazdığı mektuplarda Kürt Teali Cemiyeti mensuplarına ve doğudaki faaliyetleri için para gönderdiğini yazmıştı.”

***

Bir de Seyyid Rıza var. Said, Seyyid ismine de yakın. O da Mustafa Kemal’in zamanında isyan etti. Seyyid Rıza’nın isyanı Şeyh Said’in isyanıyla örtüşmese de neticede Türkiye Cumhuriyeti’yle hesaplaşmaya girdi. Netice itibarıyla aynı.

(Devam edeceğiz.)

Yazarın Diğer Yazıları