Türkiye'ye Orta Doğu'da yeni görev

A+A-
Cahit Armağan DİLEK

Trump'ın herkesi şoke eden Suriye'den çekilme kararının belirsizlikleri yavaş yavaş ortadan kalkıyor.

Çekilme kararının Cumhurbaşkanı Erdoğan ile konuşurken değil önceden alındığı ortaya çıktı. Dar bir ekiple alınan karar ABD içinde de tepki topladı. Türk medyası ve uzmanları zaten aylardır konuşulan Mattis'in istifasını ve her zaman var olan Amerikan kurumları içindeki mücadele sanki yeniymiş gibi Trump'ın kararına bağladı. Hareket noktası yanlış olunca öngörüler de yanlış çıkıyor maalesef.

Trump, 2018 başlarında da Suriye'den çekilmekten bahsetmiş ancak sonra bundan vazgeçmişti. Vazgeçmişti ama Obama döneminde Eylül 2015'te kamuoyuna çıkan projeyi yeniden canlandırmıştı. O da bölge ülkelerinin ve Avrupalı müttefiklerinin daha fazla katkıda bulunmasını sağlamaktı.

Nitekim bu proje canlandı. Körfez ülkeleri ekonomik katkıda bulundular, hatta belirli sayıda askerî güçlerini Fırat doğusuna getirdiler. Fransa askerî varlığını artırdı. Almanya ve İngiltere nispeten az olan askerî varlığını sürdürdü, az da olsa ekonomik destek verdiler. Ne gariptir ki çekilme hamlesi yapan ama vazgeçen ABD ise askerî varlığını, PKK/YPG'ye askerî desteğini artırdı

Görünen o ki Trump istediği sinerjiyi yaratamadı ve aynı hamlesini tekrarladı. Sürpriz etkili şok kararı açıkladı. 

Dünyada algı yönetimine en çok para yatıran devlet olan ABD'nin başkanının bu kararı aslında bir algı operasyonudur. Gelişmeler de bunu gösteriyor. 

Trump'ın son çekileceğim kararı, aynı zamanda bir şantaj ve pazarlık unsuru. Bunun karşılığını da hemen almaya başladı.

Birkaç gün içinde Fırat'ın doğusuna operasyon yapacağız diyen Türkiye'nin operasyonunun aylarca askıya alınmasını sağladı. Hani bir gün bile bekleyecek tahammülümüz yoktu?

Görünürde en büyük sorun ABD'nin PKK/YPG'ye desteğiydi. Trump'ın kararından sonra bile askerî yardım TIR'ları gönderiyor. Trump'ın ve Amerikalı yetkililerin hiçbir açıklamasında YPG'den vazgeçildiğine ilişkin en ufak bir emare yok. Buna rağmen ABD ile Suriye politikasında politikalarımız tam örtüşüyor ve anlaşıyoruz! Nasıl olur bu?

Çünkü ABD'nin bu rolünü Fransa aldı. ABD desteği devam edecek ama YPG'yi korumaya alan görüntüde Fransa olacak. Yeni muhatabımız o. Biraz da derdimizi ona anlatacağız. Böylece Trump özde değil sözde ve şekli bir değişiklikle sırtındaki yükten kurtuldu, Türkiye'yi yanına aldı.

Trump Suriye'deki tüm masrafların Suudiler tarafından ödeneceğini açıklayarak başka bir hedefine daha ulaşmış oldu. Şimdi Suriye'deki tüm maliyetleri Suud'lara kitledi! Pazarlıkların devamı gelecek. Körfez ülkeleri askerî katılımı da artıracak.

İş adamı Trump hedeflerine adım adım ilerliyor. Şimdi sıra ABD iç politikasında. ABD bütçesini kısmen onaylayarak hükümetin kısmen kapatılmasına neden olan Trump Meksika duvarının bütçeye girmesini istiyor. Bunun karşılığında Suriye'den çekilme kararını, kendisi hakkında Rusya soruşturmasını masaya koyacaktır. 

Trump-Erdoğan mutabakatının hedefi ne? IŞİD'le mücadele. Trump'a göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de IŞİD'in kalan nesi varsa temizleriz dedi. Bu nasıl olacak belli değil.

Her şey ABD'nin çekilmesine endeksli. Trump yavaş bir çekilme olacak, kapsamlı koordineler yapılacak dedi. Yani ucu açık.

Türk ve ABD tarafının açıklamaları ile sahadaki gelişmeler birbirini teyit etmiyor ve örtüşmüyor. Nihai hedefini açıklamayan ABD planı ise yürüyor.

Türk tarafı IŞİD'in yanında PKK/YPG'yi de temizleyeceğiz derken, ABD tarafı YPG konusunda imada bile bulunmuyor.

Trump'ın twitlerindeki ifade tarzı can sıkıcı. "IŞİD'in kalan parçalarını temizleme işini Türkiye yapsın" ifadesi adeta görev verir gibi.

Şu anda sınırlarımızdan çok uzaktaki IŞİD'le mücadele etmek Türkiye'nin görevi mi? Sınırlarımız boyunca yerleşmiş ABD-Fransa korumasındaki PKK/YPG'yi bertaraf etmeden IŞİD'le nasıl mücadele edilecek?

Son yazımızda Türkiye'yi de içine çekecek devletler arası savaş ve mezhep savaşına dikkat çektim. Stratfor'un 2019 öngörüsünde de bu var.

Menbic bu fitilin ateşlenme noktası olabilir, bunu İdlib takip eder. Dikkat!

Hal böyleyken, eğer bu öylesine söylenmiş değilse, İbrahim Kalın'ın "Türküyle, Kürdüyle, Müslümanıyla, Hristiyanıyla Suriye'ye özgürlük götürmeye gidiyoruz" ifadesi Türkiye'nin politikalarını yansıtmadığı gibi çok tehlikeli bir gidişatın emaresi.

Suriye'yi özgürleştirmek geçmişte Irak ve Afganistan'daki Amerikan politikalarını ve acı sonuçlarını hatırlatıyor.

Suriye'yi özgürleştirmek söylemi eyleme geçerse TBMM'nin Irak ve Suriye tezkerelerinin verdiği yetkiye ve kapsama da uymadığı gibi Türkiye'nin Suriye'de derinlere ve açmazlara saplanmasına neden olur.

Suriye'de IŞİD'i temizlemek diye başlayıp Suriye'yi özgürleştirmeye yönelecek bir operasyon UTK (Uygunluk, Tatbik Edilebilirlik, Kabul Edilebilirlik) testini de geçmez. Bizden uyarması.

  • Yorumlar 5
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları