30 Temmuz 2021 Cuma
İstanbul Hava durumu İstanbul 32°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Özcan YENİÇERİ
Özcan YENİÇERİ

Siyasi sahne!

[email protected]
+
Aa
-
8 Ağustos 2007 Çarşamba

İnsanların genelde kolay alışan, alıştıklarını da zor değiştiren doğal bir yapıları vardır. Alışkanlıklardan daha katı olan ise iman ve itikattır. Alışkanlıkların, tutumların ve saplantıların değiştirilmesi çoğu zaman yıllar alır. Bu durum son zamanlarda meydana gelen siyasi eksendeki değişmeleri, rol ve değer kaymalarını açıklamakta güçlük çıkarır. “Kırk yıllık Yani, bir anda olur mu Kâni” söylemine inat, günümüzde insanlar bir anda “Yani” likten “Kâni” liğe dönüştüğünü sanmaktadırlar. Fikir birlikteliklerinin bir anda fikir karşıtlıklarına ya da yoldaşlıkların bir anda düşmanlıklara dönüşmesi mümkün olmadığına göre, dönüşenin fikirler değil de başka bir şeyler olduğu düşünülmelidir.

Dönüşüm olgusunu tamamen çıkarlar ya da zaafiyetler zemininde açıklamak çok doğru olmaz. Aslında sorunun özünü, değişip dönüştüğü iddiasında olanlarda değil, onların değişip dönüşme olgusunu algılama biçimlerinde aramak gerekir. Kendisini bir değere ‘sahip’ ya da ‘ait’miş sanmak ya da saymak başka, gerçekte o değerle yaşamak daha başka bir şeydir. Örneğin; bireylerin kendilerini “sağcı/solcu”, “demokrat/tutucu”, “laik/antilaik”, “liberal/muhafazakâr”, “İslamcı/milliyetçi/devrimci” olarak nitelemeleri kavramın özünden habersizler için çok da anlamlı değildir.

Bir bireyin kendisini sağcı, solcu ya da demokrat sayması, onu gerçekte sağcı, solcu ya da demokrat yapmaya yetmez. Bu kavramlar sosyolojik, siyasi, ekonomik, ideolojik ve kültürel bir alt yapı isterler. Bu olguları duygu, tepki ve çıkar dolayısıyla içselleştirmiş olanlara kavramlar bir yarar sağlamaz, tersine onlara kimlik sorunu yaşatır. Bu anlamda bireylerin eylem ile söylemi arasındaki açıklıkları; gerçekte içine düştükleri boşluğun ve yabancılaşmanın derecesini gösterir.

Siyaset sahnesinde kendi inanmadıklarına başkalarını inandırmaya çalışan onlarca insan, bu tür yabancılaşma örnekleridir. Yunan’dan daha “hümanist”, İngiliz’den daha “demokrat”, Fransız’dan daha “laik”, Amerikalıdan daha “liberal” olduğunu sananlar, gerçekte kendisine yalan söyleyenlerdir. Marks’tan daha çok Marksist, Bakunin’den daha çok anarşist vb.. olduğunu sananlar ise gerçekte rol yapanlardır. Günümüzde bu anlamda ideolojiler, kavramlar ve inançlar, bir rol kapma yarışına dönüşmüştür.

George Eliot “Bir miktar rol yapmadan mümkün olan hiçbir eylem yoktur” der. Ancak günümüzde bireyler rollerine o kadar çok kendisini vermektedir ki, sahneden indikten sonra da kendilerini, rolünü yaptığı kimselerden ayırt etmek mümkün olmamaktadır.

Yaptığı rolü abartarak, kendisini role fazlaca kaptıranlar, sonuçta başkası olamadıkları gibi kendisini de kaybetmektedir. Bu o meşhur “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” sözündeki hal ile karşı karşıya kalmak durumudur.

Bu başkalaşma ve yabancılaşma olgusunun bir yönü güvensizlik, güçsüzlük ve çaresizlikten, diğer yönü de hayranlıktan ürer.

Elbette sahip olunan güç farklılığı, rol ve sahte yaklaşım bakımından bireylerin davranışlarını da etkiler. Çünkü güçlü ile güçsüz hiçbir zaman, birbirinin karşısına gerçek yüzleriyle çıkmazlar. Hâkim ve mahkûm durumunda olanların birbirlerine karşı bütün davranışları, sevgi ve ihtiramları da sahtedir. “Köle efendisinin, parya Brahman’ın, köylü toprak sahibinin, işçi patronunun karşısına çıplak yüzüyle çıkmaz çoğunlukla.” Hilelerin, entrikaların, tecavüzlerin, cinayetlerin, boşanmaların, intiharların, ajanlıkların türlü çeşit sahteliklerin arka planında, büyük ölçüde rol yapıcılık ya da rol kapıcılık gerçeğinin bulunduğunu hatırlarsak, bu soruyu cevaplamanın sanıldığı kadar zor olmadığı anlaşılmış olur. Siyaset figürlerini bir de bu zaviyeden irdelemekte yarar yok mudur? Siyasetin bu anlamda bir tiyatro oyunundaki rol yapıcılıktan farkı var mıdır? Görmüyor musunuz? Ne kadar da kısa süre içinde dekorlar değişmekte, perdeler inmekte, dostlar düşmana, karşıtlar yandaşa dönüşmektedir? Bunun sizce de bir anlamı yok mudur?

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Ne umduk ne bulduk
Ne umduk ne bulduk
Armağan KULOĞLU
Ne umduk ne bulduk
Mehmetçik, Kabil'de intihar komandosu mu?
Mehmetçik, Kabil'de intihar komandosu mu?
Arslan BULUT
Mehmetçik, Kabil'de intihar komandosu mu?
Kıbrıs bizim için neyi ifade eder?
Kıbrıs bizim için neyi ifade eder?
Arslan TEKİN
Kıbrıs bizim için neyi ifade eder?
İktidarın yanlışları hayatımızı zora soktu
İktidarın yanlışları hayatımızı zora soktu
Esfender KORKMAZ
İktidarın yanlışları hayatımızı zora soktu
Sinsi kuşatmanın tehdidi!..
Sinsi kuşatmanın tehdidi!..
Mehmet FARAÇ
Sinsi kuşatmanın tehdidi!..
Ne diyem senin gibi Nedim'e...
Ne diyem senin gibi Nedim'e...
Murat İDE
Ne diyem senin gibi Nedim'e...
Saraya 8 uçak orman yangınlarına 2 uçak!..
Saraya 8 uçak orman yangınlarına 2 uçak!..
Orhan UĞUROĞLU
Saraya 8 uçak orman yangınlarına 2 uçak!..
Göçmenler ve aklı göç edenler!
Göçmenler ve aklı göç edenler!
Özcan YENİÇERİ
Göçmenler ve aklı göç edenler!
Mahalle yanarken Şartnamelerini tarayanlar…
Mahalle yanarken Şartnamelerini tarayanlar…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Mahalle yanarken Şartnamelerini tarayanlar…
Şahap bey TCMB Başkanı olarak yıl sonunu göremez!
Şahap bey TCMB Başkanı olarak yıl sonunu göremez!
Evren Devrim ZELYUT
Şahap bey TCMB Başkanı olarak yıl sonunu göremez!