3 Ağustos 2021 Salı
İstanbul Hava durumu İstanbul 34°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Durmuş HOCAOĞLU
Durmuş HOCAOĞLU

Tenkil, Harp, Muhârebe ve Savaş Üzerine Birkaç Başlık

[email protected]
+
Aa
-
9 Mart 2008 Pazar

Son günlerde, üzerindeki tartışmaların hâlâ bitmediği - bitecek gibi de değil aslında - Kuzey Irak harekâtı dolayısıyla, “savaş” kelimesi çok sıklıkla ve hemen dâimâ - ve aynı zamanda çok kere de maksatlı - olduğu gibi yanlış şekilde kullanılır oldu; savaş ile ilgili terimlerin hemen çoğu yanlış isti’mâl ediliyor - diğerlerinde de olduğu gibi. Neresi yanlış derseniz, derim ki; ilkin, savaş, meşrû kuvvetler arasında olur; aksi hâlde, tıpkı, “PKK’ya karşı savaş” diye bir ifâde kullanıldığında PKK’nın meşrûlaştırılmış olması gibi amacına zarar veren bir netîce hâsıl eder, en azından, meselâ, yakalanan teröristlere harp esiri muâmelesi yapmak zarûretinin hâsıl olması gibi. Hâlbuki, PKK bir çetedir; kanlı bir vahşet çetesi; çeteler ile savaşılmaz, bu, onlar için, hakketmedikleri bir taltîf olur; o gibiler ancak tenkîl edilir. Bir yanlış da şu: Her “savaş”, “savaş” değildir: Harp (War, Guerre) başka, Muhârebe (Battle, Bataille) başka; her ikisine de savaş denince çokşey birbirine karışır: “İstiklâl Harbi” nin “Kurtuluş Savaşı” na dönüştürülmesindeki cehâlette olduğu gibi.
Savaş nedir ve nasıl bir şeydir?

Hobbes’a göre,  savaş, beşeriyetin tabiî hâlidir; Tabiî Devlet, aynı zamanda bir harp devletidir. Ayrıca, devletin olmadığı yerde herkes herkesle savaş hâlindedir ve bundan dolayıdır ki, en kötü devlet bile devletsizlikten evlâdır.

Kant’a göre, insanlar arasındaki Tabiî Hâl (status naturalis) bir barış hâli değil, her ân patlamasa bile her ân patlayacakmış gibi duran bir savaş hâlidir; vazıyet bu kadar ciddî yâni. Zîra, insanoğlunun harbetmek için, husûsî bir sâike ihtiyâcı yoktur, onun kökleri insan rûhunun derinliklerine gömülüdür.  

Clausewitz’e göre, Savaş, düşmana irâdemizi zorla kabûle ettirmek demek olup, hâl-i harpte güç kullanımının bir sınırı yoktur  ve yine, savaş, siyâsetten bağımsız, kendisi olarak bir anlam ifâde etmez; siyâsî bir eylemdir, siyâsetin başka vâsıtalarla sürdürülmesidir;
Freud’e göre, savaşın sâiki, insanoğlunun, cibillî ve genetik olarak, birikmiş erilimlerini boşaltmak, liderliklerini isbat etmek, kendisinden önceki nesillerin yerini almak, kendilerine dayatılan yasaklardan kurtulmak veya sıkıntılarını def etmek gibi sebeplerden kaynaklanan saldırgan davranışlarıdır;

Marksizm’e göre, savaş Clausewitz’in dediği gibidir: “Politikanın, orgütlenmiş silahlı güçler (ordu) aracılığıyla, zor araçları kullanılarak, belli ekonomik çıkarların ve politik hedeflerin kabul ettirilmesi amacıyla sürdürülen biçimi.”

Margaret Mead’e göre, savaş, bir kere öğrenildikten sonra nesilden nesile intikal eden bir insanlık îtiyâdıdır. Çocuklar, içlerinde şiddetin önemli bir unsur olduğu hikâyelerle büyütüldükleri, öğrenimlerinde şiddetin özendirildiği eylemlerle yetiştirildikleri ve büyüklerinin çatışmacı faaliyetlerini gayretle taklîd etmeye yönlendirildikleri takdirde, cemiyet(ler), diğer devletlerle olan ihtilâflarını  harp vâsıtası ile halletme istikametinde yönelmiş olacaklardır.

Makyavel’e göre ise, savaş çok ciddî bir şeydir ve binâenaleyh, ciddiye alınmalıdır; çünkü, Peygamberlerden silâhlı ve kuvvetli olanları muzaffer ve silâhsızları makhur ve perişan olmuşlardır.
Troçki de ciddiyet konusunda aynı fikirdedir: Siz savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz, der, ama savaş sizinle ilgilenmektedir.

Makyavel’i referans gösteren Erwin Rosenthal’a göre, Peygamberlerin de kılıca ihtiyâcı vardır ve nitekim, (Hz.) Îsâ başaramadı, çünkü kılıcı yoktu, (Hz.) Muhammed başardı; çünkü kılıcı vardı, der.

Doğrudur; peygamberler de insandır ve insanoğlu da her zaman iyi sözden anlamaz, bâzan kafa kırmak, boyun koparmak îcap eder. Çünkü yine Hobbes’ca dersek, “kılıcın zoru olmadığı takdirde ahidler sâdece sözlerden ibâret kalır” .

Ayrıca, savaş o kadar kötü birşey de değildir; nitekim, devletler arası münâsebetlerde barış yoluyla çözülemeyen problemlerin ancak savaş yolu ile çözülebileceğini, savaşın, en son ve en kesin çözüm şekli olduğunu söyleyen Hegel’e göre, savaş sâdece kötü olmayan değil ve fakat daha fazlası, iyi olan birşeydir de; barışın dumûra uğratıcı, gevşetici niteliğine karşılık, savaş dinamizm getirmektedir.
Velhâsıl savaş çok ciddî birşey; lâubâlilik kaldırmaz.

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Din simsarlığı kötülüklerin anası
Din simsarlığı kötülüklerin anası
A. Yağmur TUNALI
Din simsarlığı kötülüklerin anası
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Arslan BULUT
Sacayağı: Savaşlar yangınlar ve salgınlar!
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Arslan TEKİN
Buraya, yanıma gelin! Başsağlığı dileyeceğim!
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Esfender KORKMAZ
Halk ''yolsuzluk arttı'' diyor 
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Fatma ÇELİK
Türkiye Yanıyor (2): ''Bütün ormanların gözetimi devlete aittir''
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Murat AĞIREL
Türkiye'nin Narcos'u -2-
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Orhan UĞUROĞLU
Devlet malı deniz yemeyen domuz
Ormanları kim yakıyor?
Ormanları kim yakıyor?
Özcan YENİÇERİ
Ormanları kim yakıyor?
Vatanını en çok seven…
Vatanını en çok seven…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Vatanını en çok seven…
Olimpiyat, madalya ve moral
Olimpiyat, madalya ve moral
Vedat BAYRAM
Olimpiyat, madalya ve moral