Yüzyılın anlaşması

A+A-
Cüneyt MENGÜ

İsrail-Filistin sorununun çözümüne yönelik ileri sürülen "Yüzyılın Anlaşması" bir Amerikan projesidir. Bu projenin gerçekleşmesi amacıyla ABD Başkanı Trump'ın damadı ve Başdanışmanı Jared Kushner'in öncülüğünde "Refah için Barış" adı altında 25-26 Haziran'da Manama'da düzenlenen "Ekonomik Çalıştay'ı" bazı önemli Arap ülkelerinde destek bulurken, Filistinlilerin boykotunun yanı sıra bazı Arap ülkelerinde de protestolara sebep oldu. Öte yandan Filistin yönetiminin Arap ülkelerine de yaptığı boykot çağrısı, Irak ve Lübnan dışında kabul görmediği gibi el altından İsrail ile diyalog içerisinde olan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Fas gibi ülkeler Çalıştay'a katılım davetini kabul ettiler, ancak diğer 11 Arap ülkesi ise sessiz kalmıştır. Çalıştay'a Arap ülkeleri dışında Avrupa ve Asya ülkelerinden yaklaşık 350 temsilci katılmıştır. Damat Kushner'in açılış konuşması sırasında bölge ülkelerine ait sınırların olmadığı bir haritayı göstermesi, üstü kapalı İsrail'in mega hedeflerine işaret ederken, Filistin Devletinin kapsadığı topraklara ilişkin bir dizi ihtimallere ve sorgulamalara yol açmıştır.

Kushner aynı zamanda görüntülü olarak yaptığı sunumda; İsrail-Filistin sorununa yönelik çözüm iddiasıyla hazırlanan "Yüzyılın Anlaşması" planının ekonomik paketini açıklamıştır. Bu planda 50 Milyar Dolarlık yatırım fonlarının Körfez ülkelerince karşılanacağını ve bu tutarın yarısından fazlasının Filistin'in kalkınması gerekçesi ile ayrılacağını, geri kalanının ise Mısır, Lübnan ve Ürdün arasında paylaşılacağını söyledi.

İddia edilen planda Batı Şeria ve Gazze'yi kapsayan enerji, eğitim, teknoloji ve alt yapıya ilişkin projeler dışında, kara bağlantısı olmayan Batı Şeria ve Gazze arasında ulaşım bağlantısının kurulacağı dile getirilmiştir. Planın İsrail açısından önemli bir parçası da Mısır'a bağlı Sina Yarımadası'nda da yatırım yapılacağı ileri sürülmektedir. İlk bakışta bu cümlede Sina Yarımadası'nın Filistinlilerle ilgisinin ne olduğu sorgulanabilir. Aslında öteden beri Siyonistler tarafından Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden çıkarılıp Sina'ya nasıl ve ne şekilde yerleştirilecekleri ve orada bir Filistin Devletinin kurulması planları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.

ABD Yönetimi, "Yüzyılın Anlaşması" planının uygulanmasının Filistinliler ile İsrail arasında bir barış mutabakatı sağlanması ile mümkün olabileceğini belirtmiştir. Yani projenin siyasi değil ekonomik olduğu aşikârdır. Paket dikkatle incelendiğinde, Filistinliler açısından başkenti Kudüs olan bağımsız bir devletin kurulmasını ve Filistinli mültecilerin topraklarına geri dönüş hayallerinden ve haklarından vaz geçmeleri hedefleniyor. Bu ekonomik paket karşılığında Körfez ülkelerinin maddi destekleri ile Filistinlilere iyi yaşam şartlarının temin edileceği ileri sürülüyor. Proje, sanki gizli bir ticari anlaşma mahiyetinde olup, Filistin tarafının anlaşmanın içeriğini bilmeden imzalamalarını ve Filistin meselesiyle ilgili uluslararası kararlara aykırı olmakla birlikte 1967 sınırları üzerinde başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin Devletinin kurulmasını göz ardı ediyor. Bazı önemli Arap ülkelerinin İsrail ile normalleşme süreci gündemde kaldıkça Filistinlilerin durumu daha da ağırlaşacaktır.

Filistin kuruluşları tarafından yapılan açıklamalarda, "Yüzyılın Anlaşması" projesi siyasi yönden tamamen uzak, Filistin halkının varlığını inkâr eden, mevcut çatışmanın tarihi ve coğrafi gerçeklerinin yok edilmesine yönelik ve hatta ikinci Balfour vaadinin elde edilmeye çalışıldığı bir plan olarak ileri sürülmektedir. Siyonizm'in siyaset sahnesine çıkışı 1860-1880 yılları arasında Yahudiler tarafından yapılan çeşitli toplantılarda olmuştur. 1897 yılında Theodor Herzl'in öncülük ettiği Siyonist kongresi ve devamındaki gelişmeler İsrail devletinin kuruluş sürecindeki temel adımlarıdır. Herzl, II. Abdulhamit'ten olumlu cevap alamayınca ısrarla başlattığı farklı çalışmalar sonucunda 1917 tarihinde İngiltere'de, Lloyd George'un Başbakanlığı sırasında açıklanan Balfour Deklerasyonu ile Filistin'de bir Yahudi devletinin kurulmasının yolu açılmıştır.

İsrail oldubitti ile kurulduğu 1947 yılından günümüze kadar ABD ve Batı'nın desteği ile bölgede istediğini yapmaktadır. Geçen zaman içerisinde Arap'larla dört savaş yapılmış ve hepsinden İsrail kârlı çıkmıştır. Dünyada tek dini devlet olan İsrail'in mega hedefi elindeki tahrif edilmiş Tevrat'a göre Mısır'da Nil'den başlayarak Fırat Havzasına kadar vadedilmiş topraklara (Arzı-Mevud) sahip olmak ve büyük İsrail devletini kurmaktır. Bunun için de Filistinliler göçe zorlanacak, Kudüs başkent olacak ve Mescid-i Aksa yıkılarak Süleyman Mabedi'nin yeniden inşa edileceğine inanmaktadırlar.

"Yüzyılın Anlaşması" İsrail'in mega hedeflerine ulaşabilmesi adına atılan çok büyük bir adım olup bundan sonraki hedefin, Arap ülkeleri bağımsızlıklarını elde etmedikleri sürece, ne olacağını tahmin etmek hiçte zor değildir.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları