Adalet Yürüyüşü...

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Kemal Kılıçdaroğlu'nun yürüyüş kervanı, gele gele 3 Temmuz günü İzmit'te bizim mahalleye (Yahya Kaptan Mahallesi) gelip konakladı. Altıncı katta bulunan evimin penceresinden her şeyi rahatlıkla görebiliyorduk, eşimle uzun uzun izledik.

İzlerken ben 1971 yılının Ağustosuna gittim. Malazgirt Savaşı'nın 900. Yıldönümü dolayısıyla biz 9 arkadaş, Erzurum'dan Malazgirt'e dağ-tepe aşarak yayan gitmiştik (bu yolculuğun destanını da yazmışımdır, kitaplarımda var). 220 km.'ye yakın bir yoldu, 16 Ağustos günü ikindi üzeri yola çıktık, 22 Ağustos öğlen üzeri Malazgirt'e vardık. Yaklaşık 5 gün. Yani günde 40 km.'ye yakın yol yürümüştük. Hem de dağ tepe aşarak, hem de sırtımızda 4 kiloya yakın yük olan çantalarımızla, hem de Kürt köylerinden aldığımız lor ve tandır ekmeklerini yiyerek, çoğu zaman kuru yerlerde yatarak.

Kılıçdaroğlu'nun olağanüstü bir işi başardığını bu ülkede en iyi anlayanlardan biri olduğumu vurgulamak için kısaca öyküledim yıllar önce yaptığım yolculuğu.

Kılıçdaroğlu ve yürüyüşçülerinin konakladıkları Arasta Park yanındaki pazar yeri hınca hınç doldu 10 dakika içinde. Orasını miting yapsanız zor doldurursunuz. İnsanlar gönüllü bir disiplin ve ülküsel bir coşku içindeydiler. Sabah 7.5'ta yanlarından geçtim tramvaya binip ofisime gidecektim, yüzlerine baktım kadınların, gençlerin, delikanlıların, yaşlıların; inancı ve özveriyi gördüm, benim 46 yıl önce yaşadığım duyguların aynısı...

Bu yürüyüşün amacı "hak-hukuk-adalet" olarak ortaya konuldu.

Büyük Atatürk, "Adaleti konuşmaktan çekinmeyiniz" demiştir. Adaleti konuşmak, konuşulmasını sağlayabilmek, ülkede emsali görülmemiş bir baskı, yetki ve yetkenin sahibi olanlara bunu haykırabilmek, ancak böylesine sıra dışı, olağanüstü eylemlerle mümkündür. Yoksa onların dediği gibi Meclis kürsüsündeki konuşmalarla bu konu gündeme getirilemezdi, geniş kitlelerin ve dünyanın dikkati çekilemezdi. 

Montesquieu "Halk adalete inanmaz duruma gelmişse, o rejim halkın gözünde mahkûm olmuştur" der, bu mahkûmiyet ancak halka güven vererek, halka anlatarak, halkı yanına çekerek sağlanılabilir. "Peki ama halk bugüne kadar buna neden inanmadı, neden AKP'den desteğini çekmedi?" sorusu, doğru bir sorudur ve cevabı İslam Dünyasının önemli düşünürlerinden Ali Şeriati'nin şu sözünde içkindir: "İlahi adalet diye adaleti göklere çıkardılar ki, yeryüzünde ondan söz edilmesin." Türkiye'de dincilik, gericilik ve onların iktidarlarının yaptığı işte budur. Ülkeyi 15 yıldır İslamcılar idare ediyor, ağızlarından ilahi adalet düşmedi ve adalet göğe çekildi, yeryüzünde kalmadı.

Azerbaycan'ın büyük bilgesi Genceli Nizami der ki:  

"Zulümkârlık dağıtır, berbat eyler ülkeyi /Adalet saadetle abat eyler ülkeyi."

Ülke berbattır, adalet gelirse abat olacaktır.

Bazı küçük kafalılar, kıskançlar, bozguncular "HDP katıldı, hainlerin ne işi vardı orada?.. Kılıçdaroğlu liderliğini sağlama almak için bu işe kalkıştı" gibi laflar etmekteler. Onlara William Bolih'in şu sözünü hatırlatalım: "Yaşamda en önemli şey kazançlarımızı kullanmak değildir. Bunu herkes yapabilir. Asıl önemli olan, kayıplarımızdan kazanç sağlamaktır. Bu zekâ gerektirir. Akıllı insanlarla aptal insanlar arasındaki fark işte budur."

İşte bunu yaptı Kılıçdaroğlu, yahu daha ne istiyorsunuz?

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları