7 Ağustos 2022 Pazar
İstanbul Hava durumu İstanbul 31°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Selcan TAŞÇI
Selcan TAŞÇI

4 yıl çaldırmadı da şimdi mi çaldırdı?

[email protected]
+
Aa
-
6 Ağustos 2022 Cumartesi

KPSS sorularının pazarlandığı/çalındığı iddiaları üzerine ÖSYM Başkanlığı'ndan alınan Prof. Dr. Halis Aygün'ü tanımam ama takip ederim.

Her şeyden önce "15 Temmuz sonrası milliyetçileri"nden değildir.

Şahidi değilim ama FETÖ'nün üniversitelerde soluk aldırmadığı günlerde, diğer öğrencilere nefes alanları açtığı anlatılan bir akademisyendir.

Atatürk'le kavgalı değildir; hatta her fırsatta sevgi, saygı, minnetini dillendirir.

Cumhuriyet'le kavgalı değildir; layık olabilme gayreti gösterir.

Türkçü bilinir.

Andımızla barışık biridir.

Bakmayın; 15 Temmuz'dan sonra oluşan iklimde ve FETÖ'nün en büyük skandallarından birinin merkezi durumunda olduğu için ÖSYM'ye atanmış olmasına; aslen AK Parti nazarında hiçbir zaman "ideal" bir yönetici namzedi görülmediği gibi, yöneticiliği döneminde de olabildiğince de çevrelenmiştir.

*

0.0 küsurlarla insanların kaderlerinin değişebildiği bir sistemde "1" soru bile şaibe konusu olsa, skandaldır; o yüzden KPSS'de beliren durumun çapıyla sonuçları arasındaki orantı polemiğine katılmayacağım.

*

"Bana milliyetçiler suç işlemez dedirtemezsiniz"ciler safında da yer almayacağım.

*

Ama şu tuhaflığı dikkatinize sunacağım:

Göreve geldiği günden bu yana adı hiçbir şaibeyle anılmamış bir yöneticinin adının, görev süresi zaten dolmak üzereyken, "soru hırsızlığı" gibi bu ülkenin derinden yaralı olduğu bir suça bulaşmış olarak görevden alınması tuhaf değil mi?

Üstelik, tam da görev süresinin uzatılıp uzatılmaması tartışılırken…

Tam da, görev süresinin uzatılmaması durumunda, önceki görev yeri olan Kocaeli Üniversitesi'nin en güçlü rektör adaylarından biriyken…

Bence tuhaf.

"YÜRÜ BE KOÇUM" TUZAĞI

İstisnasız her gün, yazı yazmadığım günler dahil sayısız mesaj, yorum geliyor e-posta adresime. Muhtemelen bütün yazarlarımızın öyle…

Övenler de var, yerenler de içlerinde.

Hayranlık da var, sevgi de, saygı da, şefkat de, öfke de, iftira da, aşağılama da, nefret ve tehdit de…

Küfür bile…

*

Yirmi yıllık tecrübe;

"Kim" diye bakıyorum önce.

Kim övüyor?

Kim yeriyor?

Sonra…

Nasıl övüyor?

Neden dolayı?

Neye/nereye yönlendirmeye çalışıyor; takdirlere bu nevi bir "gaz" bulaşmış mı?

*

Aynı şekilde; kim sanki dünyanın en büyük günahını, suçunu işlemişim gibi bir psikolojiye itmeye çalışıyor? Kendimden şüpheye düşürmeye çalışıyor? Benim gibi düşünüyor gözüküp de beni şaibeli bir mecraya itiyor?

*

Samimi destek ve yapıcı eleştiriler yanında, "aklınca" bir tuzağa çekme peşinde olanlar da oluyor zira.

Hep olur.

Herkese olur.

*

Tam da bu sebeple…

Ayrı bir dikkatimi çekiyor; kimi mahallelerden CHP'ye yönelen "Yürü be koçum" tezahüratları şu günlerde.

Yürüsün elbet; koşsun hatta!

Toplum, inancın siyasallaştırılması yoluyla oluşturulan taassuptan bir an önce kurtulsun. Fikrin hür, vicdanın hür, irfanın hür olduğu bir iklim hâkim olsun.

Da…

CHP'yi neredeyse CHP'den çok sahiplenir hale gelen kimi mahallelerin "Yürü" diye teşvik ettikleri rota da bu mu acaba?

*

Tezahüratın tonu "kulakları sağır edecek denli" yüksek olduğundan belki fark edilmiyor; hem nicelik hem nitelik olarak CHP'nin sergilediği yükselme/toplumun her kesiminde karşılık bulabilme ivmesinin ötesinde, teşbihte hata olmasın, Atatürk'ün, "Hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!" uyarısını hatırlatan bir destek formundan bahsediyorum.

"Hangi CHP vardır ki, CHP'nin 6 okundan birine bile sempati duymayanların, kendi mahallelerinde, vicdan zemininde böyle bir sempatinin oluşmasından da haz etmeyenlerin suni alkışlarıyla yükselebilsin" dedirtiyor insana.

*

Yoksa…

Cumhuriyet'i kuran partinin, Cumhuriyet Türkiyesi'nin her karışında ve her bir vatandaş tarafından alkışlanmasından, alkışlanmasa bile en azından anlaşılmasından, hakkının teslim edilmesinden kim rahatsız olabilir; bu "beka"mız için ancak ve sadece sevindirici, hatta gerekli de bir gelişmedir.

*

İşkillendiğim böyle bir hâl değil;

İşkillendiğim, özellikle siyasal İslam geleneğinden gelen yazarların bugüne dair CHP güzellemelerinin, CHP'nin ve onun nezdinde Cumhuriyet'in dününü kötüleyen bir zemine oturuyor olması.

Adeta bir "iyi yeni CHP ve kötü eski CHP" şablonunun oluşması.

Ve bunun aslında;

AK Parti Genel Başkanı'nın "İki ayyaş"ından da…

"Birileri de Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı"sından da…

"Dersim" suçlamalarından da…

"Ce-Ha-Pe zihniyeti" hedefli çıkışlarından da…

CHP'nin geçmişini "çöplükleştiren" yaklaşımından da…

Hiçbir farkının bulunmaması.

Ve bunun, uzun vadede ne CHP'ye, ne de vatana millete bir hayrının olmaması!

SORU-YORUM

"Zaten AK Parti Genel Başkanı da, CHP'nin bugününde eleştirilecek bir şey bulamadığı için hep geçmişine saldırıyor" diye sevindirik olanlar; bu ifadeyle, CHP'nin geçmişine dönük suçlamalarını kabul etmiş olduklarının farkındalar mı?

Biraz izan.

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Eski Uygur kaynaklarında Türk ve Türkçe
Eski Uygur kaynaklarında Türk ve Türkçe
Ahmet B. ERCİLASUN
Eski Uygur kaynaklarında Türk ve Türkçe
Kalkınmanın anahtarı devlet ve planlama
Kalkınmanın anahtarı devlet ve planlama
Esfender KORKMAZ
Kalkınmanın anahtarı devlet ve planlama
Atamalar sisteminde liyakat tartışması
Atamalar sisteminde liyakat tartışması
Fatma ÇELİK
Atamalar sisteminde liyakat tartışması
Bebek ve annesi arasında sağlıklı ve güvenli bağlanma oluşmalı...
Bebek ve annesi arasında sağlıklı ve güvenli bağlanma oluşmalı...
Gülay TUNÇEL
Bebek ve annesi arasında sağlıklı ve güvenli bağlanma oluşmalı...
Lojistik ihanetin iki tarafı!!!
Lojistik ihanetin iki tarafı!!!
Mehmet FARAÇ
Lojistik ihanetin iki tarafı!!!
AKP'liler ve Erdoğan neden çıldırıyor?
AKP'liler ve Erdoğan neden çıldırıyor?
Orhan UĞUROĞLU
AKP'liler ve Erdoğan neden çıldırıyor?