Alt yapı ve voleybolumuz

A+A-
Burhan AYERİ

Gençlere önem verenler, bunun sonucunu mutlaka alıyorlar. Dışarıdaki örnekleri biliyorsunuz. Bizdeki uygulamalara gelince, birtakım dallarda yeni yeni sonuç almaya başladık.

Bu konuda şaşıracağınız bir örnekle başlamak istiyorum; O Ses Türkiye. Bu yarışmanın çocuklarını artık büyükler statüsünde izlemeye başladık.

Acun Ilıcalı'nın sahnedekine "tanıdınız mı" demesiyle başlayan girişi mutlaka birkaç yıl önceki kaydın gösterimiyle devam ediyor. Hafızası güçlü olanlar -Hadise- hemen adını soyadını söyleyecek kadar hatırlıyorlar. Fiziksel olarak büyüyenler, aynı gelişmeyi seslerinde de fark ettiriyorlar.

Voleyboldaki başarı

Dedik ya, bu konuyu hayatın her evresinde görüyoruz. Voleybolda Olimpiyat vizesi almamız en taze örnek.

Bu noktaya gelmemizin başlangıcı Voleybol Lisesi'nin açılışıdır. Boyu bosu yerinde kızlarımız daha da erken yaşlarda buraya alındılar.

TVF'yi -Türkiye Voleybol Federasyonu- yönetenler, eğitimle birlikte voleybolu en çağdaş şekilde sürdürdüler. Hollanda'daki elemelerde bunun en büyük sonucu elde edildi. Bu sene Tokyo'daki olimpiyatlarda mücadele edeceğiz.

Ayrıca burada küçük bir not daha düşmek istiyorum.

O muhteşem seyirci yurt dışında yaşayanlarımızın memleket sevgisini de güzel anlattı.

Nereden nereye

Olimpiyat elemeleri bu sene Hollanda'daydı. Grup elemelerine Almanya'ya 3-1 yenilerek başladık. Sonraki maçları kazanıp, finalde yine Almanya ile oynadık. Bu sefer 3-0 yenerek olayı tamamladık.

Türkleşen İtalyan

Takımın çalıştırıcısı Giovanni Guidetti'nin de çabaları ortada. İtalyan hoca, 2016'da çalıştırdığı Hollanda ekibini de olimpiyatlara taşımıştı, böylece başarısını ikilemiş oldu.

Guidetti Türkiye'de bizden biri ile evlendi. Kız çocukları da oldu. Tokyo'ya giden maç sonunda yaptığı sevinç gösterileriyle Yılmaz Vural'ı solladı. Dileriz bunları Japonya'da da tekrarlar.

İlle de futbol

Yaklaşık 10 sene önce yaptığım bir konuşmayı tekrarlamak istiyorum. Eski dostum Aziz Yıldırım'a neden PAF'lara önem vermediklerini sordum. Verdiği cevap aynen şöyleydi:

"Fenerbahçe gibi büyük kulüp, o kadar bekleyemez. Bastırır parayı öne çıkmışları transfer eder."

Bir öneri

Aziz başkanı gerçekten severim. Ancak bunu söyleyen birine fazla ısrarcı olamadım.

Bu konuda bir başka örnek daha vereceğim. Kaleci Harun İstanbul'a yeni gelmişti. Güngören'de oynuyordu. Sahaları çalıştığım medya kurumuna yakındı. Birkaç kez izleme şansı buldum. Başkana önerdim. "Şenol'a söylerim" dedi ve sonuçsuz kaldı. Yıllar sonra aynı Harun'u transfer edip Sarı Lacivertli formayı giydirdiler. Bu bir hata değil miydi?

Yetiştir, sat

Alt yapı denince akla gelen üç kulübümüz var. Gençlerbirliği, Bursaspor ve Altınordu. Hani -bu aralar kayboldular ama- Galatarasay'ın "2011'liler" PAF'ları.

Çok yetenekli gençlerimiz mevcut. Ancak bunları üç otuz paraya satan yöneticiler her şeyi berbat etmekte. Yabancıların "seçicileri" taa oralardan gelip, keşifte bulunuyorlar. Bizdekiler ise cevherlerimizi bir miktar komisyonlara tamah edip, gönderiyorlar.

Adlarını vermek istemiyorum ama bu sahtekârların hepsini iyi tanıyorsunuz. Bu kafadakilerin kimileri takımlarını küme bile düşürdüler.

İflasa gelindi

Ticaret Hukuku'na göre içlerinde iflas ettirenler bile mevcut. Filizleri satıp, emekli olmuşları topluyorlar. Bunları yapanların ikisi ibra edilmediler.

Bu düzensiz ortamda Ordu, Erciyes, Sakarya vb. daha pek çok kulübün iflasına tanık olduk. Yeni transferler için yüzde onluk artırımdan medet umanları da şaşkınlıkla izliyoruz.

Bu tiplerin boş kasalarla ne idüğü belirsiz futbolcu emeklilerini transfer için nasıl uğraştıklarını görmektesiniz.

***

Talihsiz bir maç

Siz hiç İspanya Kupası finalinde bu kadar esnemiş miydiniz? Oyun yeri de ilginçti; Cidde. Peki niye oradaydı? Zira eli kanlı Veliaht Prens, Cemal Kaşıkçı vahşetini örtme peşinde. Dünya gündemindeki önemli maçları ülkesinde oynatarak oluşan katil yorumlarını azaltacağını sanmakta.

İsyan

TRT Spor'da yayınlanan Real Madrid-Atletico Madrid oyununda kupayı Real kazandı. Fakat Anadolu tabiriyle sündüre sündüre bir karşılaşmaydı.

Normal süre, uzatmalar derken bir rezillikten kurtulduk.

Erdoğan Arıkan'ın "bitse de kurtulsak" isyanına Ömer Üründül de aynen iştirak etti.

Öncelikle Üründül-Arıkan ikilisine daha sonra ısrarla seyredenlere büyük geçmiş olsun!

GÜNÜN SÖZÜ

Kimseyi kırmayayım diyorum, bir de bakıyorum kendim paramparçayım. İlhan Berk

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları