27 Temmuz 2021 Salı
İstanbul Hava durumu İstanbul 23°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Servet AVCI
Servet AVCI

Anlat anlatabilirsen!

[email protected]
+
Aa
-
23 Nisan 2021 Cuma

'Menderes'in sonu' tartışması, bir kısım muhalefetin siyaseti okuma ve halkı anlama konusunda ne kadar geride veya umursamaz olduğunu gösteriyor… İktidar her daraldığında gereksiz hamleler yaparak, tartışmayı halkın esas meselesinden uzaklaştıran ve kutuplaşmaya hizmet eden çıkışlar gibi…
Şurası kesin değil mi: Meksika'dan yeni seçmen getirilemeyeceğine göre, var olan siyasî denklemin değiştirebilmesi, muhalefetin iktidar partisine oy veren kitlelerden oy almasına bağlı…
İktidar partisine zaten oy vermeyen insanları heyecanlandıracak, kemik kitlenin alkışını artıracak ama o kemik kitlenin oyunu almakla sınırlı kalacak bir çabanın mevcut statükoyu değiştirme ihtimali yok…
Muhalifliğiyle bilinen insanların ruhunu veya öfkesini okşamaya yönelik davranışlar, bol alkış toplasa da, oy alınması gereken esas kitlede endişeye, tereddüde ve uzaklaşmaya yol açabilir… Ama gel de bunu siyaset okuma özürlü kimi muhaliflere anlat!..
***
Dünü hatırlatalım… Dünyada bütün iktidarlar, iktidar olmanın verdiği dezavantajla zamanla yıpranırken, bizde bu muhalefet türü, iktidar partisinin yıpranmasına bile izin vermedi!.. İktidar doğal hâlde yıpranacakken hep imdadına yetişti!..
Sonuçlarına bakarak şu olayları değerlendirelim: '27 Nisan e-muhtırası' kime yaramıştı? Kesinlikle 'mağduru oynayan' iktidara… Çekinmeden söyleyelim, 'Cumhuriyet mitingleri', daha doğrusu o mitinglere damgasını vuran dil ve üslup kime yaramıştı? Kesinlikle iktidara… Cumhurbaşkanlığı için öne sürülen '367 dayatması' kime yaramıştı? Kesinlikle iktidara… Ya 'Gezi olayları'? O da kesinlikle iktidara…
'Cumhuriyet mitingleri', kullanılan dille, 'karşı'daki seçmen kitlesini, itirazları olanları eski mevzilerine döndürmeye yaramıştı… İktidar ilk seçimde bu katı bloklaşmanın faydasını görmüştü…
'27 Nisan e-muhtırası' önce resmen sahipsiz kalmıştı… Bu da iktidarda özgüven patlamasına yol açmıştı… Sert karşılıklarla ve 'millî irade' vurgusuyla, sandığa da çok net yansıyacak biçimde halktan destek sağlanmıştı… Çünkü hedef gösterilen kavramlar halkın büyük çoğunluğunun saygı duyduğu kavramlardı…
Sonuçtan hareketle bakalım: '367 dayatması', kararlaştırılmış Cumhurbaşkanı'nı engellemeye yetmediği gibi doğurduğu reaksiyonla yeni Cumhurbaşkanı'nın önünü bile açmıştı…
'Gezi olayları' da birkaç gün içinde kirletilen hâliyle iktidara -bugün bile iş gören- lojistik sağlamaya yaramıştı… 'Millî irade' ve 'sandık'la gelenin 'lobiler tarafından zorla gönderilmek istenmesi' olarak başarıyla sunulmuştu… 'Gezi olayları', iktidar uygulamalarından şikâyetçi ama 'gidecek yeri olmayan' seçmenin yerinde çakılı kalmasına vesile olmuştu…
***
Israrımızı yineleyelim: Türkiye'nin bloklaşmadan kurtulmaya, normalleşmeye ve makul bir muhalefet diline ihtiyacı var… Yoksa bu 'toplumsal kutuplaşma' çok uzun yıllar taşınabilir görünmüyor… İnsanlarımızın büyük bir bölümü iktidarı devirirse 'düşmanı devirmiş' gibi sevinecek!.. Ne tuhaf ki, iktidarını korumak isteyenler ve taraftarları da sanki 'düşmandan korunuyormuş' havasında!..
Toplum adına ne kadar sağlıksız bir durum bu… Onun için 'iktidarların yumuşak şekilde el değiştirebildiği, bunun normal sayıldığı, gelenin sandıkla gidebileceği, gidenin de sandıkla tekrar geri gelebileceği' bir siyasî iklimin hayata geçmesi gerekiyor… Toplumsal dokunun yumuşak kalması 'dil'e bağlı… Toplumsal doku sertleştikçe veya sert kaldıkça 'etki imkânı' azalıyor çünkü…
Ülkenin toplumsal kutuplaşmalardan ve gerginlikten uzaklaşmasını sağlamak… Demokrasinin, millet iradesi ve şeffaflığın egemen olduğu 'normalleşme'yi savunmak… 'İntikam, rövanş' gibi kavramlar yerine çok uzağına savrulduğumuz 'adalet'i seslendirmek… Milletin değerlerine sahip çıkmak… Dini 'raf ömrü uzun' bir tüketim malzemesi olarak görenlere karşı, 'ortak değer' konumuna oturtmak… 'Aidiyetlerin ayrıştırdığı' değil 'hukukun birleştirdiği' bir toplumsal düzeni öne çıkarmak…
***
Siyasette neyin doğru olduğu tartışılabilir ama neyin doğru olmadığını yakın, hem de çok yakın geçmişten biliyoruz… En azından sonuçları itibarıyla…

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Dinle aldatmalar bağıra çağıra
Dinle aldatmalar bağıra çağıra
A. Yağmur TUNALI
Dinle aldatmalar bağıra çağıra
Akademik yobazlık ve yalan haberler...
Akademik yobazlık ve yalan haberler...
Arslan BULUT
Akademik yobazlık ve yalan haberler...
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
Arslan TEKİN
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
Ekonomi yönetimi bu kadar yanlışı nasıl başardı?
Ekonomi yönetimi bu kadar yanlışı nasıl başardı?
Esfender KORKMAZ
Ekonomi yönetimi bu kadar yanlışı nasıl başardı?
Türkiye, bir nesli kaybediyor
Türkiye, bir nesli kaybediyor
Fatma ÇELİK
Türkiye, bir nesli kaybediyor
Afganistan'da hüsrana uğrarız
Afganistan'da hüsrana uğrarız
Orhan UĞUROĞLU
Afganistan'da hüsrana uğrarız
Düşman ekmeği yiyen düşman kılıcı sallar!
Düşman ekmeği yiyen düşman kılıcı sallar!
Özcan YENİÇERİ
Düşman ekmeği yiyen düşman kılıcı sallar!
Filenin yüz akları…
Filenin yüz akları…
Selcan T. HAMŞİOĞLU
Filenin yüz akları…
Hesaplaşmadan helalleşmek!.
Hesaplaşmadan helalleşmek!.
Vedat BAYRAM
Hesaplaşmadan helalleşmek!.