Olmayan ırkın çocuklarına önemli not!

Gezegenimizde yeni bir canlı türü keşfedildi: Türkiyeliler!..

Görünüş itibarıyla insana benziyorlar… İki ayaklarının üzerine ne zaman doğruldukları bilinmemekle beraber, evrimin kayıp halkası olduklarına dair tartışmalar da sürüyor…

Garip saplantıları var… Meselâ ‘Türk’ kelimesini duyunca gizlemeyecekleri kadar rahatsız olurken, Alman’ı, İngiliz’i, İtalyan’ı çuvaldız yap, bunlara saplamaya çalış, zerre kadar batmıyor!..

Bu canlı türünün kendi aralarında özel iletişim yöntemleri ve dilleri var… Onlara göre İtalyan mutfağı vardır, Türk mutfağı yoktur!.. Onun adı Türkiye mutfağıdır!..

İspanyol edebiyatı vardır, Rus edebiyatı vardır, Türk edebiyatı asla olamaz!.. Olsa olsa Türkiye edebiyatı olabilir… Tepkilerden çekinen yumuşakların versiyonlarına göre o edebiyat adı biraz daha esnetilmiş ve ‘Türkçe edebiyat’ olmuştur!..

Onursuzluk, yüzsüzlük ve ahmaklığı tek bir bedende toplayabilmiş bu canlı türüne göre Türk yok ki, Türk müziği, Türk sineması, Türk mimarisi olsun!..

***

Doğrusu ben ikna oldum… Daha önce Pop-İslâmcı ideologlar konuşmaya başlamışlardı “Türk diye bir ırk yoktur” diye… Şimdi o tiplere sosyalist, Kürtçü, cinsiyetsiz, milliyetten nasipsiz çevreler de eşlik edip bizleri aydınlatıyor!..

O vakitler, yani cahiliye dönemimde şöyle ironi yapmaya kalkışmıştım: ‘Hayalî bir ırkın adıyla, korsan taksicilik gibi ‘korsan ırkçılık’ yapanlar, boşuna bozuluyorsunuz... Biz sizin cemaziyülevvelinizi biliriz... Yüzyıllar sonra size o replikteki gibi “Duruuun, siz aslında kardeşsiniz” diye seslenmek isterdik ama tarihî gerçekler hiç de öyle değil!..

Hani sizi Çin’le Moğolistan arasındaki topraklardan ham madde olarak toplayıp, Japonya’da mâmule dönüştürdükten sonra, işçilik ucuz diye Tayvan’a montaja götürmüştük ya, işte siz onlarsınız!.. Sizi bin yıl önce transatlantiklerle, jumbojetlerle Anadolu’ya getirdik, leyleklerin gagasında değil!.. Zaten ‘Türk’ adını da Romalı nüfus müdürü koymuştu!..

Sonra kendinizi esastan millet zannettiniz... Kabınızda durmadınız, “Dünya bize dar dediniz” tuttunuz Halifeye musallat oldunuz, yetmedi Yecüc Mecüc gibi dünyayı istila etmeye kalktınız!.. Kusura bakmayın da artık bu gerçeklerin ifade edilme zamanı geldi...

Söylememek için kendimi zor tutuyorum ama daha fazla dayanamayacağım, sizler Mary Shelley’in Frankenstein’ındaki o yaratık gibi yıldırım gücüyle ortaya çıkmış sipariş tiplere benziyorsunuz... İçinizdeki bazı boylar da Capek’in insanlığa artık itaat etmeyen isyankâr robotlarını andırıyor... Neyse ki o robotlar, insanlıkla beraber kendilerinin devamını sağlayacak üreme formüllerini yok etmişlerdi de insanlık kurtulmuştu...


Siz sentezsiniz!.. Kızmanın âlemi yok... Sentetik bir topluluk olmak kötü bir şey değil ki!.. ‘Sahibinden az kullanılmış ikinci el ırk’ olmaktan iyidir bu!.. Siz boya gibi sentetik, Japonların Asimo’su gibi montajsınız!.. Kültür dediğiniz şey de, paket programla yüklendi beyninize!.. Cisim olarak varsınız da, ırk olarak yoksunuz, yok hükmündesiniz!..

Madem Türk yoktu, bu Türkçülük neyin nesiydi, ırkçılıkla suçladıklarımız hangi bantta üretilmişti ve biz neden Türkiye Cumhuriyeti’ne hep ‘ırkçı’ gözüyle baktık? ‘Olmayan ırk’ nasıl ırkçılık yapmış ve neden ‘ırkçı’ bir cumhuriyet kurmuş olabilir? Bu gereksiz sorulara cevap bulduğumda onları da aktaracağım!..

Bu arada dünya ırkçılık literatürüne ‘naylon ırk’ın yaptığı ırkçılık olarak geçen söz konusu örneği öğrendikten sonra, daha önce sarf ettiğim “Eğer Türkiye’de bir ırkçılık varsa, o, Türk’ün ırkçılığı değil, ‘Türk’e karşı ırkçılık’tır” beyanımdan dolayı tekrar özür diliyorum!..

Yazarın Diğer Yazıları