10 Ağustos 2022 Çarşamba
İstanbul Hava durumu İstanbul 31°C
Doviz verileri
  • DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
YAZARLAR
Hüseyin Macit <br>YUSUF
Hüseyin Macit
YUSUF

Birleşmiş Milletler KKTC'nin tanınmasına engeldir!

[email protected]
+
Aa
-
30 Haziran 2022 Perşembe

Emperyalist Batı'nın ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 5 Daimi Üyesi'nin güdümündeki Birleşmiş Milletler'in(BM) Kıbrıs Türk halkına verdiği zararı bir köşe yazısına sığdırmak mümkün değildir. BM'nin, eli kanlı Makarios'un Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının 13. maddesini değiştirme ve Akritas Planı çerçevesinde 1963 Kanlı Noel'de EOKA teröristlerinin Kıbrıs Türk halkını soykırımla topyekûn ortadan kaldırarak Enosis'e ulaşma gayretleri sonrasında aldığı hemen hemen tüm kararlar aleyhimize oldu. BM adeta yangına benzin dökerek, adanın Yunanlaşması için elinden geleni yaptı. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni yıkan, yüzlerce kardeşimizi katliam çukurlarına gömen, cennet adayı cehenneme çeviren Rumlar iken, BM tarafından alınan taraflı ve gerçekleri gözetmeyen kararlarla hep Rumları korudu, gaspçı Rum Yönetimi meşrulaştırılarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir Yunan devletine dönüştürülmesine katkı kondu. 1963-74 arasında adada dökülen Türk kanları ve EOKA vahşeti sadece raporlarda kaldı. BM'nin kendi hazırlattığı Ortega Raporu'ndaki yıkım ve Türk kayıpları ile ilgili hiçbir şey yapılmadı.

***

15 Temmuz 1974 Yunan Cuntası'nın darbesi ile koltuğundan olarak, canını zor kurtaran Makarios'un BMGK'nde Kıbrıs'ın Yunanistan tarafından işgal edilmeye çalışıldığı, anayasal düzenin bozulduğu ve dolayısıyla garantör ülkelerin bir an önce müdahale etmesi gerektiği çağrısı doğrultusunda ve Kıbrıs'taki soydaşlarının can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla gerçekleşen Türkiye'nin haklı ve meşru müdahalesi Batı ve BM tarafından bugüne kadar hep cezalandırıldı. Adaya barış getiren Türk silahlı kuvvetlerinin adadan gitmesi için sayısız karar alındı.

Yeniden birleşme için aralıklarla sürdürülen müzakerelerde 2004'te tarafların üzerinde mutabık kaldıkları Annan Planı referandumuna hayır diyen Rumların uzlaşmaz taraf olduğunu tescilleyen Annan'ın Raporu hâlâ daha BMGK'nin tozlu raflarında durmaktadır.

Rum tarafının Crans Montana'da anlaşmadan kaçan taraf olduğunu BM'de bilmeyen yetkili yoktur. BM, 60 yılı aşan Kıbrıs anlaşmazlığında hâlâ daha bilindik, başarısız olmuş ada gerçeklerini yansıtmayan parametrelerle müzakerelerin yeniden başlamasını istemektedir. BM Genel Sekreteri Guterres'in son yazdığı raporunda tarafların görüşleri arasında uçurum olduğu, anlaşmanın her geçen gün daha zorlaştığı, bölünmenin kalıcılaştığı ve taraflar arasında tüm çabalara rağmen ortak zemin bulunamadığı güçlü bir şekilde belirtilmesine rağmen, Türk tarafının ortaya koyduğu egemen eşitlik çerçevesinde iki devlete dayalı çözümü yok sayarak müzakerelerin kaldığı yerden başlamasını istemesi rezillikten öte kepazeliktir; Kıbrıs Türk halkı ile alay etmenin başka bir yoludur. Guterres'den beklenen Kıbrıs müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlandığını ilan etmesidir.

***

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart hafta başında Rum ve Türk liderlerle ayrı ayrı görüşme yaptı. Stewart gerek Tatar ve gerekse de Anastasiadis ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamalarda müzakere sürecinin ileri götürülmesinin yöntemlerini arama konusunda temel olacak, Kıbrıs'ta iki toplum arasındaki güvenin inşa edilmesinin gerekliliğini vurguladı. Stewart'a sormak lazımdır; yakın tarihimizde ve müzakere süreçlerinde yaşananlar dikkate alındığında Kıbrıs Türk halkının Rumlara güvenmesi için tek bir neden veya olumlu sebep var mıdır? Kıbrıs Türk halkı olarak adada en az Rumlar kadar hakkımız olduğunu kabul etmeyenlerle güven nasıl tesis edilecektir? 1960 anlaşmaları ile Kıbrıs Türk halkının elde ettiği kazanımların üstüne yatan, Türkleri ikinci, üçüncü sınıf azınlık vatandaş olan görenlere, haklarımızı gasp edenlere, eşit siyasi ortak olduğumuzu yok sayanlara ve adayı Yunan yapmak üzere maksimalist taleplerde bulunanlara nasıl güvenilecektir? Dünyada sivil halkın silahlanmasında 5. sırada olanlara, nüfusuna göre silahlanmaya ayırdığı bütçede dünyada 1. sırada olanlara, bölgemizde tesis ettikleri şer ittifaklar ve her fırsatta düzenledikleri askerî tatbikatlarla hedeflerine KKTC'yi işgal etmeyi ve Kıbrıs Türk halkını yok etmeyi koyanlara nasıl güven duyulacaktır? Rumlara neden güvenilmemesi gerektiği ile ilgili sayısız soruyu burada sorabilirim. Türk tarafı olarak BM'nin zincirlerinden ve dayatmalarından kurtulmamız şarttır; Kıbrıs sorununu BM platformunda çözmek mümkün değildir. KKTC'nin tanınması önündeki en önemli engellerden birinin BM olduğunun bilinciyle hareket etmek zaruridir. KKTC'nin tanınması hedefiyle bu yönde atılması gereken adımlar hemen atılmalıdır.

DİĞER YAZILARI
TÜM YAZILARI
DİĞER YAZARLAR
Conkbayırı Truva'nın intikamı
Conkbayırı Truva'nın intikamı
Naim BABÜROĞLU
Conkbayırı Truva'nın intikamı
Alevilik sorun mu?
Alevilik sorun mu?
Ahmet GÜRSOY
Alevilik sorun mu?
Enflasyon denilen hırsızlık caiz midir?
Enflasyon denilen hırsızlık caiz midir?
Arslan BULUT
Enflasyon denilen hırsızlık caiz midir?
Alevîlik-Diyanet
Alevîlik-Diyanet
Arslan TEKİN
Alevîlik-Diyanet
Cari açık kader değil
Cari açık kader değil
Esfender KORKMAZ
Cari açık kader değil
Ana haber bültenlerinde izletilmeyenler
Ana haber bültenlerinde izletilmeyenler
Murat AĞIREL
Ana haber bültenlerinde izletilmeyenler
Başkanlar da yargılanabilir
Başkanlar da yargılanabilir
Orhan UĞUROĞLU
Başkanlar da yargılanabilir
Neyi tadil ettiniz siz şimdi?
Neyi tadil ettiniz siz şimdi?
Selcan TAŞÇI
Neyi tadil ettiniz siz şimdi?