​​​​​​​'Çılgın Proje' ne getirir?

A+A-
Arslan TEKİN

İki denizi birleştiren bir kanal (Boğaz) varken, hemen yeni başında en kıymetli topraklar yarılarak bir kanal yapılacak. İhtiyaç var mı? Yok. Para getirecek mi? Yok. Montrö Antlaşması'yla Boğaz'dan geçişlerini sağlayan ülkeler neden kanala yönelsinler ki...

Maksat bir çılgınlık... Dindarlığı büyük büyük cami yapmak sananlar, Çamlıca'nın tepesine, devasa bir bina kondurdular.

Şimdi illâ kanal diyorlar. Kanal İstanbul'un olsa olsa bir faydası, zenginlerimizin yalılarını korumak olacak. Hani arada bir gemiler rotalarını şaşırıp kıyıya çıkıyor ya... Sen tedbir alırsan, sıkı kontrol edersen kazaları en aza indirirsin.

Yapılacak kanal bir Panama değil, bir Süveyş değil... Bu kanallar yolu kısaltmak için; gemilerin binlerce kilometre dolanmaması için.

Kanal çılgınlığı, Türkiye'yi batırır. Kimse kâr getirmeyecek bir yatırıma girmez. "Yap-işlet-devret" burada yürümez. Günde geçecek bir iki petrol tankerinden ne kadar ücret alınabilecek ki... Yoksa kıyısında olta sallayıp balık tutacakları mı gözlerine kestirdiler; işgaliye parası mı isteyecekler?!

Kanal için telaffuz edilen rakam 75 milyar lira! (Eski parayla 75 katrilyon!) Bu parayla hiçbir şey yapma, sadece ve sadece İstanbul'u dizayn et, yeter.

Maksat namım yürüsün demekse, böyle nam yürümez. İleri de, Çamlıca'ya bakan devasa binayı görünce kim bilir içinden ne geçirecek? Cuma namazlarını yağmurda, karda dışarıda, benim gibi mezarlık arasında veya bodrum kat otoparkta kılanlar, buraya harcanan parayla İstanbul'un kalabalık yerlerinde kaç tane cuma mescidi yapılırdı diye düşünecekler, sonra kızgınlıklarını kelimelere dökecekler. Hangi kelimeler?! Söylenir mi hiç! Zebanîler başımızda bekliyor!

II. Selim'in veziri Sokullu Mehmed Paşa'nın bir çılgın projesi vardı. Biliyorsunuz. Ben proje diye buna derim. Stratejik bir anlamı vardı. Ama olmadı işte. Yanlış adama verilen iş yanlış olur. Sokullu, Rus tehlikesine karşı tedbirler düşünüyordu. Ruslar, kuzeyden güneye doğru dıgıdık dıgıdık at koşturuyorlar, sıcak denizlere ulaşmak için önlerine çıkan engelleri acımasızca yok ediyorlardı. Rusların böyle bir tabiatı var. Katletmek. Kazan Hanlığı'nın, Kırım Hanlığı'nın nasıl yıkıldığını bir okuyun. Rus idaresi nereye girse katliam yapıyor. Putin, Çeçenistan'ı nasıl aldı? Ya Suriye'de sivil halkın üzerine yağdırdığı bombalar? Libya'da da yavaş yavaş başlıyor.

Sokullu, Karadeniz'le Hazar Denizi'ni birleştirmek istiyordu. Kafkaslar üzerinde nüfuz kuracak, Türkistan'a kadar uzanacaktı. Bunun için Karadeniz'in uzantısı Azak Denizi'ne dökülen Don Nehri ile Hazar Denizi'ne dökülen Volga (İdil/İtil) Nehri, en yakınlaştıkları yerden -50 km.- birleştirilecekti. 1569'da maliyeci Çerkes Kasım Bey'e paşalık unvanı verip, askerinden işçisine, teknik adamına kadar 30 binden fazla kişiyi Azak Denizi'ne yolladı ama Kasım Paşa'mız beceriksiz çıktı. Kanalın üçte biri yapılmıştı hâlbuki. Tamamlanamadı.  Kanalı 1952'de Ruslar açtı.

Son sözü Kâtib Çelebi'ye bırakacağım:

"Kıssadan hisse budur ki; küçük adamla büyük işe mübaşeret [başlama] caiz değildir. Maslahatın münasip serkârı gerek. Zikrolunan hususa bir padişah varıp zamanıyla mübaşeret etse, ancak uhdesinden gelebilir ve bu makule işler sâhib-himmet padişah işidir, vüzera [vezirler] ve serdarlar kârı [işi] değildir."

Ya "Padişah" da, ne getireceğini ve ne götüreceğini düşünmeden sırf çılgınlık olsun diye bir işe kalkışırsa ne demeli!

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58