Eserleriyle eski İstanbul hayatının resmini çizdi

Eserleriyle eski İstanbul hayatının resmini çizdi
Dr. Musa Aksoy, 1860'lı yıllarda Şinasi ile başlayan Türkçe'nin sadeleştirilmesi hareketini, 20. asrın ilk çeyreğinde, Eski Edebiyata karşı Yeni Edebiyatın istiklâlinin belirlenmesinde önemli rolü olan Hüseyin Rahmi'nin, bu konuda edebiyatımıza yaptığı katkıyı "İstanbul Romancısı Hüseyin Rahmi Gürpınar" adıyla kitaplaştırdı.

Çalışmasının Hüseyin rahmi'nin biyografisi olmadığının altını çizen Dr. Musa Aksoy şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Yapmış olduğum bu çalışma, başlıca, Hüseyin Rahmi'nin çocukluğunu, eğitim devresi, yazarlık hayatına atılması, 1901 ile 1924 yılları arasında basına yansıyan tartışmaları, yaşantısı, hatıraları, yazarlık yapmasının engellenmesi, eserlerinin yayınlanmasının yasaklanması gibi karşılaştığı engellemeler, uğradığı suikastlar, evliliğe ve dile dair görüşleri, milli roman sanatı ve romanlarında ele aldığı tipler, ölümünden önce ve sonra hakkında yazılan fikirlerden oluşmaktadır."

Hüseyin Rahmi, tamamıyla kendi kendini yetiştirmiş bir yazardır. Hemen bütün çocukluğu akrabası olan kadınlar arasında geçtiği için, hayal gücü, sur içi İstanbul çevresinin renkli ve canlı diliyle anlatılan masallarla örf ve âdetler, hurafe ve bâtıl inançlarla çevrede vuku bulan aşk ve cinayet hikâyeleriyle zenginleşmiştir. Özellikle Ahmed Midhat Efendi'nin Hasan Mellâh ve Paris'te Bir Türk adlı romanlarının etkisi altında kaldığını söyler. Hikâye ve roman anlayışında her şeyden önce sosyal faydayı benimseyen Hüseyin Rahmi, üstadı saydığı Ahmed Midhat Efendi'nin açtığı popüler roman çığırını realist ve giderek natüralist ölçüler çerçevesinde sonuna kadar götürmüş, tecrübî roman yazma gayreti içinde olan bir müelliftir. Eserlerinin konularını ve kahramanlarını seçerken yerli kalmaya titizlik göstermiş, fakat şahıslar kadrosunu daima fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik şartları ve irsiyet özellikleriyle değerlendirmiştir. Bunu yaparken de değişik davranışlar sergileyen, kişiliğini tam anlamıyla kazanamamış anormal denebilecek tipleri mizah yoluyla ele almış ve bunları bir de tenkide tâbi tutmuştur.

Hüseyin Rahmi'nin romanlarında ahlâksızlığın teşhiri varsa da savunması yoktur. Romanlarının çoğunun kendi gözlemlerine ve hayat tecrübelerine dayandığı bilinmektedir. Bununla beraber konuları hayatın tıpatıp aynı değildir. Hüseyin Rahmi bunları hayal dünyası, hayat tecrübesi ve kültürü ile zenginleştirmiş, zaman zaman da mübalağaya kaçmıştır. Gerçekçilik ve akılcılık anlayışı onun sanatında esas temeli oluşturmaktadır.

Hüseyin Rahmi, kendisini romancı olarak şöhrete ulaştıran ilk büyük eseri Mürebbiye'dir. Gulyabani, Cadı, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Efsuncu Baba, Dirilen İskelet ve Mezarından Kalkan Şehid adını taşıyan romanlarının konularını cin, peri, dev, çarşamba karısı, gulyabani vb. fantastik unsurlar teşkil eder. Özellikle 1908'den sonra kaleme aldığı romanlarında toplumdaki bu tür bâtıl inançları ele alan Hüseyin Rahmi, geleneksel yaşama tarzını şekillendiren inançların gülünç ve saçma yönlerini gözler önüne sermektedir. Hüseyin Rahmi hurafeler, yanlış bilgi ve inançlarla bunların sebep olduğu yersiz davranışları alaycı bir üslûpla sergilemiş, dinî inanç ve düşünceleri değil dinî değer ve davranışların yanlış yorumlanmasını, çeşitli saplantıları ve dinî hüviyete bürünmüş hareketleri eleştirmiştir.

Hüseyin Rahmi'nin romanlarının diğer bir özelliği de sokak sokak, mahalle mahalle II. Meşrutiyet devri İstanbul'unun bütün özellikleriyle yansıtılmış olmasıdır. Onun bu devre ait romanlarında İstanbul'un büyük konak ve yalılarında yaşayan zengin insanlarından kenar semtlerdeki fakir halka varıncaya kadar paşalar, beyler, efendiler, dadılar, mürebbiyeler, alafranga züppeler, deliler, tulumbacı, yankesici, üfürükçü, külhanbeyi, dalkavuk, dilenci gibi toplumun hemen her kesiminden yüzlerce insan yer almaktadır. Cumhuriyet öncesi yılların atlı tramvaylarını, Kâğıthane gezilerini, Şehzadebaşı'ndaki ramazan eğlencelerini, yani bütün İstanbul folklorunu ve geçen yüzyılın sonlarından 1930'lara kadar gelen yarım asırlık sosyal hayatını en ince ayrıntıları ile romanlarında bulmak mümkündür.

Papatya Bilim Yayınevi Tel:(0212) 527 52 96

***

Türk Dünyası olgusunun doğuşu

Araştırmacı yazar Sibel Demirci, "Türk Siyasi ve Düşünce Hayatında Rusya Türkleri" adlı incelemesinde 1945-1960 yılları arasında Türkiye'deki Rusya Türkleri olgusunu konu almakta. Rusya toprakları ve Osmanlılar arasındaki "milliyetçi" şuurun gelişmesi akabinde artık birbirinden haberdar olan Rusya ve Anadolu Türkleri, Türkiye-Sovyet ilişkilerinin tesirli bir dinamiği haline gelmiştir. Genç Türkiye Cumhuriyetinin Rusya Türkleri olgusuna temkinli duruşu Sovyetler ile olan ilişkilerinin sınırını oluşturmuştur. Ancak Türkiye bu ilişkileri bir devlet stratejisi şeklinde yürütmese de Rusya Türklerinin önderlerine sağladığı imkânlar ile zımnen yürütmeye çalışmıştır. Çalışmanın esas konusu ise bu olgunun Soğuk Savaş Dönemi'nde izlediği seyirdir. 1945 ile başlayan bu sürecin sürpriz aktörü ise Amerika Birleşik Devletleridir. Artık Rusya Türkleri sadece Türkiye ve Sovyetler arasındaki bir mesele olmaktan çıkmış, Amerika Birleşik Devletlerinin soğuk savaş stratejilerine konu olmuştur. Münih merkezli bu stratejiler ilginç kişi ve hadiseleri barındırmakta, bizzat Amerikan istihbarat birimlerince kurgulanmaktadır. Döneminde çıkan yayınlar, haberler ile arşiv belgelerinin derlendiği ve işlendiği bu kitap, söz konusu ilginç dönemi Rusya Türkleri özelinde anlatmaya gayret etmektedir.

Post Yayın Tel:(0212) 512 70 20

***

HAFTANIN KİTABI:

Öykülerle güçlü kadın

Kadına şiddetin zirve yaptığı bugünlerde usta gazeteci Mine G. Kırıkkanat kitaplaştırdığı on iki güçlü kadın öyküsü ve on iki büyük hayatla gündeme damgasını vuruyor. Mine G. Kırıkkanat'ın kendi hayatından kesitler de sunduğu uzun zamandır beklenen öykü kitabı, "Kaf Dağının Ardı Belki" Kırmızı Kedi etiketiyle raflardaki yerini aldı! Kitaptaki ilk öykü olan "Kırık Kanatlar" ile Fransa'dan Türkiye'ye uzanan bir hava şehitliği öyküsü anlatan yazar, okurlarına aynı zamanda soyadını veren tarihsel sürecin hikayesini de aktarıyor. Son öykü olan "İlk Öykü" ise adı gibi yazarın daha lise yıllarında yazdığı ilk öyküsü... "Kırık Kanatlar" ile "İlk Öykü" arasında ise kadınlara dair güçlü hayatlardan kesitler sunuluyor... Çok özel fotoğrafların eşlik ettiği bu öykülerin isimleri şöyle:

*Kırık Kanatlar *Bıçakçı *İsyan daima denizde başlar! *Yılbaşı sıkıntısı *Rapunzel *Sedef Çiçeği *Köpekbalıkları *Kafestekiler *Çok mu geç Valentine? *Kıskançlığın tek dişi *Deprem *İlk öykü

Kırmızı Kedi Yayınevi Tel: (0212) 244 89 82

***

İnsanlık halleri

Misli Baydoğan'ın yazdığı ve on altı hikâyenin yer aldığı "Ay Han"ım kitabı, kimi yakın kimi daha uzak tarihte kalmış çeşitli Türklük hâllerine yakından şahitlik ettirmeyi vaat ediyor. Yoğun bir iç gözlem sürecinin söze dökülüşü olarak karşımıza çıkan bu hikâyelerde, bütün zamanlarda aynı kalan insanlık hâllerini, hatta âdeta kendimizi okuyoruz. Kimi gerçek kimi kurgu karakterlerin nefes alışverişlerini duyacak kadar yanlarına sokulup, onlarla birlikte kendi dağarcığımızdaki kökü en derinlerdeki duygularımızla yüz yüze geliyoruz. Karanlığın ardından gelecek ışığı, kötülüğün içindeki iyiliği, insan var oldukça yeryüzünün her zerresinde saklı kalacak umudu hissederek hakikate bir de edebiyat aynasından bakıyoruz.

Ötüken Neşriyat Tel: (0212) 251 03 50 

***

KÜTÜPHANEMDEN:

Yunanistan için tarih okuma zamanı

Doğu Akdeniz ve Ege deki son gelişmeler sonrasında komşumuz Yunanistan ile yine netameli günler yaşıyoruz. Zaman zaman buzdolabına kaldırılılmış gibi görünse de Yunanistan ile sorunlar hiç bir zaman eksik olmadı. Kıta sahanlığı, FIR hattı gibi konuların dışında her zaman var olan Kıbrıs meselesi de Yunanistan ile Türkiye arasında önemini her zaman korumakta. Yunanistan'ın tarih boyunca Anadolu topraklarındaki emellerini belgeleriyle ortaya koyan Michael Llewellyn Smith'in kitabı bu konuda önemli bir kaynak. Uzun yıllar Yunanistan'da kalan ve bu ülkede araştırmalarını sürdüren Smith, bir süre de Girit adasında yaşadı. 1965 ve 1973'de olmak üzere iki baskı yapan ünlü yapıtı Büyük Ada Girit'in ardından Oxford Üniversitesi'ne hazırladığı doktora tezini daha da geliştirerek "Anadolu Üzerindeki Göz" kitabını hazırladı. Türkiye'nin yakın geçmişini çok yakından ilgilendiren Anadolu Üzerindeki Göz Yunanistan tarihini anlamak, komşumuzun yüzyılın ilk çeyreğinde Anadolu üzerindeki emellerini öğrenmek açısından büyük önem taşıyor. Birinci baskısı 1978'de Hürriyet Yayınları tarih dizisinden çıkmış olan kitap Halim İnal tarafından Türkçe'ye çevrilmiş. Kitabın can alıcı bölümlerinden biri ise Yunanlıların sonu büyük hüsranla sonuçlanan Ana serüveni. Bilindiği gibi Mustafa Kemal çevresinde kenetlenen Türk direniş hareketi bu serüvene korkunç biçimde son verecek, Anadolu macerasının bedelini Yunanistan çok ağır ödeyecektir. Lloyd George döneminin İngiliz dış politikası da kitapta dikkat çekici biçimde işlenmiş.

                                                                                                                        (Ahmet Yabuloğlu)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58