Gözyaşlarınızı tutarak okuyun / Sabahattin İsmail

Gözyaşlarınızı tutarak okuyun / Sabahattin İsmail

Bizleri mutlak bir soykırımdan kurtarmak, güvenliğimizi ve özgürlüğümüzü sağlamak için canını veren bir şehidimizin ailesinin öksüz büyüyen evlatlarını nasıl üzdüğümüzü görmek için, gözyaşlarınızı tutarak aşağıdaki yazıyı okuyun!

Adı, 49 yıldır Ercan Havaalanı’nda yaşayan Şehit Pilot Binbaşı Fehmi Ercan’ın kızı Canan Ercan tarafından 5 Mayıs 2021’de yazılan bu yazının üzerinden 2 yıl geçti.

O günlerde Ercan Havaalanı’nın adını değiştirme çabası yeni başlamıştı. Ne yazık ki, Mehmet Küçük’ün, şehidimizin adını havaalanından sökme çabası, “Halk istiyor” yalanıyla hâlâ devam ediyor. Babalarının adını havaalanından sökme çabalarını izleyen Canan ve Hakan Ercan’ın acıları da o günden beri devam ediyor.

Şehit çocuklarını üzmek, dünyayı onlara zehir etmek, nasıl bir vicdansızlıktır?

Oysa bırakın “Halk istiyor” yalanını, günlerdir sosyal medyada paylaşılan yüzlerce yorum içinde, bir tek kişi bile bu hadsizliğe destek vermemiştir.

Buna, karşın, yalana dayalı manşetler atılıyor, yetkililer ziyaret edilerek Ercan Havaalanı’nın adının değiştirilmesi isteniyor.

Bu nasıl bir vicdansızlık, nasıl bir vefasızlıktır?

3 yıldır süren bu ısrarın nedeni nedir?

Canan Ercan’ın yazısı

Gözyaşlarınıza hâkim olarak okuyunuz:

“BABAMA, Şehit Hava Pilot Binbaşı FEHMİ ERCAN’a…

Babamı kaybettiğimde 9 yaşında bile değildim. Ama onu Kıbrıs Barış Harekâtı için uğurlayışımızı, karartma gecelerini, bütün netliği ile hatırlıyorum.

Bir gün arkadaşlarımla yolda yürürken ‘birisinin babası ölmüş’ dediler.

Ben kendimden emin; ‘benim babam ölmez’ dedim.

Havacı ya babam, uçmuyordu bu kez, çıkartma gemileri ile uçaklarımıza hedef göstermek üzere özel bir görevle gitmişti. Çocuk aklımla, “pilotlar karada ölemez” diye düşünmüştüm.

Oysa evimizin önündeki kalabalık, resmî araç zinciri ve ambulans tam aksini söylüyordu.

Siz hiç babanızın ölümüne yol açan havan topunun delik deşik ettiği duvarlara, tavana bakıp ne olduğunu, nasıl olduğunu anlamaya çalıştınız mı?

Akşam mesaiden dönen babalara bakıp, görmediği babasını çağıran bir şehit çocuğuna ölümü anlattınız mı?

Babanızın ölüm yıldönümlerinde, adına açılan havaalanında ağabeyiniz ve annenizle dimdik, gözyaşlarınızı içinize akıtarak törenlere katıldınız mı? Gösteremediğiniz yasınızın ağırlığını bir ömür boyu taşıdınız mı?

Bütün bu yaşanmışlığı anlamlandırmaya çalışırken, babamın harekâttan 3 yıl önce, 1971’de Lefkoşa’da Kıbrıs Türk Kuvvet Alayı’nda karacı subay kimliği ile görev yaptığı dönemden kalan şiirsel bir konuşması bizlere hep rehberlik etti.

Babamızın Kıbrıs davasına olan koşulsuz inancı ve adanmışlığı eşsizdi.

Şöyle seslenmişti Kıbrıs’ta o zaman yüzbaşı rütbesinde olan ERCAN:

‘Ben Mehmet

Bak işte ben geldim.

Ağrı’dan, Bolkar’dan kopup geldim.

Gözlerimde Marmara’nın maviliği,

Saçlarımda Erciyes’ten esen rüzgâr,

İçimde yılların hasreti var…

Bitsin artık bu bekleyiş,

Dinsin artık bu yakarış, bu çile

Seni görmeye geldim.

Uğrunda ölmeye geldim…’

Konuşmasına, ‘Bugün de Kıbrıs’ta düğümlenmiş kaderimiz. Kıbrıs’tan vazgeçemeyiz, vazgeçmeyeceğiz. Kıbrıs’la aramızda aşılmaz bağlar vardır. Her şeyden önce biz de, Kıbrıslı Türk’te Türk olmanın gururu vardır. En önemlisi Türk ulusunda insanca yaşamanın tutkusu vardır.’ diyerek devam etmişti.

-‘Biz gerektiğinde ölmesini de biliriz. Ölüm düğün, bayram. Bir türkü söylenir ardımızdan, bir destan.’ dediğinde ise bildiğimi dillendirmişti.

Sonu şiirdir konuşmasının:

‘Onlar bağ bozumuna gider gibi

Ellerinde sıcaklığı karılarının

Dudaklarında vatan türküleri

Ve dağınık saçlarında rüzgâr

Çekip gittiler katar katar …’

…………

Ceplerinden çıkardıkları resimlere

Bakıp bakıp da, kanlı saçları arasından dediler:

‘Neylersin karıcığım ölüm de varmış kaderde’.

Pençe pençe kanları yerde

Kardeş kardeş uyudular

------

Onlar, dağınık saçlarında rüzgâr

Çekip gittiler katar katar…’

Size hiç babanız, daha küçücük bir çocukken, ne için ve nasıl öleceğini söyledi mi?

Canan Ercan (Annem ve Ağabeyim Yıldız ve Hakan Ercan adına)…

Canan Ercan’ın çığlığı

Şehit kızı Canan Ercan, daha sonra şu açıklamayı yapmıştı:

-“Bizler Şehit Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan’ın ailesi olarak babamızın Kıbrıs davasına olan inancının verdiği güçle ve ona layık olma çabasıyla bugünlere geldik. Adının verildiği ERCAN Havaalanı, anısını ve onun gibi Kıbrıs’ın geleceği ve özgürlüğüne inanarak yaşamlarını veren ya da bu uğurda çaba gösterenleri onurlandırdı. Bugün 47 yıl sonra uluslararası havacılık kodları arasına ERC olarak yerleşmiş ERCAN Havaalanı’nın adının değiştirilmek istendiğini derin bir üzüntüyle öğrendik. Üstelik bu değişiklik önerisinde kıymetli lider Dr. Fazıl Küçük’ün, Şehit Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan’ın, Geçitkale halkının ve şehitlerin aziz ruhlarının birbirleriyle karşı karşıya kaldığını ve tüm taraflar adına yaralayıcı bulduğumuz bir dizi etkileşimin söz konusu olduğunu görüyoruz. ERCAN ailesi olarak, söz konusu niyetin olası etkilerinin hassasiyetle gözden geçirilmesini, daha fazla vicdani ve toplumsal zarar doğurmadan gündemden kaldırılmasını bekliyor ve talep ediyoruz.”

Nokta koyun

Artık bir yetkilinin, “ERCAN HAVAALANI’NIN ADI ASLA DEĞİŞTİRİLMEYECEK” diye açıklama yaparak bu rezilliğe nokta koymasının ve şehidimizin ailesinin daha fazla üzülmesine son vermesinin zamanı gelmedi mi?

KKTC Cumhurbaşkanı’na, Başbakana ve Ulaştırma Bakanı’na sesleniyorum:

Şehit Pilot Binbaşı Fehmi Ercan’ın kızının bu yakarışını okuduktan sonra, vicdanınız biraz olsun sızladıysa, gözleriniz biraz olsun nemlendiyse, biriniz olsun çıkın ve yüksek sesle bu açıklamayı en kısa sürede yapınız!