Haçlı istilasında 57 karanlık yıl

Haçlı istilasında 57 karanlık yıl
Roma tarihinde "büyük" unvanlı tek imparator olan 1. Konstantin, İstanbul'u, Megaralı Kral Byzas'tan yaklaşık 1000 yıl sonra başkent yaparak şehrin kaderini sonsuza dek değiştirdi.

11 Mayıs 330 yılında Büyük Konstantin, şehirlerin kraliçesine taç giydirerek İstanbul'u, dünyaya Roma'nın yeni başkenti olarak ilan etti.

Ancak bu tarihten sonra bütün dünyanın gözü de Konstantin'in şehri Konstantinopolis üzerinde oldu. Dünyanın en statejik noktalarından biri üzerinde kurulan şehir, 7'inci ve 8'inci yüzyıllarda Avar ve Arap kuşatmalarını döneminin en güçlü surları sayesinde atlattı. Fakat 1204 yılında 4. Haçlı kuvvetlerince ele geçirilip istila edildi.

Araştırmacı yazarlar Erhan Altunay ve Selçuk Eracun, "İstanbul'un Latin Çağı: Dördüncü Haçlı Seferi, Latin İstilası ve Latin Krallığı" adlı çalışmalarıyla 1261'e kadar karanlıkta kalmış 57 yıllık bir döneme ışık tutuyorlar. Bu dönemde Bizans halkı sürgün edilmiş, İstanbul soyulmuş, yakılmış, yıkılmış ve tahrip edilmiş... Latin kralları taç giymiş, Ayasofya bir Katolik katedrali olmuş, Tapınak Şövalyeleri İstanbul sokaklarında dolaşmış.

İstanbul tarihi içinde, 1204-1261 yılları arasını kapsayan Latin Krallığı hakkında ülkemizde bir tercüme dışında hiçbir kitap çıkmamasını büyük bir eksiklik olarak görüp konuyu araştırdıklarını kaydeden Erhan Altunay ve Selçuk Eracun, çalışmaları hakkında şu bilgiyi veriyorlar:

Dördüncü Haçlı Seferi, Haçlı Seferleri tarihinin en ilginç seferidir diyebiliriz. 1200-1204 yılları arasında gerçekleşen bu Haçlı Seferi, başta Mısır'ı ele geçirmek ve oradan da Kudüs'ü zapt etmek amacı taşımışsa da, Konstantinopolis'in yani İstanbul'un ele geçirilmesi ile sonuçlanmış ve burada bir Latin krallığı kurulmuştur. Dördüncü Haçlı Seferi kuşkusuz İstanbul tarihi açısından çok büyük bir önem taşımaktadır. Buraya 1203 yılında gelen Haçlılar, hiç umulmadık bir şekilde 12 Nisan 1204'te şehri işgal etmiş ve elli yedi sene sürecek bir Latin krallığı kurmuşlardır. İstanbul'u bu 57 sene zarfında, en ufak yerine kadar talan eden bu istilacılar, imparatorluğun zayıflamasına yol açmış ve bütün zenginliğini emmişlerdir. Bizans tarihinin sonuna kadar nefretle anılacak olan bu istila başladıktan sonra onlara ait her şeyi yok etmesi bugün bu döneme ait buluntulardan yoksun olmamızın sebebidir. Ülkemizde İstanbul araştırmaları yapılırken bu konuda hiçbir yayının olmayışı büyük eksikliktir. Bazı makaleler dışında bu konuda popüler bir yayın olmaması İstanbul'un bu döneminin çok iyi bilinmemesine neden olduğu gibi, tarihçilerin dışında tarih meraklılarını tatmin edecek bilgi sağlanamamaktadır. Gittiğimiz çoğu konuşmada, İstanbul'un bir Haçlı istilasına uğradığını söylediğimizde şaşkınlıkla bakan gözler de bu durumu en iyi şekilde açıklamaktadır.

Destek Yayınları Tel:(0212) 525 22 42

***

Selanik'ten Çankaya'ya uzanan dostluk

Gazeteci Yaşar Gürsoy, Atatürk'ün yakın çevresindeki kişiler hakkında yazdığı kitaplarla öne çıkan bir yazar. Atatürk'e dair araştırmalar yapan Gürsoy'un, "Çankaya'nın Kalemşörü / Bilinmeyenleriyle Falih Rıfkı Atay", "Atatürk ve Berberi / Hoşçakalın Çocuklar" ile "Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker" adlı kitapları büyük ilgi görmüştü. Gürsoy'un aradan geçen zaman içerisinde elde ettiği yeni bilgilerle genişletilmiş baskısını yaptığı "Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker" Sia Kitap tarafından okurla buluşturuldu. Kitapta Nuri Conker'in hayatına mercek tutulurken çocukluk arkadaşı Mustafa Kemal'in Atatürk olma sürecine uzanan yolculuğuna dair ilginç bilgiler de okuyucuyla paylaşılıyor. Nuri Conker, Yakup Kadri'nin dediği gibi, "İzinden yürüyen, yanından ayrılmayan", Atatürk'ün bizzat söylediği gibi de, onun "Hatırası, kalp ve vicdanından çıkmayacak" kardeşidir...

Gazi Mustafa Kemal ile silah arkadaşı, devlet adamı Nuri Conker'in dostlukları Selanik'teki çocukluk yıllarının sokak oyunlarına dayanır. Daha sonraki yıllarda Selanik'te Üçüncü Ordu'da, Hareket Ordusu'nda, Arnavutluk Harekatı'nda, Afrika'da Trablusgarp'ta, Çanakkale'de Conkbayırı'nda, Doğu'da Muş Cephesi'nde, Kurtuluş Savaşı'nın her saniyesinde ve devrimler boyunca hep beraberdirler. Salih Bozok ve Kılıç Ali ile birlikte "Çankaya'nın Silahşorları" ya da "Mutad Zat" olarak da anılan Nuri Conker'in Atatürk'ün gözündeki yeri bambaşkadır. Aralarındaki şakalaşma ve samimiyet -Atatürk'e "Kemal" diye hitap eden tek arkadaşıdır- herkes tarafından bilinmektedir. Atatürk, Conkbayırı Muharebesi'nde gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle ona "Conker" soyadını bizzat vermiştir.

Nuri Conker'in, Atatürk ile Latife Hanım'ın boşanmalarında payı olduğu iddia edilmekte, hatta Atatürk ile İsmet İnönü'nün dahi ilişkilerinin bozulmasında onun düşüncelerinin etkili olduğu da öne sürülmektedir. Bu iddiaların ne derece doğru olduğu bilinmemektedir. Nuri Conker'in hiçbir anısını kaleme almadığı ya da yazdıysa bile hiç kimseye emanet etmediği düşünülürse tek taraflı bir iddiaya kim inanabilir?

Sia Kitap Tel:(0216) 550 18 81

***

HAFTANIN KİTABI:

"Cemaat"i pazarladılar

Gazeteci Hikmet Çiçek, "FETÖ'nün Solcuları" kitabıyla, Gülen cemaatının toplumda kabul görmesine katkı sağlayan eski solcuların ibretlik öykülerini gözler önüne seriyor: Davadan dönmüş, başkalarının davalarına hizmet etmekteydiler. Eski solculuk günleri nedeniyle birikimliydiler. Önce Turgut Özal'a, sonra Fethullah Gülen'e ideolojik gladyatörlük yaptılar. Abant Platformu'nun toplantılarında verilen dolar dolu zarflarla başlayan ilişkiler, Fetullah Gülen'in gazetelerinde köşelere, TV'lerinde programlara ve elbette oldukça yüklü maaşlara dönüştü... FETÖ'yü pazarlayıp toplum nezdinde normalleştirmeye çalışmaktan, Gülen'in politikalarını egemen kılmaya kadar pek çok FETÖ işinde görev aldılar... FETÖ adına organizasyonlar yaptılar, FETÖ adına imzalar topladılar, FETÖ adına ekranlardan propaganda yaptılar...

Kırmızı Kedi Yayınları Tel:(0212) 244 89 82

***

İngiliz'lerde oyun bitmez

Propaganda ya da psikolojik savaş, insanların savaşa karşı tutumlarına karar vermelerini sağlayan şartlar üzerine bir sahte çevre yaratmaya bağlıdır.

Bu nedenledir ki, savaş propagandası yapanlar için düşmana bir suç yüklemek ve kendileri için yüksek ahlâkî değerlerle bezenmiş bir zemin hazırlamak esastır.

Araştırmacı yazar Servet Avşar, "Birinci Dünya Savaşı'nda İngiliz Propagandası" adlı kitabında Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerin kendilerine yüksek ahlakî değerlerle süslü bir misyon yüklemek ve uluslararası kamuoyunu ikna etmek için uygulamış oldukları propaganda faaliyetlerini arşiv belgelerinden istifade ederek açıklamakta.

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50

***

KÜTÜPHANEMDEN:

Toker'in kaleminden İnönü'lü seneler

Demokrasimizin "İsmet Paşa'lı Yılları (1944-1973)" Metin Toker'in yakın tarihimize ayna tutan mufassal bir çalışması. Toker, 30 yıllık bir dönemi 7 ciltlik bir dizide toplamayı başarmış. Dizide yer alan 7 kitap ve anlattığı dönemler şöyle sıralanıyor:

Cilt: 1 / Tek Partiden Çok Partiye (1944-1950)

Cilt: 2 / DP'nin Altın Yılları (1950-1954)

Cilt: 3 / DP Yokuş Aşağı (1954-1957)

Cilt: 4 / Demokrasiden Darbeye (1957-1960)

Cilt: 5 / Yarı Silahlı, Yarı Külahlı Bir Ara Rejim (1960-1961)

Cilt: 6 / İnönü'nün Son Başbakanlığı (1961-1965)

Cilt: 7 / İsmet Paşa'nın Son Yılları (1965-1973)

Tek Partiden Çok Partiye, Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları'nı aydınlatacak dizinin ilk kitabıdır. 1944-1950 arası Türk politika tarihinde bir dönemeç noktasıdır. Tek partiden, çok partili hayata geçilirken, bu döneme damgasını vuran kimi politikacıların, önemli olayların çoğu, bugün iyi bilinmez, çünkü gizli kalmıştır.

Metin Toker, DP'nin Altın Yılları'nı anlattığı bu kitabın 'Giriş'inde şunları söylüyor:

"Türk demokrasisinde 1950-54 dönemi başka türlü yaşansaydı, siyaset hayatı değişik gelişme gösterecekti. 27 Mayıs, bir açıdan o yaşamın kaçınılmaz sonucu olmuştur..."

Türkiye'de demokrasinin kesintisiz sürmesinin imkanının 1960'ın ilkbaharında kıl payı kaçırmış olması büyük bir talihsizliktir. Seçimlerin erkene alınarak o yılın mayıs ayında yapılması fiilen kabul edilmiş, bunu hem iktidar hem de muhalefet onaylamışlar, hatta çalışmalara girişip bunları bir noktaya kadar götürmüşlerdir. Fakat ne olmuş da fırsat demokrasimize teğet geçmiş, mayısta seçim değil askeri darbe gerçekleşmiştir? "Demokrasimizin İsmet Paşalı Yılları"nın bu 4. kitabı bundan dolayı "Demokrasiden Darbeye" başlığını taşımakta ve olaya aydınlık getirmektedir. (Demokrasimizin İsmet Paşa'lı Yılları / Metin Toker / Bilgi Yayınevi / Genişletilmiş 2. Basım 1991)

                                                                                                  Hazırlayan: Ahmet Yabuloğlu

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş
Tüm Hakları Saklıdır ©
Yeni Çağ Gazetesi

İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel: (0212) 452 40 40
Faks: (0212) 452 40 58