Hasankeyf'ten sonra Murat Havzası'nda da tarih sular altında kalıyor

Hasankeyf'ten sonra Murat Havzası'nda da tarih sular altında kalıyor
Doğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat Nehri’nin en büyük kolu olan Murat Nehri üzerinde yapılan ve yapımı devam eden 8 baraj projesinden dolayı birçok tarihi höyük sular altında kaldı.

Hasankeyf'ten sonra Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Fırat Nehri’nin en büyük kolu Murat Nehri üzerinde yapılan 8 baraj projesinden dolayı birçok tarihi höyük sular altında kalıyor. Doç. Dr. Erkan Konyar, "olan kültür varlıklarına oluyor” yorumunda bulundu.

Cumhuriyet'ten Mehmet Kızmaz'ın haberine göre baraj suları altında kalan sahalardan sadece 3’ünde arkeolojik kazı yapıldığını belirten İstanbul Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Erkan Konyar, “Barajların su tutmaya başlamasına birkaç yıl kala kurtarma kazıları başlıyor. ‘Bir an önce nasıl barajı yaparız’ bakışı söz konusu. Olan kültür varlıklarına oluyor” dedi.

“Eski çağ insanı, nehir vadilerinde ya da nehirlere açılan alçak düzlüklere yerleşiyorlardı. Bu alanlarda yeterince kazı, yüzey araştırması ve belgeleme çalışmaları yapılmadan baraj yapıldığında bir anda bütün geçmiş yok edilmiş olunuyor” diyen Erkan Konyar, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) baraj projesi hazırladıktan sonra projeyi Kültür Bakanlığı’na bildirdiğini belirtti.

Daha önce, Keban, Karakaya Atatürk Baraj projelerinde kısmen de olsa yeterince zaman tanındığını, yüzey araştırması yapıldığını ve birçok kültür varlığının kurtarılabildiğini veya belgelenebildiğini kaydeden Konyar, “Özellikle Ilısu Baraj projesi ile başlayan dönemde, kültür varlıklarını kurtarma ve belgeleme boyutu geri plana itildi. Aynı süreç Murat Nehri üzerindeki projelerde de işletiliyor. Neredeyse baraj su tutmaya birkaç yıl kala kurtarma kazıları başlıyor” ifadelerinde bulundu.

‘DSİ SIKIŞTIRIYOR’

Tüm Murat Havzası’nı kapsayan bir yüzey çalışmasının da yapılmadığını vurgulayan Konyar, “Su altında kalacak alanlardaki kültürel varlıkların kazı, belgeleme ve koruma süreçleri  1-2 yıl önceden planlanacak çalışmalar değil. Bu projeler, hassasiyetle yürütülmesi, daha programlı, kalifiye ve üniversiteler başta olmak üzere alanında yetkili ekiplerle yürütülmesi gereken çalışmalar olmalı. Ne yazık ki çok aceleye getiriliyor. DSİ sıkıştırıyor, bakanlıkta kısa sürede çok şey yapılmasını istiyor.  Zaman yetmiyor ve daima geç kalınıyor. Kurumlar arası iletişimde de kimi sorunlar oluşuyor, planlı yürümeyince bir bakıyorsunuz ki binlerce yıllık tarih su altında kalmaya başlamış” dedi.

'ORTADAN KALDIRILMASI GEREKEN HAFRİYAT'

Baraj alanındaki arkeolojik çalışmaların hemen bitirilmesi istenildiğini kaydeden Konyar, “Böyle olunca bir höyüğe, ağırlıklı işçiler olmak üzere 250-300 kişiyi sıkıştırılıyor. Bu da tahribat yaratıyor. Alanı analiz edebilecek çeşitli bilim dallarından yeterince uzman bulundurulmuyor. Bunlar sadece işçi ile olacak işler değil.  O zaman bir höyüğe sadece, içinde var olan eski eserler toplanan, ‘ortadan kaldırılması gereken bir hafriyat’ gözüyle bakılıyor. ‘Parayı nasıl olsa verdim haydi hemen kaz ve kazıyı tamamla’ gibi üslup benimsenmemeli. Bu durum arkeologlar üzerinde ciddi bir baskıya neden oluyor. Birçok yerde ciddi bir kültürel varlık kaybı yaşıyoruz” diye konuştu.

‘ŞU AN BU TARİH YOK’  

Murat Nehir Havzası’nın Urartuların ana yerleşim birimlerini barındırdığını ve bu tarihi yerlerin, yapılan barajlarla yok edildiğini ifade eden Konyar, Bingöl Solhan ilçesinin Murat köyündeki en az 5 bin yıllık yerleşime sahip Norik höyüğünün de, Aşağı Kaleköy Barajı nedeniyle 2019’da sular altında kaldığını kaydederek “En son kazıların yapıldığı yer bu höyük. Kazılar da ancak Elazığ Müze Müdürlüğü’nün baskısıyla yapılabildi. Höyük, Tunç Çağı’ndan  Demir Çağı’na, Erken Transkafkasya kültüründen Urartulara kadar uzanan zengin bir yerleşme sahipti. Ginç ve Kığı Kaleleri, Selenk Köprüsü... Şu an bu tarih yok” diye konuştu.

TAHRİBATIN ORANI BİLİNMİYOR 

Nehir boyunca kazılan tarihi yerlerin çoğunun su altında kaldığını ama tam olarak kaç alanın etkilendiğini bilmediklerini vurgulayan Konyar, “Muş Varto’da da çok zengin bir tarihi değere sahip Tepeköyü Höyüğü ve Kızkalesi'de çok yakın bir zaman dilimi içerisinde Alparslan Barajı'nın suları altında kaldı. Aynı alanda, Urartuların  8 odalı en büyük kaya mezarının, tapınak, saray ve depo yapılarının kazılarla ortaya çıkarıldığı, önemli bir krali merkezi olan Kayalıdere de var. Kayalıdere’de, diğer yerlere göre, 2 yıl önce, daha erken kurtarma kazıları başlamış olsa da ne yazık ki sadece tepe kısmının açıkta kaldığı bir adaya dönüşecek. Su seviyesine göre belki 1 yıl daha kazılar devam eder ama büyük bölümü su altında kalacak. Palu’ya kadar geniş bir alanı kapsayan, zengin tarihi değere sahip geniş bir bölge barajlardan etkilenecek. Birçok yerde ciddi bir kültürel varlık kaybı yaşıyoruz” ifadelerinde bulundu.

YİNE CENGİZ’LER

Nehir üzerinde kurulan 8 barajdan; Ocak 2015 ve Temmuz 2019 tarihleri arasında tamamlanan Beyhan 1, Gözeler Regülatörü, Yukarı Kaleköy, Aşağı Kaleköy Barajı ve tamamlanması planlanan Palu Regülatörü ve Beyhan 2 Barajı’nın yapımında Cengiz İnşaat yer aldı.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş