Kafanıza göre Bedrettin yaratamazsınız!

A+A-
Cazim GÜRBÜZ

Şeyh Bedrettin'e dair çok kitap okudum, çok da roman ve şiir… Yazdığı o büyük destanla Şeyh Bedrettin'i Türkiye gündemine sokan Nazım Hikmet'tir. Sonra Türk solunun tarihi kişilerinin başında gelir oldu Şeyh Bedrettin. Oldu ya, dünya sosyalizm tarihinde yerini alamadı Türk olduğu için. Rus yazar Radi Fiş'in "Ben de Halimce Bir Bedrettinem" adlı o güzel romanına rağmen.

Bizde de Erol Toy yazdı Bedrettin'i "Azap Toprakları" adlı üç ciltlik romanı ile. Gerçek Bedrettin vardır bu romanda. Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun "Darağacı" adlı romanında ise, Bedrettin, Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa'nın elinde oyuncak olan saf bir adam olarak anlatıldı, ona mal edilen düşünceler de ona ait değilmiş güya…

Şimdi bakıyorum, birileri Sepetçioğlu'nun sepetinden kapmışlar bu yaklaşımı, akademik tezler hazırlayıp kitaplar yazmışlar.

Yazmışlar da şunu sormak gerek bunlara: Öyle idi de Bedrettin neden ipte can verdi ulema fetvasıyla?

Bu konuların değerli ustalarından birisi olan Nejat Birdoğan'ın kaleminden okuyalım bu işin doğrusunu (Sivas Kitabı/Bir Toplu Öldürümün Öyküsü-Edebiyat Derneği Yayınları):

"Bedrettin önemli düşüncelerini 'Varidat' adlı yapıtında toplamıştır. Ölümünden sonra bu yapıt gizletilmiş ve ancak Kanunî döneminde ortaya çıkarılmıştır. Bu yapıtın konusu, Bedrettin'in Tanrıbilim (İlahiyat) üzerine görüşleridir. Bu kitap, onun öğrencilerine verdiği ders notlarının öğrencilerince toplanmasından oluşmuştur. Özet olarak bu ders notlarından onun kimi düşüncelerini aktarırsak, Bedrettin'in neden koyu Sünnilerce sevilmediğini ve 'zındık' diye suçlandığını anlarız.

-Her ne ki ararsan mutlaka insanda vardır. Ancak örtülüdür. Örtünün kaldırılmasından sonra, doğruluk yolcuları için yol açılır.

-Bizim vardığımız sonuç şudur ki, halk tarafından peygamber ve erenlere bol keseden yakıştırılan özellikler ne eski yüzyıllarda olmuş, ne şimdi, ne de ileriki yüzyıllarda olabilecek şeylerdir.

-İnsana öğretilen ve onlarda olması gereken işitici, görücü, bilici vb özellikler, Tanrı'nın kendi adlarıdırlar. Bu o demektir ki Tanrı, bilim, güç, işitme, görme, isteme, dileme vb niteliklere tümü ile sahip olmaları için melekleri değil, insanları yaratmıştır.

-Nebilere, velilere, mürşitlere bel bağlanmaması gerekir.

-Bizim bildiğimiz kıyamet, bencilliğin doğması ve sıfat saltanatının kalkmasıdır.

-Halkın sandığı gibi haşr, yani gövdelerin dirilip yeniden mahşere gelmeleri olanaksızdır.

-Kur'an'da geçen huriler, köşkler, ırmaklar, ağaçlar vb şeylerin tümü, beden dünyasında değil, düş dünyasında gerçekleşir.

-Bütün namazlar, niyazlar, ahlakın düzeltilmesi ve içyüzün arınması için araçtır. Gerçek tapınmanın hiçbir dönemde kuralı ve koşulu yoktur. Hangi biçimde yapılırsa yapılsın, Tanrı dileğine uygun olur."

İşte Şeyh Bedrettin budur efendiler, beğenin ya da beğenmeyin budur. Kafanıza göre Bedrettin yaratmaya kalkışmayın, mahcup olursunuz.

Nazım'ın dizeleri ile bitirelim sözümüzü:

Hep bir ağızdan türkü söyleyip

hep beraber sulardan çekmek ağı

demiri oya gibi işleyip hep beraber

hep beraber sürebilmek toprağı

ballı incirleri hep beraber yiyebilmek

yârin yanağından gayrı her şeyde

her yerde

hep beraber! diyebilmek için

on binler verdi sekiz binini..

 

  • Yorumlar 4
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları