Sadece Grönland'tan maç anlatmadım!

Sadece Grönland'tan maç anlatmadım!
Avrupa, Asya, Amerika, Afrika ve Avustralya'dan yani dünyanın 5 kıtasından spor karşılaşmaları anlatarak erişilmesi güç bir rekora imza atan Orhan Ayhan meslek hayatını, "Mikrofonda 57 Yıl" adıyla kitaplaştırdı.

"Sadece Grönland'tan maç anlatmadım" diyen Orhan Ayhan'ın birbirinden ilginç anılarıyla dolu olan kitap bir anlamda spor tarihimizin son 100 yılının panoraması niteliğinde bir eser.

Ekim 1962'de İstanbul Radyosu'nun açtığı sınavda birinci seçilerek mikrofonda futbol maçlarını anlatmaya başlayan Orhan Ayhan daha sonraki yıllarda boksa olan merakı dolayısıyla dünya çapında pek çok önemli boks maçını radyo ve televizyondan naklen anlatmasıyla da haklı bir ün sahibi oldu. İlk futbol maçını 9 yaşındayken 

1947 yılında Mithatpaşa Stadyumu'nun açılışında izlediğini belirten Orhan Ayhan mesleki yolculuğunu şöyle özetliyor:

"Mithatpaşa'nın 1947'deki açılışında ilk maça şahit olan ben, meslek hayatımda da hep ilklerin adamı olacaktım.

Türk Sporu'nun sadece futbol değil, atletizm, boks, güreş, konkurhipik ve basketbol şampiyonalarının yapıldığı büyük mabet benim yarım asırlık yuvam olacaktı.

1962'de Türkiye Radyolarının ilk Spor Spikerliği imtihanında birinci bendim.

Türkiye'nin en az on şehrindeki ilk radyo ve TV yayınlarını ben yapacak, 1971'de TRT'nin ABD'den ilk canlı Muhammed Ali-Joe Frazier maçını, 1971 Akdeniz Oyunları, 1972 Münih ve 1996 Atlanta Olimpiyatları'nın açılış törenini ben sunacaktım. Bu arada, yüzlü rakamları geçen uluslararası çeşitli dallardaki büyük şampiyonaların sesi de bendim.

1 Mart 1991'de ilk yayınını yapan Show TV'nin o gün İngiltere'den vereceği ilk futbol maçının anlatım spikeri de ben olacaktım.

orhan-1-002.jpg

Özel TV'lerin Türkiye stüdyolarından yayınlarının yasak olduğu yıllarda; 1991-92'de, her hafta sonu İtalya'ya Show TV adına gidip maçları anlatmak ve ABD'deki tüm büyük boks müsabakalarını ayda en az 3 kez Paris'ten Show TV adına yayınlamak özelliği Allah'ın bana lütfettiği bir şanstı. Sadece Türkiye değil dünyadaki meslektaşlarımın CV'sinde böyle bir başarı sanırım yoktur. Tanrı bunu da bana nasip etti.

Sayısı on bini geçen anlattığım Futbol, Boks ve Kickboks maçlarında Olimpiyat Gümüş madalyaları, Dünya Boks Şampiyonluk gururları ve Avrupa Şampiyonluklarını heyecanla müjdeleyen hep bendim.

Dünya ve Türk Sporu'nun 100 yılını okuyacağınız kitabımdaki bazı Siyah-Beyaz fotoğraflar son derece eski ve bozuk olduğu için rahatsızlık yaratabilir. Ama hoşgörün lütfen. Tarihi eserleri size başka nasıl sunabiliriz ki?.

Remzi Kitabevi Tel:(0212) 282 20 80

***

Türk coğrafyasında Türk mühürü

Son otuz yılda Avrasya coğrafyasında önemli gelişmeler yaşandı. Sovyetler Birliği'nin yıkılışı ve Doğu Bloku'nun parçalanması, çok sayıda yeni devletin ortaya çıkmasına, uluslararası arenada genel olarak dengelerin değişmesine yol açtı. Türklerin ana yurdu ile daha sonraki tarihlerde göç edip yerleştikleri coğrafyalarda da önemli değişimler başladığı gibi bu coğrafyalara ilgi de her geçen gün arttı. Söz konusu değişimlerden sonra özellikle bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetlerinde tarihî olaylar bambaşka bakış açılarıyla yeniden yorumlandı, eski Sovyet coğrafyasındaki arşiv ve kütüphanelere ulaşım kolaylaştı, Türkiye'de Türk tarihinin bütün dönemlerine ilgi arttı, genç araştırmacılar başta Rusça ve Çince olmak üzere kaynak dili öğrenimine ağırlık verdiler. Tüm bunların bir sonucu olarak Türkiye'de özellikle daha önce Osmanlı ve Selçuklu araştırmalarının gölgesinde kalan Türk tarihinin farklı dönemlerine ilgi ve bu alanlarda yapılan çalışmaların sayısı arttı, Türk tarihinin birçok devresinin ana kaynakları Türkçeye kazandırıldı. Bütün bu gelişmeler göz önüne alındığında, Türk Dünyası hakkında meraklı okuyucunun müracaat edebileceği, derli-toplu ve güncellenmiş bilgileri içeren bir çalışmaya ihtiyaç olduğu açıktır. Prof. Dr. Ahmet Kanlıdere ve Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu'nın yayına hazırladıkları "Ötüken'den Kırım'a Türk Dünyası Kültür Tarihi" adlı bu önemli çalışmada, siyasi tarihten ziyade kültür konularına ağırlık veriliyor. Yazarları bu tercih sebeplerini şöyle açıklıyor:

"En başta son yıllarda ülkemizde popüler tarih çalışmaları artsa da bunlar dahi büyük oranda siyasi tarih çalışmalarıdır. İkinci olarak kültür çatısı altında ele alınan konular, geniş coğrafyaya yayılan tüm Türklerin ortak değeridir. Türk tarihinin bu cephesinin anlaşılması, Türk halklarının ortak hafızaları, gelenekleri ve davranış tarzlarının altında yatan kültürü bilmek açısından önemlidir. Dolayısıyla kitabın temel amacı, en eski dönemlerden itibaren Türkiye dışındaki Türk Dünyası'nın kültür tarihi hakkında umumi mahiyette bir çalışma ortaya koymaktır. Kitabın bir başka özelliği ise Türk tarihinin değişik dönemlerinde temayüz etmiş Türk tarihçilerinin en son çalışmalarını içermesidir. Bu eser, aynı zamanda eski kuşak umumi Türk tarihçileri ile genç tarihçilerin buluştuğu bir platform oldu. Kitapta, olgularla yüklü anlatım yerine, Orta Asya Türk tarihinin belli dönemlerini ana hatlarıyla ele alan, belli meseleleri açıklayan ve o meselelerin anlamını, fikrî yanını vurgulayan bir yaklaşım benimsendi. Siyasi tarih kısımlarını olabildiğince kısa tutmaya, daha ziyade Türk Dünyası'nın kültür cephesine odaklanmaya, edebiyat ve dil tarihi, dinî hareketler, sanat ve mimari odaklı bir kitap ortaya konulmaya çalışıldı."

Ötüken Neşriyat Tel:(0212) 251 03 50     

***

HAFTANIN KİTABI

Daha iyi bir hayat için...

Brezilya'nın dünya edebiyatındaki güçlü kalemlerinden Jorge Amado, 1946 yılında yazdığı "Kızıl tarlalar", 1929 Buhranı ve 2. Dünya Savaşı'nın ardından kırsal ekonominin varlıklı toprak sahipleri lehine yeniden düzenlendiği bir devirde, daha da yoksullaşan köylülerin dramını ve yükselen siyasal başkaldırısını yansıtıyor:

Ancak en vahşi hayvanların ve onların da en vahşisi olan insanın sağ kalabildiği, bir damla suya hasret, çorak ve haşin topraklar. Mülksüzleştirilerek açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilen köylülerin, güçlünün adaleti karşısında ya eşkıyalar ya da azizlerden medet umduğu çetin bir coğrafya. Ve hayata tutunabilmek için, daha pek çokları gibi evini barkını terk eden, daha iyi bir hayat ümidiyle Sao Paulo'ya doğru yollara düşen bir ailenin hazin göç hikâyesi.

Kırmızı Kedi Yayınevi Tel:(0212) 244 89 82

***

Yurdundan sökülmek...

Cevat Çırak, "Balkanlarda Kalan Çocukluğum" adıyla kitaplaştırdığı anılarıyla Bulgaristan Türklerinin yerlerinden yurtlarından edilmelerini de gündeme taşıyor:

Tam kırk yıl önce; Deli Orman eteklerinde sakin bir köyde ılık bir Eylül gününde tahtadan yapılmış kasaların içine... Önce bahçemizdeki konserve edilmiş sebze ve meyvelerimizi yükledik. Maalesef o sebze ve meyvelerin yetiştiği toprakları alamadık yanımıza. Tahta kasalara sığdıramadık atalarımızın bize bıraktığı mirası. Devam ettik yüklemeye, köy kokulu kıyafetlerimizi toprak kokan yatak yorganımızı yerleştirdik.Tarlamızı kazdığımız çapamızı küreğimizi keserimizi de unutmadık itinayla yerleştirdik, zaten başka ne alabilirdik ki yanımıza...

Tilki Kitap Tel:(0532) 314 95 57

***

KÜTÜPHANEMDEN:

Böyle dostlar herkesin başına...

Edebiyat, sanat ve kültür adamlarını yapıtlarından tanırız ama yine de özel hayatlarını ve yakın çevreleriyle ilişkilerini merak etmekten kendimizi alamayız. Sadun Tanju'nun ilk baskısı 1996 yılında İnkılap Kitabevi tarafından yapılan, "Eski Dostlar" adlı çalışması işte bu insanları ve onlara dair anıları anlatıyor. Kimler yok ki bu aydın kişiler arasında; Orhan Veli, Sait Faik, Kemal Tahir, Nâzım Hikmet, Melih Cevdet Anday, Abdi İpekçi, Haldun Taner, Bedri Rahmi.. Eski Dostlar, düşüncenin, sanatın ve özgürlüğün ufuklarını açan bu değerli insanlara bir selam, bir teşekkür kitabı aynı zamanda. Sürprizlerle dolu, hoş ayrııntılar içeren sözlü bir tarih yapıtı. Kitapta yakın tarihe ait trajediler de çok. İşte onlardan biri:

1938'de Donanmada, dolaplarında Balzac, Zola, Tolstoy, Dostoyevski, Goethe, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali'nin kitapları çıkan bahriyeli erleri isyana hazırladığı iddiasıyla tutuklanır. Askerî mahkeme, Kemal Tahir'i 15 yıl hapse mahkûm eder. Kardeşi Üstçavuş Nuri Tahir ile Nazım Hikmet'e özenerek şiir yazmaya çalışan erbaş Mehmet Ali mahkûm olur. Altı yıl sürgün hayatı yaşayan Kemal Tahir'in eşi Semiha Hanım terzilik yaparak, kendisi ise takma isimlerle polisiye roman yazarak geçinebilirler. 12 yıl sonra 1950 yazında, Demokrat Parti hükümeti Kemal Tahir'i salıverir. Kemal Tahir, İstanbul'da bulunan eşinin kapısını çalar. Eşi, kocasını tanıyamaz. Tahir: "Beni tanımadın mı?" der. Semiha Hanım'ın: "Allahım, Allahım! Sen Kemal Tahir'sin.." çığlığı duyulur. 

                                                                                                      (Ahmet Yabuloğlu)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş