Londra’daki Red Eight Galerisi, Shakespeare’in en önemli oyuncularını dijital portrelerle yeniden hayat bulduruyor. Bu projede, Patrick Stewart, Ian McKellen ve Juliet Stevenson gibi ünlü isimlerin yer aldığı 10 aktörün portreleri, yalnızca birer resim değil, dinamik, canlanan eserler olarak sunuluyor. Sergi, 10 Ocak 2025’e kadar görülebilir.
DİJİTAL PORTRELERİN YÜKSELİŞİ
Sergi, Shakespeare dönemi oyuncularının geleneksel portreleme yöntemlerine bir modern dokunuş getiriyor. Geçmişte David Garrick’in Richard III olarak Hogarth tarafından tasvir edilmesi, John Philip Kemble’in Coriolanus olarak resmedilmesi ve Ellen Terry’nin Lady Macbeth olarak, John Singer Sargent tarafından ürkütücü bir şekilde portrelenmesi gibi örneklerden ilham alıyor. Ancak, “Shakespeare Portreleri (Bölüm I)” sergisi bu geleneği dijital dünyanın olanaklarıyla günümüze taşımayı başarıyor.
DİJİTAL CANLANMA: TEKNOLOJİNİN GÜCÜ
Bu projede kullanılan teknoloji, bir kamera ile çekilen portrelerin dijital ortamda canlandırılmasını sağlıyor. Stage Block adlı teknoloji stüdyosunun geliştirdiği bu projede, her bir aktör 80 dakika süren bir oturumla fotoğraflandı. Ancak, geleneksel boyalar yerine son teknoloji bir kamera kullanıldı ve son düzenlemeler post-prodüksiyon aşamasında yapıldı. Sonuçta ortaya çıkan dijital portrelerde, aktörlerin bakışları ve yüz ifadeleri sürekli değişiyor, adeta hayata göz kırpıyor.
MONOLOGLAR VE EŞSİZ PERFORMANSLAR
Dijital portrelerin bir başka özelliği ise, aktörlerin seçtikleri Shakespeare monologlarını seslendirmesidir. Ian McKellen, As You Like It’ten "Tüm dünya bir sahnedir" monoloğunu okurken, Derek Jacobi, Hamlet’ten "Olmak ya da olmamak" monoloğunu seslendiriyor. Ayrıca, Harriet Walter The Tempest’ten Prospero’nun "Ey dağlar perileri" sözlerini, David Suchet ise daha önce oynamadığı Macbeth'ten "Yarın, ve yarın, ve yarın" monologunu performe ediyor.
DİJİTAL PORTRELERİN YENİ NESİL KOLEKSİYONLARI
Sergideki her bir dijital portre, benzersiz ve tekil bir koleksiyon parçası olarak sunuluyor. Stage Block, bu portreleri blockchain teknolojisiyle kaydederek, sanatseverlere güvenli bir koleksiyon deneyimi sunmayı hedefliyor. Şirket, bu projeyi "portre ve sahne sanatlarının birleştiği yeni bir bölüm" olarak tanımlıyor ve bu dijital portrelerin hem bireyler hem de kurumlar için ilgi çekici birer koleksiyon parçası olacağına inanıyor.
GELECEK PLANLARI VE İŞBİRLİKLERİ
Stage Block, projeyi geliştirmek amacıyla, Royal Shakespeare Company’nin onursal yönetmenlerinden Ron Daniels ile işbirliği yaparak bu eşsiz eserleri yaratmış. Serginin başlığı olan "Bölüm I", bu projede yalnızca ilk adımın atıldığını gösteriyor. Stage Block, 2025’te ikinci bir dijital Shakespeare portreleri serisi yaratmayı planlıyor.
Bu proje, hem geleneksel sanat hem de dijital teknolojilerin bir arada nasıl çalışabileceğini gösteren etkileyici bir örnek sunuyor. Hem tiyatro hem de dijital sanat severler için önemli bir buluşma noktası olan bu sergi, Shakespeare’in zamansız eserlerini teknolojiyle buluşturuyor.