Türk milletini sevdiler 'ırkçı' diye suçlandılar

Türk milletini sevdiler 'ırkçı' diye suçlandılar
Türk milletini sevdiler 'ırkçı' diye suçlandılar

Sovyet sisteminin Rusya'da egemen olmasından sonra çoğunluğu siyasi muhacir olarak Türkiye'ye gelen Türk dünyasının siyasi önderleri, kültür adamları ile Osmanlı döneminde başlayan Türkçülük fikrinin temsilcilerinin, liderlerinin biyografilerini, "Bir Vatandan Bir Vatana" adıyla kitaplaştıran Ömer Özcan, bu alanda önemli bir çalışmayı daha okurla buluşturdu. Özcan, yeni kitabı "Türkçüler / Cumhuriyet Devrinde Bir İdealin Takipçileri"nde Türkiye'de Cumhuriyet'in kuruluşu ile çok partili siyasi hayatın başladığı zaman dilimi içinde; yazıları, faaliyetleri ve neşrettikleri dergileri ile tebarüz eden Türkçü fikir ve siyaset adamlarını gündeme taşıyor.

Türk milliyetçiliğinin yakın tarihi hâlâ araştırılmayı gerektiren pek çok kişi ve konuyu barındırmakta. Ömer Özcan, yazı hayatının başından itibaren izini sürdüğü bu fikir hareketinin önde gelen kişilerinin hayat hikâyelerine dair pek çok bilgi ve belgeyi bu eserde bir araya getiriyor. Kitapta sözkonusu dönemin Türkçü fikir ve siyaset adamları hem hayat hikâyeleri hem de şahsi çevreleri ile gözler önüne seriliyor. Tercüme-i hâlleri bu kitaba dâhil edilen isimlerin ekseriyeti siyaset literatürümüze "Irkçılık-Turancılık Davası" olarak giren 3 Mayıs 1944 Milliyetçilik Olayı ile doğrudan ilişkili, belli ölçüde bu hadiseden eziyet çeken, hayatlarının akışı değişen kişiler. Yakın dönem siyasi tarih çalışan araştırmacılar için bir başvuru kaynağı niteliğindeki çalışması hakkında Ömer Özcan, şu bilgiyi veriyor:

 

Siyasi literatürümüze dönemin muktedirlerinin mesnedsiz ifadeleriyle "Irkçılık-Turancılık Davası" olarak geçen 3 Mayıs 1944 Milliyetçilik Olayı sebebiyle tutuklanarak yargılanan yirmi üç isimden onu, hazırlık soruşturması safhasında tutuklandıktan sonra serbest bırakılan, dava ile ilişkilendirilen dördü kitaba dahil edilmiştir. Davada tutuklanan, hadise ile ilişkilendirilen Zeki Velidî Togan, Mehmet Sadık Aran, Cafer Seydahmet Kırımer, Ahmet Ziya Özkaynak, Kazım Mirşan gibi siyasi muhacir olarak memleketimize gelenleri Bir Vatandan Bir Vatana kitabımda ele almıştım. Bunların bazıları Türkçü camiada fazla tanınmıyor, haklarında çok az bilgi bulunuyordu.

Türk siyaset ve düşünce hayatında yer alanlardan hatıralarını yazarak tarihin tam ve doğru olarak tespitinde yardımcı olmayı düşünenler oldukça sınırlıdır. Bu gelenek bilhassa sağ çizgide daha zayıftır. Haklarında yazdıklarımızdan Hamdullah Suphi Tanrıöver, Zeki Velidî Togan ve Reha Oğuz Türkkan'ın hatıraları yayınlanmıştır. Togan, çok önemli olan hatıralarını 1925'te Türkiye'ye geldiği tarihe kadar getirebilmiştir. Tanrıöver, hatıralarını ileri yaşlarda yardımcısına yazdırmıştır. Türkkan, hatıralarını önce bir gazetede tefrika etmiş, sonra kitaplaştırmıştır. Yazdıklarına aynı kaderi paylaştığı çevreden itiraz gelmemiş veya nazarı dikkate alınmamış olabilir. Türkkan, sonraki yıllarda 1944 ile alakalı olarak, gazete ve dergilerde kalan çok sayıda eleştiri, cevap ve hatıra parçaları neşretmiştir. Nihal Atsız, Türkçülüğe Karşı Haçlı Seferleri ve Çektiklerimiz başlıklı ironi yüklü yazı dizisinin satır aralannda dönemin kahramanları ve yaşananlarla alakalı önemli açıklamalar yapmıştır. Nejdet Sançar'ın, yeni harflere aktarıldıktan sonra gördüğümüz, bazı okuma hatalarını düzelttiğimiz, 1944 yargılamaları sırasında tuttuğu notların bir bölümü neşredilmiştir. Bilgisi, hazırlığı ve heyecanı ile 1944'te yaşananları en iyi yazabileceklerden Dr. Fethi Tevetoğlu'nun çalışmalarının yarıda kalması büyük talihsizliktir. Fehiman Tokluoğlu'nun da Aralık 2018'de vefat etmesiyle dönemin canlı tanığı kalmamıştır. Uzun memuriyet hayatlarında sessiz kalmayı tercih eden Fehiman Tokluoğlu, Orhan Ş. Gökyay, İsfendiyar Baruönü, Zeki Sofuoğlu, Ali Çankaya, Abdül Cabbar Şenel ile görüşmede ihmalkarlık yapılıp hatıraları ve fikirleri tespit edilememiştir. 1944'te yargılananlardan Atsız ve Sançar hakkında olanlar dışında Zeki V. Togan, Fethi Tevetoğlu, Hüseyin N. Orkun, Orhan Ş. Gökyay için neşredilen müstakil kitaplar klasik biyografilerin dışına çıkamamışlardır.

Dergah Yayınları Tel:(0212) 518 95 79

***

Kültür hazinelerimizin arkeologu

Türk Kültürü'nün köklerine yönelik araştırmalarını kazı yapan bir arkeolog titizliğiyle sürdüren Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun bu kez de Kaşgarlı Mahmud'un Türk milletine armağan ettiği eşsiz eseri "Dîvânu Lugâti't-Türk"ü farklı bir yönüyle ele alıyor. "Dîvânu Lugâti't-Türk'teki Şiirler ve Atasözleri" adlı çalışması hakkında Ercilasun şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Dîvânu Lugâti't-Türk sadece bir sözlük değildir. Eski Türk şiirinin en eski kaynaklarından biri, Türk atasözlerininse en eski kaynağıdır. Bu sebeple Dîvânu Lugâti't-Türk, şiirimiz ve atasözlerimiz için vazgeçilmez bir eserdir. Dîvânu Lugâti't-Türk'te her biri ayrı bir kelimeye örnek olarak verilmiş 142 dörtlük, 95 beyit (toplam 758 mısra), 266 atasözü vardır. Bilim adamları, eserin farklı yerlerindeki bentleri bir araya getirerek şiirleri tespit etmişlerdir. Ercilasun'un tespitine göre eserde, 40'ı dörtlüklerden, 51'i beyitlerden oluşan 91 şiir vardır. Bu çalışmamda Dîvânu Lugâti't-Türk'teki şiirler ve atasözleri özgün biçimleri ve bugünkü Türkiye Türkçesine aktarmalarıyla verilmiştir. Çalışmanın inceleme bölümünde Türk şiir ve atasözlerinin kökenlerine de inilmeye çalışılmıştır. Hazırladığım eser, akademik bir çalışmadır. Ancak mümkün olduğu kadar genel okuyucu kitlesini de dikkate aldım ve konuları açık bir dille yazmaya çalıştım. Eserin giriş bölümünde ise sadece genel okuyucu kitlesini göz önünde bulundurdum. Şiir ve atasözü metinlerinde çok karmaşık olmayan bir yazı çevrimi de kullanılmıştır. Okuyucular yazı çevrimi bölümüne bakarak farklı ve işaretli harflerin hangi sesleri karşıladığını anlayabilirler. Eserdeki şiirler ilk defa olarak bütün yönleriyle, hem muhteva, hem şekil, hem sanatlar açısından incelenmiş bulunmaktadır. Yapılan şiir aktarmaları da manzumdur. Atasözlerinin konu bakımından sınıflandırılmasında ise Matti Kuusi'nin milletlerarası sistemine uyulmuştur. Sistemin Türkçe çevirisi, çalışmanın sonunda ek olarak yer almaktadır."

Bilge Kültür Sanat Tel:(0212) 520 72 53

***

HAFTANIN KİTABI:

Kim korkar koronadan!

Tüm dünyayı etkileyen ve ölüme kadar götüren bulaşıcı etkisiyle insanları evlerine hapse mahkum eden koronavirüsünü sadece yetişkinler değil çocuklar da merak ediyor. Onların anlayabileceği şekilde hazırlanan "Çocuklar İçin Koronavirüs" adlı kitabını Elizabeth Jenner, Kate Wilson ve Nia Roberts yazdı. Görsellerini Axel Scheffler çizdiği kitapta çocuklara koronavirüs hastalığına ilişkin temel bilgiler sunuluyor, hastalığa yakalanmamak için çocuk yaşlarda alınacak önlemler sıralanıyor. Aynı zamanda hastalıkla mücadelenin etkin yollarına ilişkin gereken bilgiler de kitapta çocuk okurlarla paylaşılıyor. Londra Halk Sağlığı ve Tropik Hastalıklar Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Başkanı Prof. Dr. Graham Medley danışmanlığı yaptığı kitabı Nazlıcan Kabataş dilimize kazandırdı. Kitaptaki önemli konu başlıkları şöyle:*Koronavirüs nedir? *Koronavirüse nasıl yakalanırız? *Koronavirüse yakalandığımızda neler olur? *İnsanlar koronavirüse yakalanmaktan neden endişe ediyor? *Koronavirüs tedavisi var mı? *Hergün gittiğimiz yerler neden kapalı? *Tüm gün evde olmak nasıl bir şey? *Yardım etmek için ne yapabilirim? *Gelecekte bizi neler bekliyor?

HEP Kitap Tel:(0216) 232 23 53

***

Ocaklı'nın belgeseli

Karadeniz'in efsane halk müziği sanatçısı Erkan Ocaklı'nın hayatı araştırmacı Mustafa Durmuş tarafından belgesel bir kitap haline getirildi. Erkan Ocaklı, Karadeniz otantik müziğini, kemençenin yanına bağlamayı da ekleyip tek seslilikten çok sesliliğe taşımasıyla fark yaratıp, yaptığı bu özgün icra ile gönüllere taht kurmayı başarmıştı.

Mustafa Durmuş'un üç yılı bulan titiz çalışmasıyla, Orta Hisar Belediyesi'nin desteğiyle ortaya çıkan "Karadeniz Müziğinin Türkü Babası / Erkan Ocaklı" adlı eser büyük sanatçıya bir vefa örneği olarak da her türlü takdiri hak ediyor.

 

İletişim: 0535 473 55 29

***

KÜTÜPHANEMDEN:

Türkçü oldukları için zindanlara atıldılar

1944'deki Türkçü-milliyetçi avının mağduru, yaşanmış o zulmün çilekeş kahramanlarından Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan, 25 yıl süren gurbet hayatından dönüşte bir kitap yazdı: "Tabutluktan Gurbete"

Yurda döndükten sonra İstanbul'a yerleşip yeni bir hayat kuran Reha Oğuz Türkkan, bu eseriyle eski defterleri açıp tarihe not düşmeyi amaçlamış. Bunu yaparken de okurları; işkenceleriyle, zindanlarıyla, kahramanları ve ödlekleriyle ruhların derinliklerine indirip ümit ışığıyla dolu bir dünyaya çıkarmış. 1988'de yayımlanan 3. baskısında kitabını babası Halit Ziya Türkkan  ile Zeki Velidi Togan'ın ruhlarına ithaf eden Reha Oğuz Türkkan, önsözünde şunları söylüyor:

"3 Mayıs 1944'de Türkiye'de başlayan olaylar bugün 'tarih' olarak yazılıp anlatılıyor. Hatta, özel bir gün olarak 'Türkçüler Günü' adıyla kutlanıyor.

1944 olayları heyecanlı günlerdi: Türkiye için, bizim için ve tabii benim için. Acılı ve bazen de tatlı günlerdi (Acısının ismi 'tabutluk'tu).

Gerçek hikayesini bu kitapta okuyacağınız 1944 olaylarının perde arkasında entirka, hırs, haksızlık ve işkence kol geziyordu. O tarihi hadisenin acı tarafı, ibret tarafı şudur: İpe sapa gelmez, başka gerekçeleri bir yana, işin aslı, Türkiye'de bizlere, sırf Türkçü olduğumuz için eziyet edilmiş olmasıdır"    

                                                                                                                                (Ahmet Yabuloğlu)

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş