​​​​​​​Türkiye Esad'la "barış"acak mı?.

A+A-
Mehmet FARAÇ

Uğursuzluk bir kez bulaştı mı, gerisi yaşamın her alanına bir karabasan zincirinin halkaları gibi dolanıveriyor...

İşte o zaman ardı ardına açılan kaos sayfaları, çetrefilli diplomatik ilişkilerin çıkmazında, karanlık coğrafyaları da cehenneme çeviriyor...

Bir yandan feodalite, bir yandan şeyhlik, diğer yandan rant çevrelerinin atakları, bir de "böl- parçala-yönet" zihniyetinin kirli planlarına hizmet edince, işte yazının başındaki karabasan, cehaletten arınamayan coğrafyalar için bir "kader"e de dönüşüveriyor!..

İşte Irak, son 30 yılda nasıl da cehenneme döndü ve bir türlü düzelmiyor değil mi?..

Ne Saddam Hüseyin'in idam edilmesi, ne El Kaide liderlerinin öldürülmesi, ne siyasi dalgalanmalar, ne de Kuzey Irak'ta devletleşme çabaları düzeltebildi Irak'ın gidişatını...

Ne yazık ki orada halen savaş var... Çünkü Bağdat, son 30 yıldır gün yüzü görmedi...

Muammer Kaddafi'nin linç edilmesinin ardından keşmekeşin ortasına atılan Libya'da da yıllardır huzur yok...

Ve "Arap Baharı" denilen safsatanın son darbeyi vurmaya çalıştığı Suriye'de 8 yıldır "böl- parçala- yönet" işgalciliğinin bir yandan hezimeti, bir yandan şaşkınlığı yaşanırken, bir tek Türkiye'nin başına örülmedik tuzak kalmadı...

ABD kışkırtmasıyla Suriye karışınca binlerce kilometre uzaklıktaki Avrupa ve Amerika'ya hiçbir şey olmadı ama her uğursuzluk Türkiye'nin başına çullandı;

Göç yığılmaları mı dersiniz, onların arasına sızarak topraklarımıza dağılan PKK ve IŞİD teröristlerinin tehdidi mi dersiniz, yağmacılar mı dersiniz, yoksa iç güvenliği tehdit eden kirli yapılanmalar mı?..

Ne yazık ki, Suriye'deki kaosun artıkları vahametler yaşatmaya devam ediyor Türkiye'ye...

Elbette Türkiye'nin Suriye politikası uluslararası ilişkiler eğitimi verilen fakültelerde tokat niteliğinde bir ders olarak okutulmalı ki, "bir koyup- üç alma" zihniyetinin yeni bir hezimetinin nelere yol açtığı anlaşılıversin!!!

Operasyon ve sonrası...

Evet; sonunda beklendiği gibi oldu ve Suriye'de 8 yıldır süren iç savaş kışkırtmacılığının işgal çabaları, politik-diplomatik kaos, coğrafi keşmekeş ve ardından yanıbaşımızda, bir yandan ayrılıkçı terör, diğer yandan dinci terörün kuşatma politikası Türkiye'yi mecburen bir askeri müdahaleye zorladı...

Velhasıl her tarafı zarar Suriye politikasının...

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisi açıkladı, 40 milyar dolar harcanmış Suriye meselesinin Türkiye'ye yansımalarına...

IŞİD ve PKK'nın büyükşehirlerde patlattığı bombalar, katledilen masumlar, turizme vurulan büyük darbe, iç güvenlikteki açmazlar sanki çok az derin yaralar açmış gibi, bu kez de devleti- vatanı- milleti - askeri- ekonomiyi hatta sivilleri riske atma pahasına terör unsurlarının üzerine yürümek zorunda kaldı Türkiye...

Daha önce de vurguladık; hazırlığı bir yılı aşkın süredir devam eden "Barış Pınarı Harekatı" kesin bir sonuçla bitirilmeli, yani Türkiye için her zaman risk yaratan dış kaynaklı- iç destekli terörün kurutulması için bu operasyon sadece bir püskürtme değil, tehdidi ve gelecekle ilgili sorunları tamamen ortadan kaldırabilecek bir dinamizm içermeli...

Doğu'dan Batı'ya kadar, tüm yurttaşlarıyla yoruldu artık Türkiye... Son 30 yıldır ayrılıkçı ve dinci terörün taarruzları yalnıza devleti değil, toplumu da yordu...

Yaşamın gündemi bu karanlık çıkmazın buhranı içerisinde her yerden darbe alırken, huzursuz bir ülke algısı da dünya kamuoyunda Türkiye'yi yıpratmaktan öteye gitmedi...

Evet; "Barış Pınarı Harekatı"nda etkisiz hale getirilen terörist dün öğle saatlerinde 350'yi aşarken, onlarcası yakalanmış-  teslim olmuş ya da yaralı olarak ele geçirilmiş, 20 kadar köy de terör unsurlarının etkisinden arındırılmış...

Püskürtülen terör hücreleri ise Suriye'nin iç taraflarına dağılmak zorunda kalmış... Nihayetinde Türkiye gibi büyük bir ülkenin başaramayacağı mesele değil bu... Asıl konu ise bundan sonra ne olacağı?..

Kılıçdaroğlu'ndan önemli çağrı...

Türkiye; başta PKK'yı hedef almak üzere, son 30 yılda sınır ötesine yönelik onlarca operasyon yaptı...

Bu operasyonlarda en önemli hedef PKK'yı barındıran Irak topraklarıydı... Suriye'ye yönelik son 3 yılda yapılan operasyonlarda ise PKK'nın yanı sıra, Selefi örgütlerin hücreleri de hedef alındı...

Ancak herkes farkında olmalı, son 30 yılda yapılan operasyonlara rağmen terörün kökü bir türlü kurutulamadı...

Her sınır ötesi operasyondan sonra Irak'ta büyütülen PKK hücreleri yurt içindeki destekle birlikte taarruzlarını ne yazık ki devam ettirdi..

Suriye'ye geçtiğimiz yıllarda yapılan operasyonlarda PKK'nın yanı sıra, hedef alınan Selefi güçlerin yurt içindeki faaliyetleri de tamamen engellenemedi!.. Bu durum her açıdan çok ciddi bir handikap içeriyor...

İşte bu yüzden sormak lazım; son askeri harekat bölgede barınan teröre karşı nihai bir sonuç olabilecek mi?..

Peki, aksi durum olursa ne yapmalı Türkiye?..

Aslında daha önce de defalarca dile getirdiğimiz gibi, sorunun ana kaynağında, yine sorunla boğuşan merkezi güçle müzakere etkili bir sonuç getirebilir...

Sormak lazım, Türkiye'nin üzerine bu kadar yük bindiren Suriye çıkmazı neden Beşar Esad'la masaya oturularak, köklü olarak giderilmiyor acaba?..

İşte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da önceki gün Sözcü'ye yaptığı açıklamalarda bu gereksinime dikkat çekerken şunları söylemişti;

"Eğer Türkiye ile Suriye yönetimi bir araya gelirse Türkiye'deki terör olaylarının sonlandırılmasında önemli adımlar atılabilir. Çünkü YPG'ye, IŞİD'e Suriye de Türkiye de karşı. Suriye'nin toprak bütünlüğünü iki ülkenin hükümeti de savunuyor. Türkiye ile Suriye yönetimi hangi gerekçe ile bir araya gelmiyor?.? Amerika bir araya geliyor, Rusya, İran bir araya geliyor. Türkiye neden bir araya gelmiyor?.. Çözülecekse Türkiye'nin bu bağlamda Suriye ile ortak çaba harcaması lazım.

Şu soru önemli; Türkiye'nin Şam yönetimi ile konuşmasını engelleyen hangi ülke?.. Bir ülke, bir egemen güç Türkiye'nin Şam yönetimiyle konuşmasını engelliyor. Bunun çok ağır bir bedeli ve vebali var."

CHP liderinin açıklamaları dikkat çekici... Aynı zamanda bu açıklamalar şu gerçeği de gözler önüne seriyor;

Suriye'de bir bataklık varsa, o bataklıkla mücadele eden Esad rejimiyle masaya oturulmaması büyük bir çelişki değil mi?..

Evet; Türk halkının son günlerde umudu Barış Pınarı Harekatı'nda nihai hedefe ulaşılması... Toplumun operasyona desteği bu yüzden zirvede...

Ancak diğer yandan herkes aynı endişeyi taşıyor; daha önceki sınır ötesi operasyonlar terörü tamamen durduramamış ken, Esad'la görüşmekten kaçınılması adı "barış" olan bir hareketin kapsamı açısından çelişki değil mi?.

 

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları