Büyüme, enflasyon ve cari açığı artırdı

A+A-
Esfender KORKMAZ

2017 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) yüzde 7.4 oranında büyüdü. Zaten Başbakan son günlerde ''yüzde 7 ile yüzde 7.5 arasında büyüme var '' diyordu.

1- Ana sektörler olarak: Tarım sektörü yüzde 4.7, sanayi yüzde 9.2, inşaat sektörü yüzde 8.9 ve hizmetler sektörü de (ticaret, ulaştırma, konaklama, yiyecek) yüzde 10.7 oranında büyüdü.

2017 büyüme oranını ve tüketim artışını, referandum nedeniyle verilen vergi indirimleri, bütçeden dağıtılan kaynaklar ve başta KOBİ'ler olmak üzere artan krediler oldu. Mamafih üçüncü çeyrekte yüzde 11.3 olan büyüme oranı, dördüncü çeyrekte 7.3'e geriledi.

Büyüme, işsizliği azaltmadı. 2016 yılında işsizlik oranı yüzde 10.9 idi. 2017 yılında bu oran değişmedi aynen kaldı. Bunun nedeni üretimde yüksek oranda ithal ara malı ve ham madde kullanmamızdır.

2- Dolar olarak: GSYH 2016 yılında 862.7 milyar dolar iken , 2017 yılında 851 milyar dolara geriledi. Bunun nedeni kurların büyümeden daha hızlı artmasıdır. 2016 yılında ortalama dolar kuru 3.0277 iken, 2017 yılında yüzde 20.74 oranında değer kazanarak 3.6557 oldu.

3- GSYH'ya katkı olarak: en yüksek katkı 3.6 puan özel tüketimden, ikinci sırada 2.17 puan yatırımlardan geldi. Dış ticarette ithalat-ihracat farkı olarak dış ticaretin katkısı eksi 0.04 oldu. (Aşağıdaki tablo.)

*****************

                               2017 GSYH Katkı                          

                GSYH İçindeki Payı           Büyüme

Oranı     GSYH Katkı

Özel Tüketim     59,1        6,1          3,60

Tüketim Harcamaları      14,5       5,0          0,72

 Yatırımlar           29,8        7,3          2,17

Stoktaki Değişimler         1,1          -              0,95

İhracat  24,8       12,0        2,98

İthalat   29,3       -10,3      -3,02

GSYH     100,0     7,4          7,4

 

**********************

4- 2017 Dünya büyüme ortalaması yüzde 3.6'dır. Gelişmekte olan ülkeler büyüme ortalaması yüzde 4.7'dir. Türkiye'nin yüzde 7.4 büyümesi dünya şartlarına göre rekordur.

Ne var ki yalnızca büyümeyi değil, büyümenin makro dengelere etkisini de dikkate almak zorundayız. En önemli iki sorun, büyümenin enflasyonu ve cari açığı olumsuz etkilemesidir.

2005-2017 yılları itibariyle çıkardığımız aşağıdaki grafikte, büyüme ile enflasyonun aynı paralelde gittiği çok net olarak görülüyor. Söz gelimi 2009 yılında büyüme eksi 4.7 olmuş, enflasyon da en düşük seviyeye 6.53'e gerilemiş. Büyümenin 11.1 olduğu 2011 yılında enflasyon da 10.45'e yükselmiş. 2017 yılında her ikisinin de artma eğilimi içinde olduğu görülüyor.

Büyüme cari açığı da etkiliyor. 2017' de sanayide büyüme 9.1 oldu. Sanayi üretimi girdi olarak yarıdan fazla ithal ara malı ve ham madde kullanıyor. Üretim artışı ithalat artışına neden oluyor.

 

******

grafik-10cm-en.jpg

*****

Büyümenin olduğu yıllar cari açık artıyor. Büyümenin düştüğü yıllar cari açık azalıyor. Söz gelimi eksi büyümenin olduğu 2009 yılında, cari açıkta son 16 yılın en düşük seviyesine indi. Yalnızca 11.36 milyar dolar oldu. Büyümenin en yüksek olduğu 2011 yılında cari açık da 74.4 milyar dolarla rekor kırdı.

Sonuç olarak; büyümeden vaz mı geçelim? Elbette değil. Doğrusu dengeli kalkınmak; tüketim-tasarruf dengesini kurmak, üretimi ithalata bağlı olmaktan kurtarmaktır.

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları