Çanakkale'yi köprüyle geçen akıl!

A+A-
Murat İDE

Hava atıyor bugün.. İslam coğrafyasında kahramanlık türküleri yazdırıyor kendine..

Somali'den giriyor, Suriye'den yürüyor, Libya'dan çıkıyor..

Bu tel maşa kahramanlık öykülerini "SARAYINDA ve OTURDUĞU YERDEN" yazdırıyor..

Yazdırırken de ne Cumhuriyeti beğeniyor ne de Mustafa Kemal'i..

Oysa bilmiyor ki, ve hep atlıyor ki oturduğu yerden uydurmaya çalıştığı o öykülerin gerçek ve sahadaki kahramanıdır Mustafa Kemal..

Suriye'de 100 yıl önce, Teşkilat-ı Mahsusa elemanı Mustafa Kemal'in, ölümle burun buruna yazdığı gerçek öykülerden bi haber..

Cezayir'de bağımsızlık savaşı verenlerin göğsünden çıkan Türk Bayrağı'nın, Mustafa Kemal'e selam olduğundan bi haber..

Libya'da Müslümanlarla omuz omuza İtalyan emperyalizmine direnenin, hatta Trablusgarp'tan itibaren bu direnişi örgütleyenin Mustafa Kemal olduğundan bi haber..

Kendi caka satar ama Mustafa Kemal, bugün özendiği öykülerin gerçek kahramanıdır.. Hem de 100 yıl önceden..

"Şam'daki Emevi Camii'nde namaz kılmaya geliyorum" diye atarlanır, "Bu akşam olmadı yarın sabah Gazze'deyim" diye sallar ama;

100 yıl önce, Hazreti Peygamber'in kabrini taşımaya kalkan Suud'a, "Çizmelerimi giyer, ordumla gelirim" diyen Mustafa Kemal'in tırnağı olmak bile nasip değildir, anlamaz, anlamak istemez..

Olamayacağı için.. Bırakın onun gibi olmayı, az da olsa benzeyemeyeceği için, hep kurulanı yıkıp yenisinin peşindedir.. İkinci Cumhuriyet diyen liboşları gemiden attıktan sonra, aynı sözü değil, Yeni Türkiye'yi uydurması da bundandır..

Mustafa Kemal'in Sakarya'sından, Dumlupınar'ından, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nden zerre söz etmez..

Söz etmez, çünkü, 'Başkomutan' edasıyla dolaşır ama devlete yerleştirdiği çete yüzünden saatlerce gökyüzünde tur atacak kadar 'cesaretli ve hakimdir' (!) komutaya da, ülkesine de, ordusuna da..

Kuvvayı Milliye'yi, ayda yılda bir cümle arasına sıkıştırır.. BOP eşbaşkanı olarak başka da çaresi yoktur.. Kuvvayı Milliye'nin hakkını teslim etmez, etmek gelmez içinden ama çıkıp bize 'YERLİ VE MİLLİ' edebiyatı yapmaktan da geri durmaz..

**

Bütün bunların sonucudur; Çanakkale'deki konuşmasında işgalcilerle birlikte taaaa Somali'den gelip de ezan sesi duyunca "Biz din kardeşlerimize sıkamayız" diyerek pılı pırtıyı toplayıp ülkelerine dönenleri, kahraman gibi anlatır saatlerce ama Mustafa Kemal demez tek cümlede..

Hiç de sormamıştır ha, "Kardeşim, ezan sesi duyduysan, kardeş gördüysen, niye kaçıp gittin, niye omuz omuza savaşmadın?" diye..

Çünkü hep sahte kahramanlık öyküleriyle avunur, avutur..

**

Bugün, oradan şuraya, buradan oraya liderliğe soyunduğu coğrafyayı tam 100 yıl önce, belinde silahla gezmiştir Mustafa Kemal..

Kuzey Afrika'nın tarihine bakın.. Müslüman coğrafyasına bakın.. Balkanlara bakın.. Her yerde "GERÇEK ve YAŞANMIŞ" öyküleri vardır Mustafa Kemal'in.. Bununsa, sadece atarı-gideri..

**

O yüzden şaşırtmıyor beni, bu akılla, bu vefayla, bu bilinçle(!) yönetilen ülkenin Camilerinde, Çanakkale hutbesinde tek kelime Mustafa Kemal adının geçmemesi..

Bu sadece bir kompleks değildir çünkü.. Bu, bildiğin, olamayacağı bir şeyin hasetidir..

Balık baştan kokar.. Ve balığın başı böyle olunca, kuyruktan amber mi bekliyorsunuz Allah aşkına?

**

Öylesine nankör bir 16 yıldır ki yaşadığımız, bu kafanın yönettiği günlerde, günlükçü paşanın mahdumunun yaptığı Çanakkale filminde bile figüranlık verdiler Mustafa Kemal karakterine.. Ve günlükçü paşanın silah arkadaşları, Ebedi Komutanlarına saygısızlık yapılan bu filmi sinemalarda izleyip, bir de utanmadan alkışladılar..

**

Oysa Cumhuriyet'in tohumunun atıldığı yerdir Çanakkale.. Cumhuriyet'e giden yolun ilk taşının döşendiği yerdir Çanakkale.. Çünkü "Size ölmeyi emrediyorum" diyen ses ile "Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz" diyen ses, aynı vicdandan, aynı yürekten çıkmıştır..

Ve o yüreği, büyük Türk Milleti'nin son devletini kurmaya götüren yolun başlangıcıdır Çanakkale..

Bunları bilmeyen.. Bilip de anlamayan.. Anlayıp da hasetinden çatlayan.. Çatlayıp da kafayı sıyıran ne kadar adam varsa, Çanakkale'de unutur 'MUSTAFA KEMAL' demeyi..

Unuttuklarından değildir aslında, unutmak isterler..

Millet edebiyatı yaparlar ama 'Mandacılık' yalakalığı yapan akıl hocalarının izinde, onlarca yıldır Türk Milleti'nin bu destanından nefret ederler..

Karanlıklarının üzerine doğan güneşi yok saymaları normaldir.. Çünkü, her daim karanlık isterler..

Ve onun içindir, Çanakkale'yi anlatan, içinde tek kelime Mustafa Kemal geçmeyen hutbe için, tek kelime etmezler 48 saattir..

100 yıl beklediler de, 48 saat mi susamayacaklar?

Sorun yok.. "Çanakkale Geçilmez" haykırışını, yandaş müteahhide yağlı ihale vererek "Çanakkale'yi geçtiğini" zanneden bu akılları çok da önemsememeli aslında..

100 yıldır Mustafa Kemal diyen bir Milletin evlatları olarak, 48 saattir nasıl söylüyorsak, 100 yıl daha söylemeye devam edeceğiz inşallah;

YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA..

**

Biz bugün, Mustafa Kemal'in gerçek silah arkadaşlarından, Çanakkale kahramanı Seyit Onbaşı'nın kabrinde olacağız..

Tel maşa apoletlerin kimlerin yanında olacağını zerre merak ediyorsam, Murat değilim..

  • Yorumlar 23
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları