AKP/AÇILIM/TEHDİT- 3

A+A-
Mehmet FARAÇ

Denize düşmenin tehlikeli işaretleri!!!

Aylar önceydi... Sosyal medyadaki bazı iddiaların ardından gazetelere de ilginç bir haber yansımıştı...
Aralarında eski AKP'liler ve Refah Partililer'in de bulunduğu bazı siyasiler, PKK'nın aşiretler üzerindeki etkinliğini kırmak için yeni bir parti kurma hazırlığına girmişlerdi...
İddiaya göre bu ekibin içerisinde PKK karşıtı bazı Kürt siyasilerle kimi Barzani yanlıları da vardı...
Ancak ne olduysa, bu operasyon başlatılmadan hasıraltı edildi!..
Çünkü bu tartışmaların başladığı anlarda AKP'nin içinden kopan Gelecek ve Deva, iktidar partisini erozyona uğratmak için en yoğun çabayı Doğu ve Güneydoğu'da sürdürüyordu...
Zaten iki partinin de Antep'ten Hakkari'ye kadar örgütlenmelerine bakıldığında, bir tarafta Şeyh- Molla çizgisinde farklı mürit yapılarını elinde bulunduran gruplar, diğer yandan da etnik siyasetin kullandığı aşiretlerle bazı tarikat ve cemaatler il ve ilçe örgütlerini parsellemişti...

Tarikat, cemaat, aşiret!..

Gelecek ve Deva'nın Kürt İslamcılarla etnik siyasetin kimi uzantılarının partileşme çabalarını pasifize eden örgütlenme hareketleri Doğunun aşiret yapısına göre de programlanmıştı... Örneğin; Urfa bölgesinde Arap kökenli aşiretler hem Deva, hem de Gelecek Partisi'nin içinde gruplaşmıştı...
Güneydoğu'nun bir kesiminde dinci Kürtler, bir kesimde ise Zaza grupları üzerinden yürütülen teşkilatlanma çabaları sadece yeni Kürt partisini pasifize etmemiş, AKP'yi de kaygılandırmış olmalıydı!..
Bu kaygıyı nereden çıkardın diye sorabilirsiniz...
Ancak bu sorunun yanıtları iki hat üzerinden ilerleyen sonuçlarla zaten kendini dışa vurmuştu...
İktidar partisi, erozyonu önlemek için Doğu ve Güneydoğu'da il başkanlarının büyük bölümünü değiştirdi, yeni atamalarda ise bölgenin etnik ve dinsel gruplaşma yapılarını daha fazla göz önünde bulundurmaya çalıştı...
Ancak AKP'ye oy kaybettiren sosyo ekonomik sorunların sadece tarikat, cemaat ve aşiret bağlantısı üzerindeki örgütlenmelerle perdelenemeyeceği anlaşılmış olmalı ki, "açılım" olarak tabir edilecek strateji daha da genişletildi...

Erozyonda sarsılan taviz!..

AKP bir yandan siyasi ataklarla muhafazakar, hatta dinci kesimleri etkilemek için farklı yöntemlere başvururken, radikal unsurlara da hoşgörülü davranacak adımlar attı...
Örneğin, Ayasofya'nın açılması ile tabana mesaj veren iktidar partisi, diğer yandan hem Andımız'ı yasaklatarak ve hem de Atatürk'ü devlet madalyalarından sildirerek cumhuriyet karşıtı kesimleri hoşnut etmeye çalıştı...
Bu arada Ayasofya imamı gibi, memur olmasına rağmen sosyal medya üzerinden propaganda yürütenlere de uzun süre sessiz kalan AKP, bir bölümü uzun süredir HDP'yi destekleyen tarikat ve cemaatleri safına çekebilmek için çarşamba günü yapılan kurultayda vitrine muhalif kesimleri rahatsız eden figürleri koymaktan kaçınmadı...
Bu kişiler sadece PKK açılımını destekleyen Orhan Miroğlu, Abdurrahim Fırat ve Abdurrahman Kurt gibi isimlerden ibaret değildi... Örneğin, bir 10 Kasım günü dinci Akit gazetesine "olmasaydın da olurduk" şeklinde utanç verici bir ilan veren Eyüp Özekin de AKP MYK'ya alınarak Atatürkçü kesimlere adeta meydan okunmuş oldu!..
Ancak toplumda AKP'nin "tarikat- cemaatler açılımı" olarak da nitelendirilen ürkütücü hareketleri bunlarla da kalmadı...
Milli Savunma Bakanı aksini söylese de; Harp Okulu'na giriş yönetmenliğinden "irticai faaliyetlerde bulunmamak" maddesinin çıkarılması tartışılırken, önceki gün de cübbe giymiş bir generalin fotoğraflarının medyaya yansıması ve buna sessiz kalınması toplumda infial yarattı...

Bocalama, savrulma, çırpınış!..

Aslında yukarıdaki icraatlar, AKP'nin derinlerde büyüyen huzursuzluğunu da gözler önüne seriyor...
Bu huzursuzluk yüzünden de toplumun önemli bir kesiminde tepki çekecek ataklar yapmaktan kaçınmıyor, pervasız davranarak en azından kemikleşmiş kitleleri safında tutacağını düşünüyor AKP...
İşte burada çok önemli sorular da yanıt arıyor;
- Anketlerde farklı rakamlarla yansıyan oy oranları AKP'yi gerçekten ürkütüyor mu?..
- Henüz çok zayıf olan ve Andımız'a yönelik tavırlarıyla tepki çeken Deva ve Gelecek gibi partiler iktidarı özellikle Doğu ve Güneydoğu'da zayıflatıyor mu?..
- AKP, 2023 seçimlerine iddialı hazırlanmaya çalışırken, tabandaki erozyonu bölücü- gerici unsurlara taviz vererek engelleyebileceğini mi düşünüyor?..
- Ortada MHP'nin hassasiyetleri varken, AKP kurultayında ortaya çıkan figürlerin PKK  yanlılığı ve Atatürk konusundaki düşmanlıkları Cumhur İttifakı'nı etkilemeyecek mi?..
Evet; yukarıdaki soruların yanıtları da, AKP'nin radikalleşen tutumunun asıl sebebi de, Cumhur İttifakı'nın kaderi de bu tehlikeli gidişatla nasıl olsa açığa çıkacak...
Ancak hiç kuşkunuz olmasın; bir yandan PKK ile mücadele ederken diğer yandan "PKK terör örgütü değildir" diyenleri MYK'ya alan AKP, bir taraftan da Andımız ve Atatürk'ü hedef alırken, bu yaklaşımı (MYK'ya Atatürk düşmanlarını alarak) daha keskin hale getirmesi ortada sinsi bir plan olduğunun da işaretleri...
Velhasıl, hem toplum hassasiyetleriyle çatışan, hem de terörle mücadele gibi kendi icraatlarıyla çelişki içine düşen AKP, oy kaybetmenin kaygısıyla bocalarken,  "denize düşen yılana sarılır" algısında çırpınmaktan da kurtulamıyor!!!
YARIN; Türkiye nereye gidiyor, muhalefet ne yapmalı?..

 

Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
      Tüm Hakları Saklıdır ©
      Yeni Çağ Gazetesi

      İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel: (0212) 452 40 40
      Faks: (0212) 452 40 58